isverenim.com
Yayınlar

Göreve/İşe İade Edilen Memur Veya İşçi Personelin Boşta Geçen Sürelerdeki Özlük Haklarının Kendilerine Verilmesi Halinde Bu Süreler Hizmetten Sayılmakta Mıdır?

  • Tarih
  • Hazırlayan
"Göreve/İşe İade Edilen Memur veya İşçi Personelin Boşta Geçen Sürelerdeki Özlük Haklarının Kendilerine Verilmesi Halinde Bu Süreler Hizmetten Sayılmakta Mıdır?" başlıklı makalemize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Ekli belgeler

PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗
Ekli belgenin metni: Makale (PDF)

GÖREVE/İŞE İADE EDİLEN MEMUR VEYA İŞÇİ PERSONELİN BOŞTA GEÇEN

SÜRELERDEKİ ÖZLÜK HAKLARININ KENDİLERİNE VERİLMESİ HALİNDE BU

SÜRELER HİZMETTEN SAYILMAKTA MIDIR?

Muhtelif tarihli kanun hükmünde kararnameler ile kamu görevinden çıkarılan bazı

kamu görevlilerinin görevlerine iade edildiği, bu hüküm düzenlenirken bu kapsamda

göreve başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıktan göreve başladıkları tarihe kadar

geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal haklarının ödeneceği belirtilmiştir.

Anayasanın "Kamu hizmeti görevleriyle ilgili hükümler" başlıklı bölümünde yer alan

128’inci maddesinin ikinci fıkrasında "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin

nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri

ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmü getirilmiştir.

Kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da

herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Daha özet bir ifadeyle,

kamusal faaliyetin yürütülmesine katılan kişiye kamu görevlisi denilmektedir. Bu

anlamda Cumhurbaşkanından kamu işçisine kadar herkes kamu görevlisi

sayılabilmektedir. Bu tanıma gönüllü veya zorla hizmete alınanlar, ücret karşılığında

çalışanlar, kadrolu veya kadrosuz çalışanlar, idare hukukuna tabi olarak çalışanlar, silahlı

kuvvetler mensupları, üniversite öğretim üyeleri, memurlar, işçiler, kamu hizmetinin

gerektirdiği, sürekli ve asli işlerde çalışanlar ve sözleşmeli personel girmektedir.

Tanımdan, kamu görevlisi kavramına ilişkin iki unsur öne çıkmaktadır. Buna göre

bir kişinin kamu görevlisi sayılması için öncelikle bir kamusal faaliyetin varlığı, ikinci

olarak o kişinin kamusal faaliyete katılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, kamu

görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir

surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1’inci maddesinde "Bu Kanun, Genel ve

Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin

kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan

fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan

memurlar hakkında uygulanır. Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda

belirtilen özel hükümler uygulanır..." hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanunun 4’üncü maddesine göre, kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli

personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür. İşçiler, ilk üç kategori dışında kalan

kişilerdir. Bunlar hakkında Devlet Memurları Kanunu hükümleri uygulanmaz.

Sayfa 1 / 3

Bu Kanuna tabi kurumlar dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramazlar.

Böylece Devlet Memurları Kanunu, kamu kuruluşlarında da özel kesimde olduğu gibi işçi

çalıştırılabileceğini ve kamu kuruluşlarında çalıştırılan işçiler için ayrı bir düzenlemeye

gerek olmadığı ilkesini benimsemiştir.

Bu düzenlemeye göre, işçilere Devlet Memurları Kanunu hükümleri

uygulanamamakta, bunlar İş Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine göre bireysel ya da

toplu sözleşmeyle çalıştırılmaktadırlar.

