Haberler
“Emekliye Promosyon Ödemeleri Mart Ayında Başlayacak”
- Tarih
- Etiketler#Haber
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, Büyükanne Projesi'ne ilişkin, "İlk kriterimizde hak etme taleplerinde, annenin asgari ücretin 2 mislinden fazla maaş almıyor olması... 2 asgari ücreti geçmeyen geliri olan aileleri önce proje bazlı değerlendireceğiz. Büyükanne Projesi'nde verilecek miktarı şu an net asgari ücretin yüzde 30'u gibi düşünüyoruz. Yaş kriteri olarak 65 yaşı düşünüyoruz ama burada şu an bu kararı vermiş değiliz." dedi.Müezzinoğlu, İstanbul'da ekonomi muhabirleriyle bir araya geldiği toplantıda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, Büyükanne Projesi'nde yer alma kriterlerine ilişkin bilgi verdi.Müezzinoğlu, "Emekli ya da değil, büyükannenin bu anlamdaki ekonomik koşulları bizim gündemimiz dışında. Birinci kriter, büyükannenin aile tarafından çocuğuna bakımının arzu edilip edilmemesi... İkincisi, bu büyükannenin bir çocuğa bakacak sağlık koşullarının olup olmaması... Hakikaten sağlıklı, bir çocuğa bakma dinamizmi varsa, değerlendirmelerden sonra ekonomik koşulları ne olursa olsun, o desteği vereceğiz." şeklinde konuştu.Projede yer almanın diğer kriterlerini sıralarken de Müezzinoğlu, şunları kaydetti:"İlk kriterimizde hak etme taleplerinde, annenin asgari ücretin 2 mislinden fazla maaş almıyor olması... 2 asgari ücreti geçmeyen geliri olan aileleri önce proje bazlı değerlendireceğiz. Büyükanne Projesi'nde verilecek miktarı şu an net asgari ücretin yüzde 30'u gibi düşünüyoruz. Yaş kriteri olarak 65 yaşı düşünüyoruz ama burada şu an bu kararı vermiş değiliz. Birinci önceliğimiz ailenin yaptığı talebi, aile 'benim annem bakabilir' dediğinde eğer biz de sağlıklı buluyorsak, yaşa takılarak değil, diğer koşulların uyması halinde değerlendireceğiz. Tek kriter yaş olmayacak."Öncelikle pilot illerde uygulanacak projenin finansmanının yüzde 50'sini bakanlığın, diğer bölümünü ise pilot illerdeki oda ve sendikaların üstleneceğini belirten Müezzinoğlu, bu oda ve sendikaları protokol imzalarken açıklayacaklarını, ailenin büyükanne ile aynı evde yaşama gibi koşullarının başvuruları etkilemeyeceğini söyledi."(Büyükanne Projesi) Kent dağılımları pazartesi günü netleşecek"Mehmet Müezzinoğlu, Büyükanne Projesi'nde pilot iller olarak İstanbul ve Bursa'nın kesinleştiğini, Kayseri ve Denizli gibi ilave edilecek illerle kent dağılımlarının pazartesi günü netleşeceğini, 5 bin aileyi kapsayacak pilot projenin son şeklinin pazartesi günü belirleneceğini duyurdu.Müezzinoğlu, bakanlık olarak yaptıkları çat kapı ziyaretlerin özellikle bürokrasi için faydalı, bu ziyaretlerin vatandaşların sorunlarını bilmek ve çözüm sunmak adına yapılacak çalışmalar için de çok önemli olduğunu vurguladı.Kamu ile özel sektör çalışanları arasındaki ücret, kesinti ve emeklilik gibi farklılıklarla ilgili bir çalışmanın olup olmadığına yönelik soru üzerine Müezzinoğlu, konuya ilişkin daha önce bir çalışma yaptıklarını ancak Anayasa Mahkemesinin "Kamu çalışanı ya da devlet personeli ile özelde çalışan işçileri aynı statüde değerlendiremezsiniz" şeklinde gerekçeli karar verdiğini anımsattı.Bu durumdan vicdani olarak rahatsız olduğunu dile getiren Müezzinoğlu, yeni anayasa yapılmadığı takdirde bu gibi sorunların köklü çözümlerinin çok kolay olmadığını vurguladı. AK Parti