Belirli Süreli İş Sözleşmelerine İlişkin Haksız Fesihte Tazminat ve Cezai Şart
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
BELİRLİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMELERİNE İLİŞKİN HAKSIZ FESİHTE TAZMİNAT VE CEZAİ
ŞART
I. Belirli Süreli İş Sözleşmesi
Belirli süreli iş sözleşmesi, objektif/esaslı koşulların varlığı halinde sözleşmenin
sona erme anının sözleşme kurulduğu esnada taraflarca takvime veya amaca dayalı olarak
belirlendiği ve taraflarca önceden öngörülebilir olduğu sözleşmedir.1
Sözleşmenin yazılı yapılması da belirli süreli iş sözleşmesinin unsurları arasında
sayılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunun 11. maddesi, belirli süreli iş sözleşmesinde, sözleşmenin
konusu ile bağlantılı objektif/esaslı koşulların varlığını zorunlu kılmıştır. Buna göre,
belirli süreli iş sözleşmesi; belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya
belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılan sözleşmedir.
Yasada sayılan objektif koşullara benzer hallerde de belirli süreli iş sözleşmesi
kurulabilmesi olanaklıdır.
Bu sözleşmelerin ayırıcı özelliği, taraf iradeleriyle öngörülmüş süre
sonunda, başka bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona ermesi ve işçinin bu sona
ermeye ilişkin hiçbir hak talep edememesidir.
Belirli süreli iş sözleşmelerinin kurulmasında; iş sözleşmesine konu olan işin
niteliği ya da geçici işgücü ihtiyacı bulunup bulunmadığı objektif olarak dikkate alınır.
Yasada örnek niteliğinde belirtilen objektif nedenler; işin yapılma ya da
tamamlanma süresinin belirli ya da belirlenebilir olması ve geçiciliktir.
İşyerinin süreklilik arz eden bir faaliyeti için belirli süreli iş sözleşmesi ile işçi
istihdam etmek mümkün değildir.
Bir işyerinde, belirli süreli iş sözleşmesi ile işçi istihdam edilebilmesi için, söz
konusu işyerinde, belirli ya da belirlenebilir bir süre için işgücüne ihtiyaç
duyulması zorunludur.
İşyerinde, geçici olarak ortaya çıkan bu ihtiyaç, işyerinde yürütülen işten
kaynaklanabileceği gibi; yapılan işten bağımsız olarak, bunu yapmakta olan işçilerden de
kaynaklanabilir.
Yüksek Mahkeme, belirli süreli iş sözleşmesinin söz konusu olabilmesi için
sözleşmenin süreye bağlanmasının yanı sıra objektif koşulun varlığının gerektiğini, ilk
defa yapılan belirli süreli iş sözleşmelerinin geçerliliğinin objektif koşulun varlığına bağlı
olduğunu belirtmiştir.2
1 İş Hukukunda Belirli Süreli İş Sözleşmesi Y. B. Gümrükçüoğlu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s.15
2 İş Hukukunda Belirli Süreli İş Sözleşmesi Y. B. Gümrükçüoğlu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s.169. “İş sözleşmelerinin belirsiz süreli
olması asıl, belirli süreli olması istisnadır. Belirli süreli iş sözleşmesinden bahsedilebilmesi için, sözleşmenin süreye bağlanmış olması
ve belirli süreli sözleşmenin yapılması için objektif koşulların bulunması gerekir. Objektif koşul olsa bile, sözleşmenin akdedildiği
tarihte, iş ilişkisinin sona ereceği tarih belli değil veya belirlenebilir değil ise, belirsiz süreli iş sözleşmesi söz konusu olur. Belirli süreli
iş akdinin yapılmasının objektif koşulu varsa ve bu neden devam ediyorsa veya yeni bir neden ortaya çıkmışsa belirli süreli iş
sözleşmeleri yenilenebilir şeklinde değerlendirilmelidir. (Y.9HD.28.04.2008,E.2007/30736,K.2008/10339)
Sayfa 1 / 9
A) Belirli Süreli İş Sözleşmesi Yapılmasında Objektif (Esaslı) Nedenler
Yapılan işin niteliği, belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya
çıkması gibi objektif şartlara bağlı olarak “belirli süreli iş sözleşmesi” yapılabilir.
a) İşin Niteliği Gereği Süresinin Belli Olması
Belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için işin niteliği önem arz etmektedir.
