İşçinin İşe Geç Gelmesi Halinde Ücretinden Kesinti Yapılabilir Mi?
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞÇİNİN İŞE GEÇ GELMESİ HALİNDE ÜCRETİNDEN KESİNTİ YAPILABİLİR Mİ?
İşçinin yükümlülüklerinin kapsamını, bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile yasal düzenlemeler
belirlemektedir.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesinde ücret ve ücretin ödenmesi: “Genel anlamda ücret
bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen
tutardır.” şeklinde tanımlanmıştır.
6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 393 üncü maddesinde ise, “İşçinin, işverene bağımlı olarak
belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret
ödemeyi üstlendiği sözleşmeye, iş sözleşmesi denir.” hükmü yer almaktadır.1
İş sözleşmesinin en belirgin unsurları; iş görme, bağımlılık, zaman ve ücret unsurlarıdır.
Bu unsurlar içinde zaman unsuru iş sözleşmesinin en tipik unsurudur. İş sözleşmesi sürekli bir
iş görme sözleşmesidir. İşçinin işverenin emrinde tam süreli ya da kısmi süreli çalışmasına bakılmaksızın,
bu unsur daima ön plandadır. İş sözleşmesinde zaman unsuru çalışma süresinin belirlenmesinde söz
konusu olur. İşçinin işverenin emri altındaki çalışma süresi onun günlük çalışma süresinin tamamını
kapsayacağı gibi haftada bir gün ya da birkaç gün belirli saatlerde çalışmayı da kapsayabilir. Burada
önemli olan işçinin, sözleşmede üstlenmiş olduğu zamanın tamamını işverenin emrine sunup ona bağlı
olarak çalışmasıdır.2
Buna göre işçinin, haklı bir gerekçesinin veya işveren tarafından kabul edilebilir mazeretinin
olmaması halinde; işe geç gelerek eksik çalıştığı sürelerin toplanması yöntemiyle günlük, haftalık,
aylık ücretinde kesinti yapılabilmesi mümkündür. İşçi, İş Kanunu’nda yer alan ya da iş sözleşmesinde
belirlenmiş olan çalışma sürelerine uygun olarak işverenin emir ve talimatlarına bağlı olarak iş görmek
zorundadır. Aksi takdirde iş görme ediminin karşılığı olan ücretini tam olarak alamaz. Ücret bir iş karşılığı
olup, çalışılmayan süre için ücret istenemez.3
İşçinin ücret ödeme biçiminin maktu aylık olması da aynı sonucu doğuracaktır. 4
Bir örnekle açıklayalım. İşçi A işverenle arasındaki sözleşme uyarınca, işyerinde haftada 45 saat,
6 gün ve ara dinlenmesi düşüldükten sonra günde 7,5 saat çalışmaktadır. İşçi A’nın pazartesi, salı,
çarşamba ve cuma günü işe 1‘er saat geç geldiğini farz edelim. İşçi A bu durumda, ilgili haftada 4 saat eksik
ücret alacaktır. Aylık ücretin brüt 3000 TL olduğunu farz edelim. 3000/225=13,33 TL. Brüt/Saat
ücretidir. İşçiden ücret ödemesi yapılırken 4 x 13,33= 53.32 TL. Brüt ücret kesintisi yapılacaktır. Bu
kesinti işçi A’nın o hafta eksik çalışmasından kaynaklanmaktadır.
Nitekim, çalışma yaşamında işyerlerinde, işçilerin günlük çalışma sürelerinin (işe başlama ve işten
çıkış saatlerinin) ve dolayısıyla eksik çalıştığı sürelerinin PDKS sistemiyle (Personel Devam Kontrol
Sistemi) yakından kontrol edildiği, buradan elde edilen çalışma saatlerine ilişkin verilerin puantaj
kayıtlarına ve ücret bordrolarına yansıtıldığı görülmektedir.
İşveren “yönetim hakkı” çerçevesinde; işyerinde işin başlama ve bitiş saatleriyle ara dinlenme
saatlerini belirleyerek, işçilerinin bu çalışma ve dinlenme saatlerine uygun hareket edip etmediğini
1 Prof Dr.Fikret Eren Borçlar Hukuku Yetkin Yayınevi Ankara 2019 S.541
2 Prof Dr.Fikret Eren Borçlar Hukuku Yetkin Yayınevi Ankara 2019 S.541
3 Y.9.HD.21.11.2012-7547/21908-
4 Av.Ergun İnce Çalışma Hukuku Artı Ltd.Şti. İstanbul 1988 S.138-139
Sayfa 1 / 2
kontrol etmekte; herhangi bir aykırılık halinde sözleşme ve kanun hükümleri çerçevesinde gerekli iş ve
işlemleri yapma hakkına sahip bulunmaktadır.
Bununla birlikte, işçinin haksız ve mazeretsiz işe geç gelmesi hususunda ispat yükümlüğü
işverene aittir. Ayrıca, işyerinin uzaklığı, işe gidip gelme olanakları vb. gibi nedenlerle makul sayılabilecek
nispeten kısa süreli işe gecikme durumlarının göz ardı edilmesi ve sistemin buna göre kurgulanması;
işveren tarafından “yönetim hakkının” Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci ve 3 üncü maddesinde yer alan
“dürüstlük ilkesine” ve “iyi niyet ilkesine” uygun kullanıldığının da bir göstergesi olacaktır.
Yukarıda belirtilen Medeni Kanun hükümleri uyarınca, “Herkes haklarını kullanırken ve
borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye
kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl
olan iyi niyetin varlığıdır.”
İşçi tarafından da, iş görme edimi dürüstlük kuralının gerektirdiği şekilde ifa edilmelidir. 5
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 2 / 2