İşçinin Emir ve Talimatlara Uymamasının Doğurduğu Hukuki Sonuçlar
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞÇİNİN EMİR VE TALİMATLARA UYMAMASININ DOĞURDUĞU HUKUKİ SONUÇLAR
1.GİRİŞ
İşverenin yönetim hakkı ve işçinin iş görme (işverenin emir ve talimatlarına uyma)
borcu iş sözleşmesinin taraflarına tanınan işyerinde işin/hizmetin yerine getirilmesini
sağlayan karşılıklı hak ve borçlardır.
İşverenin yönetim hakkı, işverene tanınan işyerindeki iş sözleşmesi ve eki niteliğindeki
işyeri talimatnameleri gereğince işçiye emir ve talimat verme halidir.
İş sözleşmesinin yazılı veya sözlü kurulmasıyla işçi, işverenin emir ve talimatlarına
uyma, iş görme borcu altına girmiş olur. İşverenin yönetim hakkı, işçinin işverene esnek veya
katı bağımlı çalışma olgusunun doğal bir yansımasıdır.
İşçinin hukuki bağlılık olarak nitelendirilen, bağımlı çalışma olgusu ise iş
sözleşmesindeki, toplu iş sözleşmesindeki, işyeri iç yönergelerindeki kurallara ve
düzenlemelere uygun olarak çalışmasını gerçekleştirme zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.
Bu durum, işverenin emir ve talimatlarına uyma ve geniş anlamda iş görme borcu olarak
adlandırılmaktadır.
İşçinin, işverenin emir ve talimatlarına aykırı hareket etmesi, yapmakla yükümlü
bulunduğu görevleri yapmaması ise ilgili kanun, toplu iş sözleşmesi ve işyeri iç yönergeleri
uyarınca yaptırımla karşı karşıya kalması sonucunu doğuracaktır.
4857 Sayılı İş Kanunu’nda işçinin yapmakla yükümlü bulunduğu görevleri kendisine
hatırlatıldığı halde yapmaması hali, işverene haklı nedenle iş sözleşmesini bildirimsiz ve
tazminatsız olarak feshetme imkanı vermektedir.
Bu makalenin konusunu, işverenin yönetim hakkı ve sınırları ile işçinin yapmakla
yükümlü bulunduğu görevleri yapmaması halinde işverenin uygulayacağı yaptırımların
incelenmesi oluşturmaktadır.
2.İŞVERENİN YÖNETİM HAKKI VE SINIRLARI
İşçinin iş görme borcu, işverenin yönetim hakkı kapsamında vereceği talimatlarla
somutlaştırılır. İşverenin yönetim hakkının karşıtını, işçinin işverenin talimatlarına uyma
borcu teşkil eder.
İşveren, talimat hakkına istinaden, iş sözleşmesinde ana hatlarıyla belirlenen iş görme
ediminin, nerde, nasıl ve ne zaman yapılacağını düzenler.
Sayfa 1 / 6
Günlük çalışma süresinin başlangıç ve bitiş saatlerini, ara dinlenmesinin nasıl
uygulanacağını, işyerinde işin dağıtımına ilişkin ya da kullanılacak araç, gereç ve teknikler
konusunda verilecek talimatlar vb. bu türden talimatlar arasında kabul edilirler. İşverenin
yönetim hakkı işyerinde düzenin sağlanmasına ve işçinin davranışlarına yönelik talimat
vermeyi de kapsar.
Buna karşılık, işverenin talimat hakkı, iş sözleşmesinin asli unsurlarını oluşturan,
ücretin miktarı ve borçlanılan çalışma süresinin kapsamına ilişkin söz konusu olamaz. İşveren,
tek taraflı olarak toplam çalışma süresini arttırmak veya ücrete etki edecek şekilde azaltmak
yetkisine sahip değildir. İşverenin talimat verme hakkının, toplu iş sözleşmesi ve bireysel iş
sözleşmesi ile daraltılıp genişletilmesi mümkündür. İşverenin talimatlarının, bireysel ya da
toplu iş sözleşmesi ile getirilebilecek sınırlamalar ile işçinin eğitimi, yeteneği ve takati gibi
hususlara aykırılık oluşturmamalıdır. İşverenin talimat verme hakkı, kanun, toplu iş sözleşmesi
ile bireysel iş sözleşmesi hükümleri ile sınırlıdır. Bu itibarla, işveren, ceza ve kamu hukuku
hükümlerine aykırı talimatlar veremeyeceğinden, işçi bu nevi talimatlara uymak zorunda
değildir. Bunun dışında işveren, işçinin kişilik haklarını ihlal eden talimatlar veremez. Keza,
Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen hakkın kötüye kullanılması yasağı gereği,
işveren dürüstlük kuralına aykırı talimatlar da veremez. İşveren talimat verirken eşit işlem
borcuna riayet etmekle de yükümlüdür.1
3.İŞÇİNİN GÖREVİNİ YAPMAMASI HALİNDE İŞVERENE TANINAN FESİH YOLLARI
İşçinin talimatlara uymaması işverene duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli
sebeple fesih hakkı verir.