Yasada öngörülen objektif sebeplerden ilki, yapılacak işin niteliği itibariyle belirli sürede
tamamlanmasıdır.
İşçi tarafından ifa edilecek olan işin ne kadar süre devam edeceğinin sözleşmenin
yapılması sırasında bilindiği ya da öngörülebilir olduğu durumda, niteliği itibariyle belirli
süreli işten söz edilebilecektir.
“Belirli süreli iş” kavramı, işin süresinin taraflarca kararlaştırılması anlamına
gelmemekte; aksine, tarafların iradesinden bağımsız olarak, işin niteliği gereği süresinin
belirli süreli olmasını ifade etmektedir.3
Yüksek Mahkeme kararlarına göre de bir faaliyet sürekli olsa dahi, bir işin
tamamlanması ya da bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif bir nedenin varlığı halinde,
bu faaliyet açısından da belirli süreli iş sözleşmesi kurulabilecektir. Bu noktada önemli
olan objektif/esaslı sebebin tespitidir.
b) Belli Bir İşin Tamamlanmasının Amaçlanması
İş Kanunu, iş sözleşmesinin, belli bir işin tamamlanması amacıyla akdedilmesi
halinde de objektif bir nedenin varlığını kabul etmiş ve belirli süreli iş sözleşmesi
kurulabileceğini düzenlemiştir.
Bu hallerde işin tamamlanmasıyla, iş ilişkisi sona erer. Bu durum; bir bina inşaatı
işinin tamamlanması, bir projenin bitirilmesi ve benzeri biçimlerde karşımıza
çıkmaktadır. Belli bir işin tamamlanması için belirli süreli bir iş sözleşmesinin
kurulabilmesi, söz konusu işin tamamlanma süresinin belirli ya da öngörülebilir olmasına
bağlıdır. 4
Belirli bir işin tamamlanması; yarım kalan bir işin tamamlanması veya henüz
başlanmamış olan bir işin tamamlanması şeklinde olabilecektir. Burada önemli olan
sözleşmenin sona ereceği zamanın taraflarca öngörülebilir olmasıdır.
Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir kararında “Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru hattı proje
direktörlüğünde kısım şefi olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin feshine
ilişkin uyuşmazlıkta, projenin büyüklüğü ve sona erme tarihinin öngörülebilir
olmaması nedeniyle, iş sözleşmesinin belirli süreli olarak nitelendirilmesine olanak
bulunmadığı yönünde karar vermiştir.5
3 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi, Ali GÜZEL
74.Sayı,2022/3
4 A.g.m.
5 A.g.m. Y. 9.HD., 16.11.2009, E.2009/6794, K.2009/31883
Sayfa 2 / 9
Bununla birlikte, Yüksek Mahkeme başka bir kararında ise, “Ne zaman sona ereceği
taraflarca bilinen ve işverenin asli ve sürekli işi olmayan çelikhane inşaatı için yapılan
kaynak ve montaj işi bakımından belirli süreli iş sözleşmesi kurulması olanaklı olacaktır.”
şeklinde hüküm kurmuştur. 6
c) Belirli Bir Olgunun Ortaya Çıkması
İş Kanunu’nun 11. maddesinde, belirli bir olgunun ortaya çıkmasına yönelik belirli
süreli iş sözleşmesinin yapılabilmesi de objektif neden olarak kabul edilmiştir.
Belirli bir olgunun ortaya çıkmasına bağlı olarak iş sözleşmesinin süreye
bağlandığı durumlarda, işçinin işinin niteliği dikkate alınarak, söz konusu olgunun
objektif neden oluşturup oluşturmayacağı belirlenecektir.
Belirli bir olgunun ortaya çıkması, her zaman belirli süreli iş sözleşmesinin
kurulması için objektif neden oluşturmaz.