hükümetleri olarak bu kapsamda "Kamu Çalışanı Reformu" başlığı altında bir çalışma yürüttüklerini belirten Müezzinoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Şu an çalıştaylar yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu çalıştaylara üniversitelerimiz, yerel yönetimler, sendikalardan katılımcılarla, kamu çalışanının tarifini yapmamız lazım. Şu an kamuda çalışan, 657'nin ayrı, sözleşmelilerin ayrı, kısmi zamanlıların ayrı statüsü var. Böyle bir yamalı bohça... Hepsi de birbirinden farklı, herkesi dinliyoruz, hepsi haklı... Ortak bir statüye dönüştürecek köklü bir çalışmayı inşallah bu referandumdan sonra kamuoyuna deklare edecek noktaya geliriz. Zaman koymak kolay ama başarabilmek kolay değil. 2017 yılında bu anlamda kamuoyuna deklare edebileceğimiz bir taslağın oluşmasını hedefliyoruz.""Verdiğimiz desteklerin kalıcı istihdama katkısı 2016'da yüzde 65'in üzerinde"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu, bakanlığın yaptığı istihdama katkı çalışmaları çerçevesinde elde edilen sonuçların kalıcı istihdama yansımasının yüzde 65'in üzerinde gerçekleştiğini belirterek, "Verdiğimiz, işbaşı eğitimler, girişimci ve diğer desteklerin kalıcı yansıması 2016'da yüzde 65'in üzerinde." dedi.Müezzinoğlu, 30 günlük kıdem tazminatı ile işverenin ve sendikaların duruşu arasında fark olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:"Bizim 'burada yüzde 10'luk bir kayba razı olacağız veya bunu yakaladığımızda bunu düzenleyeceğiz' dediğimiz hadise şu; şu an bizim işçimizin yüzde 75'i kıdem tazminatından istifade edemiyor. Dörtte üçlük bir kesim kıdem tazminatından yararlanamazken, dörtte birlik kesimin 'Ben ideal koşulları yakaladım, ne olursa olsun vazgeçmem' diyerek, bunu daha uzun süreye yayması çok güçlü bir mağduriyete rıza göstermektir. Bizim formülümüz, mevcut haklarının kaybolmasını istemeyenler, bu mevcut haklarla devam edebilir. Ama bundan sonra sisteme girecek olanlar için hak kaybı olmayacak yüzde 100'lere giden bir sistemi oluşturmamız lazım. Dün bir örnek geldi, 'yüzde 25'lik garantide oluyorum' diyen kitle de aslında yüzde 100 garantide değil. 'Bizim işveren iflas etti, biz 1 yıldır iflas ettiği için alamıyoruz, bize yardımcı olun' dediler. Bir defa işçinin biriken haklarının işverenin cebinde ya da kasasında devam ediyor olmasının her zaman bir riski var. 10 yıl sonra hangi işverenin hangi noktada olacağını hangi çalışan biliyor ki?O nedenle işçinin alın terinin güvenli, hakkaniyetli bir fonda toplandığı, 5 yıl beklediğinde hangi haklarının, 10 yıl fonda kaldığında hakları ne kadar artıyor, 15-20 yıl kaldığında hakları ne kadar artıyor konularının şeffaf şekilde takip edilebileceği, çıkmak isteyenlerin haklarını bilerek kendi iradesiyle çıkabileceği bir yapının olması gerek. İnşallah bu yıl kıdem tazminatını, mevcut haklarının nerede iyi olduğuna inanıyorsa o fonda kalma hakkını da tanıyan bir sistemi çalışanlarımızın karşısına getirmeyi düşünüyoruz. Yeni sistemde 25 günde hemfikir olduysak bundan sonra gelenlerin 25 günden gidecek ama eski olanlar 30 günle devam etmek isterse edebilir ama yarın bir gün işvereniyle bir sıkıntı yaşadığında o sıkıntıyı da göğüslemeyi göze alacak. Bu fon gibi garanti değil."Fonun hakkaniyetli olması gerektiğini, söz konusu yüzde 10'luk geri gitmeyi göze aldıklarını belirten Müezzinoğlu, mevcut