isverenim.com
Yayınlar

Yemek Bedelinin Hukuki Niteliği Üzerine Bir Değerlendirme

  • Tarih
  • Hazırlayan
"Yemek Bedelinin Hukuki Niteliği Üzerine Bir Değerlendirme" başlıklı makalemize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Ekli belgeler

PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗
Ekli belgenin metni: Makale (PDF)

YEMEK BEDELİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

1. GİRİŞ

Çalışanların beslenme ihtiyacının karşılanması amacıyla yapılan ödemeler işyerlerinde farklı

biçimlerde karşımıza çıkar: işveren tarafından doğrudan yemek verilmesi, nakit ödeme, yemek kartı

veya yemek kuponu uygulaması bunların başlıcalarıdır. Aynı ödemenin iş hukuku, gelir vergisi hukuku

ve sosyal güvenlik hukuku bakımından aynı sonucu doğurup doğurmayacağı ise uygulamada sıkça

karıştırılan bir konudur.

Bir ödemenin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması, o ödemenin prime esas kazanca da dahil

edilmesi gerektiği anlamına gelmez; tersi de doğru değildir. Bu çalışmada yemek bedelinin her bir

hukuk dalındaki konumu ayrı ayrı ele alınacak, özellikle 2026 yılında sosyal güvenlik mevzuatında

yaşanan köklü değişiklik üzerinde durulacaktır.

2. İŞ HUKUKU BAKIMINDAN YEMEK BEDELİNİN NİTELİĞİ

A. Asıl Ücret - Giydirilmiş Ücret Ayrımı

4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinde ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya

üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Bu tanım uygulamada

asıl yani çıplak ücret olarak adlandırılır ve ikramiye, prim, sosyal yardım gibi yan menfaatleri kapsamaz.

Geniş anlamda, diğer bir ifadeyle giydirilmiş ücret ise asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan ikramiye,

prim, komisyon gibi ödemelerle sosyal yardım niteliğindeki yemek, yol, giyim, yakacak, konut gibi

parasal veya para ile ölçülebilen menfaatleri de içerir.

B. Yemek Bedelinin Sosyal Yardım Niteliği ve Ödeme Şekilleri

Yemek yardımı, işçinin işyerinde geçirdiği süre boyunca beslenme ihtiyacını karşılamaya yönelik bir

menfaattir. Ödenip ödenmeyeceği iş sözleşmesiyle kararlaştırılabileceği gibi işyeri uygulamasıyla da

yerleşebilir. İş Kanunu bu yönde işverene genel bir yükümlülük yüklemez; ödeme dayanağı çoğu zaman

sözleşme veya fiili uygulamadır. Ödeme biçimi de çeşitlilik gösterir: nakit, ayni yemek, yemek kartı veya

yemek kuponu şeklinde yapılabilir. Bu çeşitlilik, aşağıda görüleceği üzere sosyal güvenlik hukuku

bakımından belirleyici bir ayrım noktası haline gelmiştir.

3. KIDEM TAZMİNATINA ETKİSİ

Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.10.2020 tarihli kararında, kıdem tazminatına esas ücretin tespitinde

asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin de dikkate alınması

gerektiği, bu kapsamda ikramiye, devamlılık arz eden prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, servis

yardımı ve yemek yardımının giydirilmiş ücrete dahil edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.1

Karar yeni bir ilke koymamakta, Yargıtay'ın kıdem tazminatına ilişkin yerleşik içtihadını yemek

yardımı özelinde uygulamaktadır. Burada altı çizilmesi gereken nokta şudur: bu sonuç yalnızca kıdem

tazminatının hesap tarzına ilişkindir ve sosyal güvenlik mevzuatındaki prime esas kazanç kavramına

doğrudan taşınamaz. İki kavramın dayanağı farklı kanunlardır, amaçları farklıdır, kapsamları da öyle.

1

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2020/5964, K. 2020/13100.