Ortaya çıkan olgunun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesi kapsamında objektif
(esaslı) koşul olarak kabul edilebilmesi için, belirli süreli iş sözleşmesi yapılmasını haklı
kılacak bir neden olması gerekmektedir.7
İşyerinde bir işçinin hastalık, gebelik nedeniyle mazeretli olması gibi nedenlerle
iş sözleşmesinin askıya alınması halinde, işçinin yıllık ücretli izne çıkması durumunda, bu
işçinin yerine faaliyeti sürdürecek işgücüne ihtiyaç duyulması olgusu, söz konusu belirli
süre için işçi istihdam edilmesine imkân verebilecektir.8
Yargıtay, işçinin yaptığı işin süreklilik arz etmesinin, bu işçi ile belirli süreli
iş sözleşmesi yapılmasına engel teşkil etmeyeceği; bu işi yapan diğer işçinin hastalanıp
rapor alması, ücretsiz izne çıkması gibi sözleşmenin belirli süreli yapılmasını gerektiren
bir olgu varsa, işçi ile işveren arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapılabileceği hususunu
vurgulamıştır.9
İş ilişkisini belirli bir süre ile sınırlamayı gerektirecek objektif başka bir nedenin
var olduğu halde de tarafların belirli süreli iş sözleşmesi kurması olanaklıdır. Burada;
işçinin ya da unvanının değil, işin niteliği dikkate alınıp işyerinde ortaya çıkan geçici
işgücü ihtiyacı gözetilerek İş Kanunu’nun 11. maddesinin 1. fıkrası hükmüne uygun belirli
süreli iş sözleşmesi kurulabilecektir.10
6 A.g.m.Y. 9.HD., 31.03.2008, E. 2008/7443, K. 2008/7075
7 İş Hukukunda Belirli Süreli İş Sözleşmesi Y.B.Gümrükçüoğlu, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s.214
8 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi, Ali GÜZEL
74.Sayı,2022/3
9 Y. 9.HD., 03.04.2006, E. 2006/4680
10 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi, Ali GÜZEL
74.Sayı,2022/3
Sayfa 3 / 9
B) Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Yenilenmesinde Esaslı/Objektif Bir Nedenin
Varlığı
İş Kanunu’nun 11. maddesinin ilk fıkrasında belirli süreli iş sözleşmesinin, ilk defa
da olsa objektif koşullara bağlı olarak yapılabileceği belirtildikten sonra, 2. fıkrasında,
belirli süreli iş sözleşmelerinin, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste
yapılamayacağı düzenlenmiştir.
İş Kanunu’nun 11.maddesinin 3. fıkrası uyarınca esaslı nedene dayalı zincirleme iş
sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar. Aksi halde aynı maddenin 2. fıkrası
uyarınca belirli süreli iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Objektif/esaslı bir sebep olmadıkça, belirli süreli iş sözleşmesi ikinci defa
yapılmasıyla belirsiz süreliye dönüşerek; işçi bu tür sözleşmenin koşullarından ve bu
arada feshe karşı korumaya ilişkin kanun hükümlerinden yararlanacaktır.
TBK’nın 430. maddesinin 2. fıkrası uyarınca da belirli süreli iş sözleşmesi, sürenin
bitiminden sonra örtülü olarak sürdürülüyorsa, belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.
Ancak, esaslı bir sebebin varlığı halinde, üst üste belirli süreli hizmet sözleşmesi
kurulabilir.
Objektif/esaslı sebep, sözleşmenin ilk kurulduğu sırada var olan sebep olabileceği
gibi, farklı bir sebep de olabilecektir.
Yüksek Mahkemeye göre de “(…)
Belirli süreli iş akdinin yapılmasının
objektif nedeni
varsa
ve
bu neden devam
ediyorsa
veya
yeni
bir neden ortaya çıkmışsa belirli süreli iş sözleşmeleri
yenilenebilir
(…)
Zincirleme iş sözleşmelerini belirli süreli niteliğini koruyabilmeleri için her birinde
aranan objektif nedenlerin aynı olması da şart değildir…”11
C. Belirli Süreli Sözleşmenin Hukuki Niteliğine İlişkin Uyuşmazlık ve Cezai Şart
İş Kanunu’nun 11. maddesin, belirli süreli iş sözleşmesinin yapılma ve yenilenme
koşullarını, işçinin korunması amacıyla emredici bir biçimde düzenlemiş bulunmaktadır.
