İşyeri Devri ve İşçilik Alacaklarından Sorumluluk
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞYERİ DEVRİ VE İŞÇİLİK ALACAKLARINDAN SORUMLULUK
1. İŞYERİ DEVRİ KONUSUNDA İŞ KANUNUNDA YER ALAN DÜZENLEME
İşyeri devri veya bölüm devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6.
maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir
tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği
öngörülmüştür.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren
yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise,
devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı maddenin 3.fıkrasında
açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı
olduğu hükme bağlanmıştır.
6098 sayılı TBK’nın 202. maddesinde, “Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü
devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye
başlamaz.” şeklinde kurala yer verilerek, bildirim ve ilan yapılmamış oluşunun, sadece devredenin
sorumluluğunun sınırlandırılması bakımından sonuca etkisinin olduğu kabul edilmiştir.
Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde
birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Yasa koyucu, işyerinin devrinin bir hukuki işleme dayalı olarak yapılabileceğini
öngörmüştür. Bu işlem, satış, bağışlama, trampa, kiralama, şirketleşmeye gidilmesi ve benzeri
şekillerde ortaya çıkabilir.
Yapılan işyeri veya bölüm devri sözleşmesi ile maddi (faaliyetin ifası için gerekli olan
makine ve veya aletler), maddi olmayan unsurların ve işgücünün devri (devir alınan bölümde
çalışan işçilerin devralınması) yanında fiziki mekânın devri de zorunludur. Ayrıca bu fiziki
mekânda bağımsız bir şekilde mal ve hizmet üretimi yapılması gerekmektedir.
İşyerinin devri/bölüm devri işverenin yönetim hakkının son aşamasıdır. İşyeri devri
çalışma koşullarında esaslı değişiklik olarak nitelendirilemez. Çalışma koşullarında değişiklik,
işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İşveren işyerinin karlılığı ve verimliliği noktasında
işin yürütümü için gerekli tedbirleri alır. İşverenin yönetim hakkı, taraflar arasındaki iş
sözleşmesi ya da işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde açıkça düzenlenmeyen boşluklarda
uygulama alanı bulur.1
İşyerinin devri veya bir bölümün devri halinde iş ilişkisinin işveren tarafı tamamen
değişmektedir. Bu sonuç, devre temel teşkil eden kira sözleşmesi gibi geçici süreli bir ilişki kuran
bir işlem olsa da değişmez. 2
1
Y.9.HD.T.27.10.2008 ,E.2008/29715,K.2008/28944
Buna göre işyerinin bir bölümünün devri, hukuksal olarak işyerinin devrinde olduğu gibi, işyerinin teknik
amacının gerçekleştirilmesinde işleve sahip bir bölümünün devirle bağımsız teknik bir amaç oluşturacak şekilde,
maddi, gayri maddi unsurlar ve işçilerle birlikte bir hukuki işleme dayalı olarak bir başkasına bırakılmasını ifade
eder. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde işyeri bölümünü devralan, burasını başlı başına bir teknik amaç (asıl iş)
güden bir işyeri olarak işletmeye geçirmiş olur ve kendi adına yasal bildirimlerini yaparak faaliyetini sürdürür.
( İş Hukuku H. Mollamahmutoğlu, M. Astarlı, U. Baysal, İş Hukuku, Lykeıon Yayıncılık, Ankara 2022,s.233)
2
Sayfa 1 / 5
İşyerinin bölüm devrinde işçilerin onayı gerekmez. İşçilerin mevcut iş sözleşmeleri bütün
hak ve borçlarıyla birlikte kendiliğinden devralana geçer.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinin 5. fıkrasına göre, işyerini veya bir bölümünü
devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu
değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih
hakları saklıdır.
İşyeri devrinde salt işyeri devri olgusu iş sözleşmelerinin feshi için geçerli neden
oluşturmaz.
Söz konusu düzenleme uyarınca işyerini veya bir bölümünü devreden ve devralan
işverenlerin (işyeri veya bölüm devri dışında) İş Kanunu’nun 25. maddesinde yer alan haklı fesih
nedenleriyle iş sözleşmesini fesih hakkını kullanabilirler.