Sayfa 1 / 3

4. GELİR VERGİSİ KANUNU BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

Gelir Vergisi Kanununun 61 inci maddesinde ücret, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak

çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler

olarak tanımlanmıştır. Bu tanım Kanunun 1 inci maddesindeki "gerçek kişilerin gelirleri" ölçütüyle

birlikte okunmalıdır. Dolayısıyla Gelir Vergisi Kanunu bakımından ücret sayılan bir ödemenin başka bir

kanunda da aynı sonucu doğuracağı önceden varsayılamaz.

Yemek bedeli, Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında kendine özgü bir istisna rejimine tabidir. 2026

yılında uygulanacak günlük yemek bedeli istisnası 300 TL olarak belirlenmiştir.2 İstisna sınırını aşan

kısım ise ücret olarak vergilendirilir.

5. SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME

A. 5510 Sayılı Kanunda Ücret Tanımı ve Prime Esas Kazanç

5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde ücret, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri

kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve

süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmıştır. Bu tanım kendi başına yemek bedelinin

durumunu çözmez; zira giydirilmiş ücrete ilişkin herhangi bir açıklık içermez. Kanunun 80 inci maddesi

ise prime esas kazancın kapsamını ayrıca ve özel olarak düzenlemiş, bazı ödemelerin belirli koşullarla

prime esas kazanç dışında tutulacağını hükme bağlamıştır. Sonuç olarak bir ödemenin iş hukuku

bakımından geniş anlamda ücret sayılması, onu kendiliğinden prime esas kazanç haline getirmez;

belirleyici olan 80 inci maddedeki özel hükümlerdir.

B. Danıştay İptal Kararı ve Ayni-Nakdi Ayrımının Doğuşu

Konunun seyrini değiştiren gelişme Danıştay 10. Dairesinin 08.05.2024 tarihli kararıdır. Daire,

Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 97 nci maddesinin 7 nci fıkrasının (a) bendini ve buna dayalı

genelge hükümlerini iptal etmiştir. Kararın gerekçesi özetle şudur: yemek yardımının ayni mi yoksa

nakdi mi olduğuna bakılmaksızın tek bir istisna rejimine tabi tutulması hukuka aykırıdır. Sigortalıya

yalnızca yemek alımına özgülenmiş bir araçla, örneğin işyerinde yemek verilmesi ya da sadece yemek

satın almaya yarayan kart veya kupon ile sağlanan yardım ayni yardım sayılmalı ve herhangi bir tutar

sınırı aranmaksızın prime esas kazanç dışında tutulmalıdır. Buna karşılık nakde çevrilebilen veya başka

amaçlarla kullanılabilen ödemeler nakdi yardım sayılır ve yalnızca Kurumca belirlenen günlük tutara

kadarki kısmıyla istisnadan yararlanır.3

Bu ayrım, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin değişikliğiyle mevzuata işlenmiştir.4 Nakdi yemek

bedelinde günlük istisna tutarı, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun 05.12.2024 tarihli ve

2024/509 sayılı kararıyla 2025 yılı için 158 TL olarak belirlenmiş; bu tutar 2026 yılı başında

yayımlanan Genelgeyle değiştirilmeksizin, 17.04.2026 tarihine kadar aynen uygulanmaya devam

etmiştir.5 Yalnızca yemek alımına özgülenmiş kart ve kupon uygulamaları ise bu dönem boyunca tutar

sınırı aranmaksızın istisna kapsamında kalmıştır.

C. 7577 Sayılı Kanunla Getirilen Değişiklik

Sürecin son ve en belirleyici halkası 7577 sayılı Kanundur. Bu Kanunla, yemek bedeli istisnası

yönetmelik düzeyinden çıkarılıp doğrudan 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının

(b) bendine (9) numaralı alt bent olarak eklenmiştir: "İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek

verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan

kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmaz." Aynı hükme göre bu tutar, izleyen yıllarda 213 sayılı Vergi

2

31.12.2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 332 seri no'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği.

Danıştay 10. Dairesi, E. 2023/170, K. 2024/1853.

4

02.12.2024 tarihli ve 32740 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair

Yönetmelik.

5

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, 07.01.2026 tarihli ve 2026/2 sayılı Genelgesi.