Yüksek Mahkeme kararlarında, belirli süreli iş sözleşmesinin istisna olmasının asıl
gerekçesinin işçinin korunması olduğu, işveren tarafından objektif koşulun mevcut
olmadığı itirazının sonradan ileri sürülmesinin bu ilkeye ters sonuçlar doğuracağı gibi
işverence hakkın kötüye kullanılması sayılacağı, sonucuna varılmıştır.12
Belirsiz süreli ve belirli süreli iş sözleşmelerinde cezai şart içeren hükümler
karşılıklılık prensibinin bulunması halinde geçerlidir.
TBK’nın 420/1 hükmüne göre, hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine konulan
ceza koşulu geçersizdir.
11 A.g.m. Y. 9.HD., 23.6.2008, E.2007/42976, K.2008/17137
12 Y. 22.HD., 21.12.2017, E.2015/20653, K.2017/30350,
Sayfa 4 / 9
Yüksek Mahkeme’ye göre iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olan ceza koşulu
sadece belirli süreli iş sözleşmeleri için kararlaştırılabilir.13
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın istenebilmesi için cezai şartın
yükümlüsünün iş sözleşmesini haklı neden olmadan (haksız fesih) feshetmesi gerekir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Eylül 2020 tarihinde yapılan İçtihat Farklılıklarının
Görüşülmesi toplantısında ilkeye bağlanan hususlardan birisini de aşağıda yer alan bu
konu oluşturmuştur.
“Belirli süreli iş sözleşmesi yapmak için gereken objektif neden veya yenilemelerde
esaslı neden olmadığı halde, taraflar arasında belirli süreli iş sözleşmesi yapıldığında ve
işveren tarafından süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshine bağlı olarak işçi
tarafından bakiye süreye ait ücret/tazminat isteklerinden işverenin sözleşmenin süreli
olduğunun savunulmasının hakkın kötüye kullanımı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu
durumda işçi yararına talepler bakımından sözleşme belirli süreli olarak
değerlendirilecektir. İşçi bakiye süreye ait ücretleri/tazminatı talep edebilir. İşveren
tarafından süresinden önce haksız feshe bağlı olarak cezai şart istenebilir. İşverenin ihbar
tazminatı talebi dinlenmez.”14
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu kararına göre de “…İşçi
ve işverenin belirli süreli iş sözleşmesinde belirledikleri süre boyunca haklı neden
olmaksızın sözleşmenin feshedilmemesini garanti altına almak amacıyla sözleşmede
öngördükleri cezai şart hükmü, sözleşmenin, belirli süreli iş sözleşmesinin objektif
koşulları taşımadığından belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmesi hâlinde,
kararlaştırılmış olan süre ile sınırlı olmak üzere geçerliliğini koruyacaktır. Burada da
tarafların esas gayesi, sözleşmede öngörülen süre boyunca tarafların borcun ifasına dair
güvenlerinin korunması, belirli süreden önce haksız şekilde sözleşmenin sona
erdirilmesinin önüne geçirilmesidir…”15
II. Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Süresinden Önce Haksız Feshi Halinde Bakiye Süre Ücreti
Tutarında Tazminat Talep Hakkı
Bakiye Süre Ücreti/Tazminatı ve Unsurları
Belirli süreli iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işverence feshedilmesi
halinde bu konuda İş Kanunu’nda hüküm bulunmaması nedeniyle TBK. m. 438/I hükmü
uygulanma alanı bulacaktır.
TBK M.438/1 uyarınca; “İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini
derhâl
feshederse işçi, belirli
süreli
sözleşmelerde
sözleşme
süresine
uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat
olarak isteyebilir”.
13 Y.9HD.3.3.2014,2674/6598
14 İşçilik Alacakları ve Hesaplamaları, H. H. Sümer, H. Kayırgan, Seçkin Yayıncılık,s. 641
15 Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu Kararı 08.03.2019, E. 2017/10, K.2019/1
Sayfa 5 / 9
Bu hükümle, belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan bir işçinin, sözleşmesinin işveren
tarafından haklı bir neden olmaksızın feshi durumunda, sözleşme süresine
uyulmuş olsaydı kazanabileceği
miktarı tazminat
olarak
talep
edebileceği
öngörülmüştür.