4857 sayılı Kanun'un 25/II-h bendi işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri
kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini bir haklı fesih sebebi olarak kabul
etmektedir.
Buna karşılık, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi ve gerekçesine göre, işçinin işini
uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi geçerli fesih sebebidir. İşçi
görevini uyarıya rağmen hiç yerine getirmezse işveren haklı sebeple derhal; eksik, kötü veya
yetersiz bir biçimde yerine getirirse geçerli fesih hakkını kullanabilecektir.
3.1.İŞÇİNİN EMİR VE TALİMATLARA UYMAMAKTA ISRAR ETMESİ
İş görme edimi işçi tarafından işverenin verdiği talimatlara uygun olarak yerine
getirilmelidir. Mülga 1475 Sayılı Kanun’da işçinin hatırlatıldığı halde görevlerini yapmaması
haklı fesih nedeni olarak sayılmış ve işçinin bu anlık durumu yeterli görülmüş iken ,4857 Sayılı
Kanun ile işçinin görevini yapmamakta ısrar etmesi şartı getirilmiştir.
Bu noktada işverenin hatırlatmasının ardından işçinin sadece bir kez görevi yapmaması
yeterli sayılmayacaktır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz
etmelidir.
1
Y.7. H. D. Esas No. 2014/5708 Karar No. 2014/10806 Tarihi: 14.05.2014
Sayfa 2 / 6
4857 Sayılı İş Kanunu uyarınca, işveren yönünden iş sözleşmesini haklı fesih için işçinin
“görevini yapmamakta ısrar etmesi” şartı gerçekleşmelidir.
Burada işverenin hatırlatmasınının ardından sadece bir kez görevi yapmama yeterli
sayılmamalıdır. İşçinin görevi yapmama eylemi hatırlatmanın ardından devamlılık arz
etmelidir. İşveren tarafından fesih öncesinde, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevi
hatırlatılmalıdır. Bu hatırlatmanın yazılı ya da sözlü biçimde yapılması mümkündür. Bu konuda
ispat yükü de işverendedir. İşçinin görev tanımının, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça
öngörülmüş olması işverenin hatırlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşçiye yapılacak
hatırlatmada/uyarıda, işçiye yapması istenen görev açık biçimde bildirilmeli ve işin
tamamlanmasına yetecek bir süre öngörülmelidir. Bildirimde, görevin hatırlatılması yeterlidir.
Görevin gereklerinin yerine getirilmemesi durumunda iş sözleşmesinin feshedileceği
hususunun ayrıca bildirilmesi gerekmez. Ancak, işveren tarafından işçiye bu yönde bir bildirim
yapılmış ise, işçinin yeni bir eylemi gerçekleştirmedikçe, önceki eylemlerine dayanılarak iş akdi
feshedilemez.2
İşe birçok kez geç gelen işçinin son bir ay içinde 5 kez her sabah yarım saat işe geç
gelmesi, isçiye görevini hatırlatan işverene önelsiz ve tazminatsız fesih hakkını verecektir.
Yapılan bildirime ve uyarılara (ihtara) rağmen, isçinin işini yapmamakta ısrar etmesi veya
direnmesi üzerine işine önelsiz ve tazminatsız olarak haklı sebeple son verilir. İşçiye yapılan
uyarıların sözlü ya da yazılı yapılması mümkündür. Ancak, bu konuda ispat yükü işverende
olduğu için, çıkacak bir uyuşmazlıkta ispat kolaylığı sağlaması bakımından uyarının yazılı
yapılması önemlidir. Yazılı “tutanak” yanında, “açık ve seçik tanık beyanlarıyla” da “işçinin
yapmakla ödevli bulunduğu işleri uyarılara rağmen yapmadığı ve işleri aksattığı” ispatlanabilir.