3

Sayfa 2 / 3

Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme

oranında artırılarak uygulanacaktır.6

Uygulamanın usul ve esasları Sosyal Güvenlik Kurumunun 2026/12 sayılı Genelgesinde

açıklanmıştır.7 Ay içinde fiilen çalışılan gün sayısının 300 TL ile çarpılması suretiyle aylık istisna tutarı

bulunur, ödenen yemek bedelinden bu tutar düşülerek prime esas kazanca dahil edilecek kısım

hesaplanır. İşyerinde veya müştemilatında yemek verilen sigortalılar bakımından ise istisna herhangi

bir tutar sınırı olmaksızın uygulanır; sınır yalnızca işyeri dışında sağlanan yemek hizmetleri için

geçerlidir.

Değişikliğin pratik sonucu iki yönlüdür. Birincisi, istisna artık Kurum Yönetim Kurulunun takdirine

bağlı bir tutar değil, doğrudan kanun metninde yer alan ve yasal bir endeksleme mekanizmasına

bağlanan bir tutardır; bu da hukuki güvenlik bakımından önemli bir kazanımdır. İkincisi, Danıştay

kararıyla doğan ayni-nakdi ayrımı varlığını korumaktadır: kanun koyucu bu ayrımı ortadan

kaldırmamış, yalnızca nakdi/nakde çevrilebilir ödemelere uygulanan sınırın kaynağını yönetmelikten

kanuna taşımıştır.

6. YARGITAY UYGULAMASI VE PRİME ESAS KAZANCIN DÖNEMSELLİĞİ

Prime esas kazancın hangi ayın matrahına dahil edileceği de ayrı bir tartışma konusudur. Yerleşik

Yargıtay uygulamasına göre, ücret dışındaki kazançların ödenmesi halinde bu ödeme yapıldığı ayın

prime esas kazancına, ödenmemişse hak edildiği son ayın kazancına mal edilir. Bu usul kuralı, yemek

bedelinin ücret dışı bir ödeme olarak kabul edilmesinin doğal bir uzantısıdır: madem yemek bedeli 80

inci madde kapsamında özel bir rejime tabidir, dönemselliği de o rejimin mantığına göre belirlenmelidir.

7. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Yemek bedelinin hukuki niteliği tek bir tanımdan hareketle çözülecek bir mesele değildir. İş hukuku

bakımından giydirilmiş ücretin bir unsuru olabilir; gelir vergisi bakımından kendine özgü bir istisna

rejimine tabidir; sosyal güvenlik hukuku bakımından ise belirleyici olan 5510 sayılı Kanunun 80 inci

maddesi ile bu maddeye 7577 sayılı Kanunla eklenen özel hükümdür. Üç rejimin aynı ödeme için farklı

sonuçlar öngörmesi çelişki değildir; her hukuk dalının kendi amacı doğrultusunda özerk biçimde

düzenleme yapmasının doğal sonucudur.

Uygulamacı açısından pratik sonuç nettir. Bir işyerinde yemek bedeli ödemesinin bordroya nasıl

yansıyacağı sorusu üç ayrı hesap gerektirir: kıdem tazminatı için giydirilmiş ücrete dahil edilip

edilmeyeceği, gelir vergisi için günlük 300 TL sınırının aşılıp aşılmadığı, prime esas kazanç için ise

ödemenin ayni mi nakdi mi olduğu ve günlük 300 TL sınırının aşılıp aşılmadığı. Bu üç hesabı tek bir

"yemek parası ücret midir" sorusuna indirgemek gerek denetim gerekse bordro uygulamasında hataya

açık bir yaklaşımdır. 2026 yılındaki değişiklik bu üç rejim arasındaki mesafeyi kapatmamış, sosyal

güvenlik hukukunun kendi ayni-nakdi ayrımını kanun düzeyinde pekiştirmiştir.

BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ

6

17.04.2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7577 sayılı Kanun, m. 10.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, 07.05.2026 tarihli ve 2026/12 sayılı "İşveren İşlemleri" Genelgesi.

7

Sayfa 3 / 3

1.839 okunma
Bu belgenin yazdırılabilir sürümü ücretli üyelere özeldir — https://isverenim.skyside.com.tr/makale/8923