Yargıtay’a göre; sözleşmenin kalan süresine ait ücret genel anlamda ücret
niteliğinde olmayıp, sözleşmenin süresinden önce feshine bağlı bir tür tazminattır. Bu
yüzden bakiye süre ücreti/tazminatı İş Kanunu’nun 34.maddesinde öngörülen
bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize tabi olmayıp, yasal faiz yürütülmelidir.
Aynı gerekçeyle sigorta primine de tabi değildir. Dönemsel bir ödeme olmadığı için
zamanaşımı süresi 10 yıldır.16
Bu düzenlemede amaç, işçinin ücret kaybının karşılanmasıdır. Tazminatın
hesabında işçinin giydirilmiş ücreti esas alınacaktır. Sözleşmenin belirlenen sürenin
sonuna kadar devamı ettiği kabul edilerek, asıl ücret yanında, ücretteki artışlar, bu süre
içinde hak kazanılacak ücret ekleri tazminatta esas alınacaktır. 17
Sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin içine, fiilen çalışmayı esas alan satış
primi, vardiya primi, kasa tazminatı, sorumluluk risk primi ve ağır ve tehlikeli işler primi
gibi ödemeler girmez.
Yargıtay, araç yardımı, sosyal üyeliklere ait harcamalar, cep telefonu yardımı,
bilgisayar ve benzin yardımlarının bakiye süre için istenemeyeceğine karar vermiştir. 18
TBK M.438/II uyarınca “Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet
sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği
veya ileride elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir.”
Buna göre, mahkemece hükmedilecek bakiye süreye ilişkin tazminattan indirime
konu olacak kalemler, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle işçinin tasarruf ettiği
miktar, işçinin başka bir işten elde ettiği gelir ve işçinin bilerek elde etmekten
kaçındığı gelir olarak üç başlık altında öngörülmüştür. Böylece sözü edilen bakiye süre
tazminatının hesabı açısından mahkemenin, indirim kalemlerinin var olup
olmadığını yasaya uygun biçimde araştırması gerekmektedir.19
İşçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde yapmaktan kurtulduğu
giderler, çalışmamaktan kaynaklı tasarruflar, başka bir işten gelir elde edip etmediği
(fesihten sonra çalıştığı işverenden aldığı ücretler) ya da iş arayıp aramadığı ve diğer
çalışma imkanları araştırılarak sonucuna göre tazminattan indirim konusunda karar
verilmelidir.
16 İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay Uygulaması, Şahin Çil, Yetkin Yayınları, Ankara 2020,s.67
17 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi, Ali GÜZEL
74.Sayı,2022/3
18 İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay Uygulaması, Şahin Çil, Yetkin Yayınları, Ankara 2020,s.67,(Y.9.HD.29.01.2019
gün,2018/10188E.,2019/25342 K.)
19 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi, Ali GÜZEL
74.Sayı,2022/3
Sayfa 6 / 9
Yüksek Mahkeme ise, bakiye süre ücreti tutarına ilişkin tazminatın istenebilmesi
için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işveren tarafından
feshedilmiş olması gerektiğini vurgulayarak; işverenin feshi 4857 sayılı Kanun'un 25.
maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan
hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait
ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz.
Buna karşılık, geçerli nedenlerin varlığına karşın belirli süreli iş sözleşmesi ile
çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde
kalan süreye ait ücretinin tazminat olarak ödenmesi gerekir.20
Geçerli nedenle fesih, İş Kanunu’nun 18/I. madde hükmü ile sadece belirsiz süreli
iş sözleşmesinin işverence feshine özgülenmiştir. Belirli veya belirsiz süreli
iş sözleşmesinin haklı nedenle feshinde ise İş Kanunu’nun 24. ve 25. maddeleri hükümleri
uygulanma alanı bulacaktır. Yüksek Mahkeme Kararında da açıklandığı üzere, TBK’nın
438/I. maddesi hükmünde yer alan, “haklı sebep olmaksızın” ibarelerini, İş Kanunu
kapsamındaki işçiler açısından İş Kanunu’nun 25. maddesindeki nedenler olmaksızın,
biçiminde anlamak gerekir.21
Yargıtay, isabetli olarak, TBK madde 438 hükmünün mutlak emredici nitelikte
olduğunu da kabul etmektedir.22
Bakiye Süre Ücreti/Tazminatından İndirilecek Unsurları
TBK’nın 438/II. maddesi hükmü söz konusu tazminattan indirim
esasını düzenlemiştir. Maddede belirtilenler dışında hâkimin bu tazminattan indirim
yapması hukuken olanaklı değildir. Hâkime takdiri indirim yetkisi verilmemiştir.