Devreden veya devralan işveren; işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş
organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı hallerde fesih haklarının saklı olduğu hükme
bağlandığından, işyeri veya bölüm devri dışında, bu nedenlere dayanarak iş akitlerini süreli fesih
hakkını kullanarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin 1.fıkrası uyarınca geçerli olarak
sona erdirebilir.
Bu hükümler karşısında devreden ve devralan işverenlerin işyerinin işçisiz olarak devri
konusunda anlaşmaları mümkün bulunmamaktadır.3
Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir kararında, “(…) Devir, bir ekonomik bütünlüğü olan
işletme veya işyeri ya da işyerinin bir bölümünün/kısmının kendi kimliğini koruyarak devrini
ifade eder. Bütünlük ise, ekonomik bir faaliyetin icrası ve her birisi için ayrı ayrı belirlenmiş
amaçlar doğrultusunda organize edilmiş insan ve eşyalardan oluşan bir bütünlük olarak
algılanmalıdır. Kimliğini muhafaza edecek şekilde bir ekonomik bütünlüğün devredilip
devredilmediği, her somut devir olayında ayrı ayrı incelenmelidir.
Bu değerlendirmede,
a) İşyeri ya da işletmenin türü,
b) İşletmenin maddi malvarlığını oluşturan bina ve menkul gibi araçların devredilip
devredilmediği,
c) Devir anında işletmenin gayri maddi mal varlığını oluşturan aktifin değeri,
d) Personelin devralınıp alınmadığı,
e) Müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, değişip değişmediği,
f) Devirden önce ve sonra işyeri ya da işletmede icra edilen faaliyetin benzerlik gösterip
göstermediği,
g) Bu faaliyetlerin icra edilmesinde kesintinin süresi gibi kriterler önem kazanır.
Bunların bir veya birkaçı faaliyetin türü, üretim ve işletme metotlarına göre farklı ağırlıkta önemli
olabilir…” şeklinde hüküm kurmuştur.4
4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde yer alan ve yukarıda belirtilen hükümler, iflas
dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde
uygulanmaz.
3
4
İş Hukuku, Sarper Süzek ,Beta Yayınları, İstanbul 2021,Yenilenmiş 21.Baskı,s.210
Y.9.HD.T.06.04.200 ,E.2009/13501,K.2009/ 9655
Sayfa 2 / 5
İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye
gidilmesi halinde, bu işlem de bir tür işyeri devridir. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan
tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır.5
2. DEVİR HALİNDE İŞÇİLİK ALACAKLARINDAN SORUMLULUK
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi hükmüne göre 1475 sayılı yasanın 14. maddesi
halen yürürlükte olduğundan, kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından
işyeri devirlerinde belirtilen hüküm uygulanmalıdır. Anılan hükme göre, işyerlerinin devir veya
intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere
nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin
toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu
sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle
sınırlıdır.
Genel olarak yapılan bu açıklamaların ardından İş Hukukunda işyeri devrinin işçilik
alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem
tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile
sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı yasanın 14/2. maddesinde devreden işverenin
sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde
sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz
konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin
tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri
ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.6
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden
sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu
bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek
başına sorumludur.
İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili
çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca
devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden
açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki
çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin
sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta
tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına
sorumludur.7
3. İŞYERİ DEVRİ KONUSUNDA TÜRK TİCARET KANUNUNUN GETİRDİĞİ DÜZENLEME
3.1. TÜRK TİCARET KANUNUNDAKİ DÜZENLEME
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 178. maddesinde yapılan düzenleme birleşme,
bölünme ve tür değiştirme işlemlerinin iş ilişkileri bakımından sonuçlarını düzenleyen temel
hüküm olmuştur.
5 Y.9.HD.T.22.7.2008 ,E. 2007/ 20491 , K.008/ 21645
6 Y.9. HD. T.13.01.2021,E. 2016/30897,K. 2021/595
7
Y.9. HD.T.13.01.2021, E. 2016/30897,K. 2021/595
Sayfa 3 / 5
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 178. maddesi “İş ilişkilerinin geçmesi” başlığını
taşımakta olup,
“(1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği
takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer.
(2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer;
devralan ve işçi o tarihe kadar sözleşmeyi yerine getirmekle yükümlüdür.
(3) Eski işveren ile devralan, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile
hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe
kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumludur.
(4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya hâlin gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet
sözleşmesinden doğan hakları üçüncü bir kişiye devredemez.