İdare mahkemelerince verilen iptal kararları iptali istenen idari tasarrufu ve ona

bağlı işlemleri ittihaz edildikleri tarihten itibaren ortadan kaldırarak o tasarrufun

ittihazından önceki hukuki durumu ortaya koyar. İdare iptal kararının yerine getirilmesi

için bu kararın gereğine uygun yeni bir işlem tesis etmek zorundadır. İdare aynı zamanda

iptal edilen işlem ile buna bağlı olarak tesis edilen bütün işlemlerden doğan sonuçları

ortadan kaldırarak bu işlemler tesis edilmemiş gibi eski durumu tamamen tesis ve iade

etmek görevi ile yükümlüdür.

Görevden ayrılmayı gerektiren işlemin iptali, davacının açıkta geçen sürelerinin

fiilen çalışılmış gibi kabul zorunluluğu neticesini doğurmakta ise de böyle bir karar açıkta

geçen sürede davacı fiilen ve kayden herhangi bir sosyal güvenlik statüsüne tabi çalışmış

ise bu çalışmaların yok sayılması neticesine haiz değildir.

Bu itibarla, idari yargı tarafından verilen kararlara istinaden sigortalıların fiilen

çalışmadıkları süreler için ücret ve benzeri nitelikte ödeme yapılması halinde,

ücretlerin ilişkin olduğu aylara mal edilmek, ücret dışındaki diğer ödemelerin ise

ödendiği ayın kazancına dahil edilmek suretiyle sigorta primlerine tabi tutulması

gerekmekte olup, görevden ayrı geçen ancak fiilen çalışılmış gibi kabul olunması gereken

sürelerde 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesine tabi fiili ve kaydi çalışması olsa dahi, bu

süreler için geriye dönük olarak aylık prim ve hizmet belgelerinin Sosyal Güvenlik

Kurumuna verilmesi gerekmektedir.

5510 sayılı Kanunun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendinde, “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması

bakımından hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar sigortalı

sayılırlar” hükmü bulunmaktadır. Hizmet akdinin en önemli unsuru işçinin işverene tabi

olması yani tabiyet unsurudur.

Hizmet akdine istinaden çalıştırılan ve Kanunun 4’üncü maddesinin birinci

fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olan çalışanın, hizmet akdinin feshedilmesi ile

sigortalılık niteliği sona ermektedir.

Sayfa 2 / 3

4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak çalıştırılan ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4/a kapsamında bulunan işçilerin (sigortalıların) fiilen

çalışmadıkları dönem için, sigortalı sayılmaları dolayısıyla geçmişe dönük olarak aylık

prim hizmet belgesinin düzenlenmesi ve bu sürelerin sigortalı hizmetlerine eklenmesi

mümkün bulunmadığından, KHK'lara istinaden göreve iade edilen işçi personele

(sigortalılara) işten çıkarıldıkları tarihten yeniden işe başladıkları ve fiilen çalışılmadan

geçen süreleri için hizmet verilmemekte, dolayısıyla bu sürelere ilişkin parasal tüm

haklarının kendilerine ödenmesine rağmen işverenlerince hizmet bildirilmesi mümkün

olamamaktadır.

Fiilen çalışma olmamasına rağmen işçi personel (sigortalı) için yukarıda belirtilen

uygulamanın istisnası;

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları” başlıklı

21’inci maddesine istinaden işçinin işe iadesi için kesinleşen mahkeme veya özel hakem

kararının kendisine tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene

başvurmuş olması koşuluyla,

1) İşçinin işe başlatılması,

2) İşçinin istemesine rağmen işe başlatılmaması,

Hallerinde, işçiye çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört aya kadar ücret ve

diğer haklarından tüm sigorta kolları üzerinden sigorta primi alınması,

Yine istirahat alan işçilere (sigortalılara) işverenlerince bu süre için yardım

amacıyla veya toplu iş sözleşmesi hükümlerine istinaden ücret ödenmesi halinde bu

sürede de bütün sigorta kolları üzerinden sigorta primi alınması,

Dolayısıyla bu sürelerin hizmetten sayılması olarak karşımıza çıkmaktadır.

BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ

Sayfa 3 / 3

1.494 okunma
Bu belgenin yazdırılabilir sürümü ücretli üyelere özeldir — https://isverenim.skyside.com.tr/makale/8719