Bakiye süre ücreti alacağından TBK. m.438/II hükmüne göre, bir değerlendirme
yapılmadan oransal indirim uygulanamaz. Ancak Yargıtayın, işçinin, davayı hemen
açması ve bu nedenle net bir hesaplama yapılamamasını ya da işçinin işsiz kalamayacak
nitelikteki mesleğini dikkate alarak oransal indirime yapılabileceğini belirtmektedir.23
Kanun koyucu TBK’nın 438/II. maddesi hükmüyle; belirli süreli sözleşmenin
süresi sonuna kadar devam etmemiş olması nedeniyle işçinin yoksun kaldığı ücret
gelirinin tazminat olarak hesaplanan kısmından indirilmesi gereken miktarları emredici
bir şekilde öngörmüş bulunmaktadır.
20 Y.9.HD., 18.01.2022, E.2021/12285, K.2022/532,
21 Belirli Süreli İş Sözleşmesinin Hukuki Nitelemesi, Haksız Feshe Bağlı Tazminat ve Cezai Şart, Çalışma ve Toplum Dergisi Ali GÜZEL 74.Sayı,2022/3
22 Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir kararında , taraflar arasındaki yapılan iş sözleşmesinde yer alan “İşbu sözleşme TANAP projesinin herhangi bir
sebeple askıya alınması, ertelenmesi veya iptal edilmesi durumunda sözleşme karşılıklı olarak feshedilir ve karşılıklı herhangi bir ücret ve tazminat
ödenmez” şeklindeki iş sözleşmesindeki bu kuralın, TBK. m.438/I hükmünün emredici niteliği karşısında geçerli olamayacağı sonucuna varmıştır. Y.
9.HD., 07.12.2021, E.2021/8864, K.2021/16270, (Çalışma ve Toplum, 2022/2, S:73, 1481-1487)
23 Yargıtaya göre, “(…)Öncelikle davacının bakiye süre ücret alacağı hesaplanırken başka işverenler nezdinde çalıştığı bu sürelerde kazandığı değer
bakiye süre ücretinden düşülmelidir. Ayrıca bunun yanında davacının kadın doğum uzmanı bir doktor olması ve işsiz kalmayacağı da nazara alınarak
indirim oranı daha yüksek tutulmalıdır” (Y. 9. HD, 15.9.2015, E.2014/13114, K.2015/25647)
Sayfa 7 / 9
TBK’nın 438/II. maddesi hükmüne göre ilk olarak, belirli süreli iş sözleşmesi
devam etseydi, işçinin çalışması nedeniyle yapacağı harcamalardan tasarruf ettiği miktar,
tazminattan indirilecektir.
İşçinin işe gidip gelirken yapacağı yol masrafı, iş kıyafeti için yapacağı harcamalar
vb. tutarlar bu kapsamda kabul edilebilecektir. İşçinin çalışmadığı dönemde tasarruf
ettiği miktarı ile sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktarlar
(yemek, yol vs.) ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat
ettiği şeyler, kalan süreye ait ücretler toplamından indirilebilecektir.
İkinci olarak, işçinin, sözleşmenin kalan süresi boyunca başka bir işte çalışarak
elde ettiği gelirin de bakiye süre tazminatından indirilmesi gerekmektedir
Bu gelirin tazminat miktarından mahsup edilebilmesi için, fesih sebebiyle belirli
süreli iş sözleşmesine bağlı olarak çalışılmayan sürede yapılan bir çalışmanın söz konusu
olması aranacaktır. Bu konudaki araştırmanın, mahkeme tarafından yapılması, işçinin
çalıştığı işin ve işçinin elde ettiği gelirin tespit edilmesi gerekecektir.