sistemde kıdem tazminatı alamayan yüzde 75'lik kesimin yüzde 100 kayıpta olduğunu söyledi."Yaklaşık 5-5,5 milyar liralık bir promosyon ödemesi olacak"Mehmet Müezzinoğlu, emekliler için promosyon konusuna değinirken, gelecek hafta bu çerçevedeki protokolün imzalanacağını, imzaların ardından özel ve kamu bankalarının yol haritalarını müşterilerine deklare edeceğini bildirdi.Müezzinoğlu, 11,5 milyon emeklinin tamamının mart ayında promosyonu alıp almayacağına ilişkin soru üzerine de şunları kaydetti:Bu bir planlama gerektiriyor. 11,5 milyonun başvuruları, banka tercihleri, bankasını değiştirmesi gibi planlamaları banka ile emekli arasındaki süreç belirleyecek. Yaklaşık 5-5,5 milyar liralık bir promosyon ödemesi olacak. Burada bir takvimlemeyi bankalar kendi aralarında ya da müşterilerine sistematiği deklare edecekler. Ama mart ayında başlayacak, en son 3 ay içinde de ödenmiş olmasını istiyoruz. Mart-nisan-mayıs aylarında promosyon hak edenlerin tamamının promosyonlarını almış olmasını protokolde istiyoruz."Öğrencilere staj dönemlerinde verdikleri desteklere değinen Müezzinoğlu, emeklilik için yaş bekleyenlere ilişkin şu görüşleri dile getirdi:"Yaşı bekleyenler beklemeye devam edecek. Bunu daha önce de söyledim. Benim için çok kolay bir cümle değil. Avrupa'da hangi ülkeyi alırsanız alın, OECD ülkelerinin tamamında en alt emeklilik yaşı 65'tir. 64,5 yaşının altında emekli bulamazsınız. Bizde 37 yaşında emeklilerimiz var. OECD üyesi ülkelerin ortalama emeklilik yaşı 72. Bizim şu anda yeni yeni 52 oldu. 49'lardan 52'ye geldik. 2023'te bu 55'lere geliyor. Hedefimiz 2036'da 58'lere, 60'lara gelmek. 2046'da ancak 65'e geleceğiz. OECD üyesi ülkeler emeklisine ortalama 17 yıl maaş öderken, biz 27 yıl maaş ödüyoruz. Evet benim de gönlüm vermekten yana ama kimden neyi veriyoruz, bize kaybettiği, ödettiği bedel ne? Onu hep beraber paylaşmamız lazım."Müezzinoğlu, taşeron konusunu "Kamu Çalışanı Reformu" çerçevesinde bütüncül biçimde çözme gayretinde olduklarını, konuyu özellikle referandum sürecinde tartışmayı doğru bulmadığını, reel bir zamanda sağlıklı bir çözümü nisan ve mayıstan sonra değerlendireceklerini bildirdi."İşsizlik Fonu'ndan yararlananlar 61 bine indi"Mehmet Müezzinoğlu, İşsizlik Fonu'ndan yararlananların sayısının 2016 sonu itibarıyla 70 bin iken, dün rakamın 61 bine indiğini belirterek, "2002-2016 arası 5 milyon 60 bin kişiye 14 milyar lira, 2016'da 785 bin kişiye 2,7 milyar lira işsizlik ödeneği verilmiş." dedi.Grev ertelemeleri konusunda yapılan eleştirilere de değinen Müezzinoğlu, iki ertelemeden birinde ertesi gün uzlaşıldığını, şu an bir sektörde yapılan ertelemenin stratejik alanlara ürün üreten bir sektör olması dolayısıyla gerçekleştiğini, gerek sendika gerekse işverenle görüşmeleri devam ettirdiklerini bildirdi.Bu yıl en önemli çalışma alanlarından birinin de kayıt dışılıkla mücadele olacağına dikkati çeken Müezzinoğlu, işçilere, işverenlerin SGK'sını ödeyip ödemediğine yönelik ALO 170'i arayarak öğrenme çağrısında bulundu. Müezzinoğlu, bu şekilde haksızlığa uğrayan işçilerin mücadelesini verip davasını açıp takip edebileceğini de söyledi."58 milyon seçmene hepimiz saygı duymak zorundayız"Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, bir gazetecinin son dönemde özellikle sosyal medyada referandum ile ilgili "evet" ve "hayır" kampanyalarına ilişkin sorusu üzerine, iki slogan cümleye dün kendisinin de baktığını söyledi.Müezzinoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Birincisi 'Güçlü Türkiye için evet diyorum', diğeri 'Aydınlık Türkiye için hayır diyorum.' Kampanyanın temel ayakları bu iki bazda oluşuyor. Büyük bir ülkeyiz, 80 milyon ülke insanının çok farklı zenginlikleri ve çok farklı özellikleri var. Çatıştırmadan ve yıpratmadan, ülke için doğru olan vicdani kanaat, bu referandumda her insanın hak ve hukuku olarak sandığa yansıyacak. 'Evet' diyeni suçlu, hakir, hain gören bir anlayış ne kadar büyük yanlışsa, 'hayır' deme arzusunda olan bir vatandaşımızı da suçlu ve hakir görmeyi doğru bulmam. Bu milletin gelecekteki yönetim sistematiği ile ilgili değerlendirmeyi 58 milyon seçmen yapacak. 58 milyon seçmene hepimiz saygı duymak zorundayız.Ben 1970 yılından beri mevcut sistemin bu millete ödettiği bedelleri çok boyutlu olarak gözlemledim veya yaşadım. Parlamenter sistemin tabii ki artıları var ama ciddi dezavantajları ve ne yazık ki anayasadan kaynaklanan, milletin hak ve hukukuna müdahale eden kurumsal yapılar var. Birileri Milli Güvenlik Kurulunda, birileri Anayasa Mahkemesinde, birileri hukuk sisteminde, birileri STK ile oluşturulan yapılarda bu milletin kaderi ile oynamayı marifet zannetti ve başardı. Bunları kimse yok farz edemez. 411 milletvekili üniversitelerdeki başörtüsü sorunu ile ilgili yasal değişiklik yaptı, Anayasa Mahkemesi 'hayır' dedi. Bunun neresi demokrasi?""AKP ile MHP 'bu sıkıntıyı millete götürelim' dedi"Mehmet Müezzinoğlu, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanlığı seçilme döneminde 367 diye bir rakamın icat edildiğini, CHP'nin bunu Anayasa Mahkemesine götürdüğünü, Anayasa Mahkemesinin de bu kararı onayladığını belirterek, bunların demokrasi, hukuk ve milli irade ile alakalı olmadığını, milletin kaderi ile kapalı kapılar ardında oynandığını söyledi.Böyle bir sistemin yanlışlıklarının yok farz edilemeyeceğini belirten Müezzinoğlu, şunları kaydetti:"Yeni getirilen bu sistemin artılarını, eksilerini herkes kendi vicdanında tartışır ama birilerini suçlu gören, hakir gören, hele hele hain gören bir anlayışı doğru bulmuyorum, demokrasi ve milli irade vicdanı ile örtüştüremiyorum. Parlamentoda AKP ile MHP ne yaptı? 'Bu sıkıntıyı millete götürelim' dedi. 'Sıkıntıyı millete götürelim' diyen bir yapıya CHP, 'cesedimizi çiğnersiniz, kan akar' dedi ve 'milletin kürsüsünü koruyoruz' eylemi yaptı. Peki orada AKP, MHP, milletin kürsüsünün hak sahibi değil mi? Peki milletin kürsüsünü AKP ve MHP nereye götürüyor? Millete götürüyor, başka bir yere götürmüyor. Kapalı güç odaklarına, vesayetsiz sisteme götürmüyor. Tam aksine millete götürüyor. Sen millete giden sistemin daha farklı olması ile ilgili ne öneriyorsun?Başbakanımız söyledi CHP'ye. 'Sizin de öneriniz ne ise onu getirin, millete ikisini soralım' dedi. Ona da gelmiyorsun. Bu milletin kaderi ile ikide bir birileri oynayamamalı. Süreç huzur içinde, birbirimize değer verip, saygı duyarak, fikirlerimizi, artılarını, eksilerini samimiyetle tartışarak geçireceğimiz bir süreç olmalı. En büyük hakem millettir. Biz de en büyük hakeme nisan ayında gideceğiz
Bu belgenin yazdırılabilir sürümü ücretli üyelere özeldir — https://isverenim.skyside.com.tr/mevzuat/f6bf0520-c9cf-432e-9330-7a99a7c5d6cd