(5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada öngörüldüğü şekilde muaccel olacak
alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler.
(6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket borçlarından dolayı sorumlu olan
ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla, hizmet
sözleşmesi normal olarak sona ermiş olsaydı muaccel hâle gelecek olan veya işçinin
itirazı sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan borçlardan
müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler.” şeklinde düzenlenmiştir.
3.2. TÜRK TİCARET KANUNU MADDE 178 İLE İŞ KANUNU MADDE 6 HÜKÜMLERİNİN
KARŞILAŞTIRILMASI
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinden itibaren
Türk hukukunda birleşme, bölünme ve tür değiştirme ile sınırlı olsa da işyeri devri ve
sonuçlarını düzenleyen iki farklı hüküm bir arada yürürlükte bulunmaktadır.
TTK madde 178 ile İş Kanunu madde 6 hükümlerinin çatışmadığı konularda bu durum bir
sorun oluşturmayacaktır. İki hükümde de ortak olan hususlar şunlardır:
1) Her iki hükümde de devredilen işyerindeki iş ilişkileri devralana kendiliğinden, yasa
gereği tüm hak ve borçları ile geçmektedir. İşyerini devralan işverenin iş ilişkilerini devralmaktan
kaçınma hakkı yoktur.
2) Her iki hükümde de bazı farklar olmakla birlikte devreden ve devralanın işçilik
alacaklarından birlikte (müteselsil) sorumlu oldukları esası kabul edilmektedir.
Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 178 ile İş Kanunu madde 6 arasında
önemli temel hususlarda farklılıklar da bulunmaktadır:
1) İş Kanunu madde 6’da işçiye devre itiraz hakkı tanınmamış iken TTK madde 178/1 ile
işçiye itiraz hakkı tanınmakta ve ancak “işçi itiraz etmediği takdirde” iş akitlerinin devralana
geçeceği öngörülmektedir.
2) İş Kanunu madde 6’da devrin işçi bakımından bir haklı fesih sebebi oluşturmadığı kabul
edilmekte iken TTK madde 178/2’de işçinin itirazı halinde iş akdinin sona ereceği düzenlenmiştir.
3) İş Kanunu madde 6’da birleşme ve tür değiştirme halinde müteselsil sorumluluk
doğmayacağı belirtilmiş iken TTK madde 178/3’ de özel olarak birleşme, bölünme ve tür
değiştirme halinde müteselsil sorumluluk öngörülmektedir.
Sayfa 4 / 5
4) TTK 178/4’ de müteselsil sorumluluğun kapsamı ve süresi İş Kanunu madde 6’ya
kıyasla genişletilmiştir.
5) TTK 178/5 ile işçilere alacakları için teminat talep etme hakkı tanınmaktadır. İş
Kanunu madde 6’da bu düzenlemenin bir karşılığı yoktur.8
İşyerinin devrinin iş sözleşmelerine etkisi konusunda TTK 178 ile İş Kanunu madde 6
hükümleri çatıştığında, özel hüküm niteliğinde olduğundan TTK hükümleri uygulanacak, buna
karşılık bu maddede düzenlenmeyen hususlarda diğer deyişle boşluk halinde İş Kanunu madde
6’ya başvurulacaktır.
Birleşme, bölünme ve tür değiştirme dışındaki tüm işyeri devirlerinde ise İş Kanunu
madde 6 uygulama alanı bulacaktır.
Ticaret şirketlerinde belirtilen haller dışındaki devirlerde; örneğin satış veya kiralama
hallerinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanamayacaktır.9
6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 428. maddesinde de işyerinin tamamının veya bir
bölümün devrine ilişkin olarak düzenleme yer almakta olup, İş Kanunu’ndaki düzenlemeyle
büyük ölçüde aynı hükümleri içermektedir. Söz konusu düzenleme, 4857 sayılı İş Kanunu
kapsamı dışındaki işyerlerinde işyeri veya bölüm devri durumlarında uygulanacaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
8
Yeni TTK’na Göre Bölünme, Birleşme ve Tür Değiştirmenin İş İlişkilerine Etkisi, Mustafa Alp Dokuz, Çalışma ve
Toplum Dergisi,32.Sayı(2012/1)
9
İş Hukuku, Sarper Süzek ,Beta Yayınları, İstanbul 2021,Yenilenmiş 21.Baskı,s.213-214
Sayfa 5 / 5