Mahkeme tarafından, bu konuda gerekli araştırmaya gidilerek işçinin sözleşmenin
feshinden sonraki dönem içinde yapmaktan kurtulduğu giderler, çalışmamaktan
kaynaklı tasarruflar, başka işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı ve
diğer çalışma imkanları araştırılarak sonucuna göre indirim yapılacaktır.
İşçinin yeni işinden elde ettiği ücretin öncekiyle aynı veya daha yüksek
olması durumunda, bakiye süreye ilişkin ücrete bağlı olarak tazminat talep
edemeyecektir.
Üçüncü olarak, bakiye süreye ilişkin tazminat miktarından, işçinin, bilerek elde
etmekten kaçındığı gelirin de indirilmesi gerekmektedir. Burada kastedilen, işçinin,
bilerek,
çalışmaktan
kaçınması,
çalışarak
elde
edeceği
menfaatlerden
kaçınması dolayısıyla elde etmekten kaçındığı gelirdir.
Yüksek Mahkeme, bu miktarın tespiti için, işçinin niteliklerini göz önünde
bulundurarak ne kadar sürede iş bulabileceğini saptamakta, bu süreden sonra
iş bulamaması ve çalışmamasını ise kasten elde etmekten kaçınılan gelir olarak
değerlendirmektedir.24
III. Sonuç
4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesi, belirli süreli iş sözleşmelerinin yapılma ve
yenilenme esaslarını emredici olarak düzenlemiş ve bu esaslara uygun yapılmayan belirli
süreli iş sözleşmelerinin başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesine
dönüşeceğini belirtmiştir.
24 Yüksek Mahkeme tarafından konuyla ilgili bir kararda, işçinin yaptığı iş gözetilerek, “(…) Ayrıca bunun yanında davacının kadın
doğum uzmanı bir doktor olması ve işsiz kalmayacağı da nazara alınarak indirim oranı daha yüksek tutulmalıdır.” Şeklinde hüküm
kurulmuştur. (Y. 9. HD, 15.9.2015, E.2014/13114, K.2015/25647)
Sayfa 8 / 9
4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenmiş olan belirli süreli
iş sözleşmelerinin yapılma ve yenilenme koşulları konusunda Yüksek Mahkeme’nin
verdiği kararlar ve oluşturduğu içtihat bugüne kadar yol gösterici olmuştur.
Yüksek Mahkemeye göre, belirli süreli iş sözleşmesinin geçerliliği konusunda,
4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesi gereğince sözleşme konusu işin niteliği temel
belirleyici unsurdur.
Sözleşmenin taraflarının, sözleşmede işin konusu ile ilgili olmayan bir süre
öngörmeleri ve/veya sözleşmenin kurulmasında işçinin niteliğini esas almaları halinde
sözleşme geçerli olarak meydana gelmeyecek ve baştan itibaren belirsiz süreli iş
sözleşmesine dönüşecektir.
Belirli süreli iş sözleşmesinin kurulmasında objektif/esaslı koşulların bulunup
bulunmadığı göz önünde bulundurulacaktır. Bu esaslar sözleşmenin yenilenmesinde de
dikkate alınacaktır.
Belirsiz süreli ve belirli süreli iş sözleşmelerinde cezai şart içeren hükümler
karşılıklılık prensibinin bulunması halinde geçerlidir.
TBK’nın 420/1 hükmüne göre, hizmet sözleşmesine sadece işçi aleyhine konulan
ceza koşulu geçersizdir.
Yüksek Mahkeme’ye göre iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı olan ceza koşulu
sadece belirli süreli iş sözleşmeleri için kararlaştırılabilir.
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın istenebilmesi için cezai şartın
yükümlüsünün iş sözleşmesini haklı neden olmadan (haksız fesih) feshetmesi gerekir.
Bu durumda işçi, TBK’nın 438. maddesi uyarınca bakiye süreye ait
ücretleri/tazminatı talep edebilir. İşveren tarafından süresinden önce haksız feshe bağlı
olarak cezai şart istenebilir. Bu durumda işveren ihbar tazminatı talep edemez.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 9 / 9