Buna karşılık, işyerinde çok önceki bir tarihte yayınlanan genel mahiyetteki “tamim”
Yargıtay’ca “hatırlatma” olarak kabul edilmemiştir. Bunun gibi, işyerinde beş yıldır çalışan ve
bu sure içinde verilen isi yapmamak veya aksatmak gibi bir davranışı tespit edilmemiş işçinin
kendisine “ek olarak verilen işi bazı kayıtlar öne sürerek yapmaması”, yapmakla görevli
bulunduğu işi yapmamak olarak yorumlanmamıştır.3
İşverenin yönetim hakkı kapsamında verdiği talimatlara işçi uymak zorundadır. 4857
sayılı İş Kanunu'nun 25/II-h bendi, işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine
hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini bir haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir.
İşçi görevini uyarıya rağmen hiç yerine getirmezse, işveren tarafından 4857 Sayılı İş
Kanunu’nun 26. maddesinde belirtilmiş olan derhal fesih hakkını kullanma süresi içinde işçinin
iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi gerekmektedir.
Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir kararında, “…Davacının yapmakla yükümlü olduğu
görevleri yapmadığı konusunda uyarıldığı da kanıtlanamadığından fesih haksız olup, kıdem ve
ihbar tazminatlarının kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.” şeklinde hüküm
kurmuştur.4
2
Y.9.HD. Esas No.2011/54351, Karar No.2014/3898, Tarihi 10.02.2014
Sadakat Borcu ve Uygulaması, Kamu İşveren Dergisi c:11, S.1/2009, Prof. Dr. Fevzi Demir Yaşar Üniversitesi Hukuk
Fakültesi, Arş. Gör. Gönenç Demir Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi
4
Y.9. HD. 2012/9868 E. 2014/14778 K. 07.05.2014
3
Sayfa 3 / 6
Yargıtay’ın benzer bir kararı, “…Davacının iş akdinin feshine neden olan iş yapmama
eylemi bir defaya mahsus olup işverenin fesihten önce görevini yapması hususunda davacıyı
uyarmadığı ve işverenin yasanın 25/II-h bendi gereğini yerine getirmediği anlaşıldığından
davacının kıdem ve ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar
verilmesi hatalıdır.” biçimindedir.5
Yargıtay konuyla ilgili işveren feshini haklı bulan kararında “…Dosya içeriğinden davalı
işyerinde 15.11.2006 tarihinden beri kargo dağıtım elemanı olarak çalışan davacının yapılan
kontroller ve tutulan tutanaklara göre yönetmelikte belirtilen görevleri ısrarla yerine
getirmediği gerekçesi ile iş sözleşmesinin 19.09.2009 tarihinde feshedildiği, 2008 ve 2009
yıllarında davacı hakkında hatırlatmalara rağmen işe geç geldiğine ve bazı günler izinsiz
işyerini terk ettiğine veya gelmediğine dair çok sayıda tutanakların tutulduğu, son dönemde ise
...tarihinde manifesto poşetlerini doldurma görevini yerine getirmediği, …tarihinde verilen
görevi yapmadığı, 11.09.2009 tarihinde de yine 400 gr. ağırlığındaki bir kargoyu götürmekten
imtina ettiği ve son olarak 17.09.2009 tarihinde izinsiz işe gelmediğinin tutanağa bağlandığı,
davacının verilen görevleri bir çok defa yerine getirmediği tutanak ve bunları doğrulayan tanık
anlatımı ile sabit olduğundan, feshin haklı nedene dayalı olduğunun kabulü ile kıdem ve ihbar
tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne
karar verilmesi isabetsiz olmuştur.” şeklinde hüküm kurmuştur.6
Yüksek Mahkeme söz konusu kararında ise, “…İşveren tarafından davacı işçi 25.11.2008
tarihli yazı ile yine giriş çıkış kartlarını basmadığı gerekçesiyle uyarılmış ve uyarı yazısında
‘…aynı davranışın tekrarı halinde iş sözleşmenizin feshi sonucunu doğuracağı ihtaren tebliğ
ederiz.’ şeklinde belirtilmiştir. İşveren, 25.11.2008 tarihli ihtarnamesini takiben 28.11.2008
tarihli fesih bildirimiyle davacı işçinin iş akdinin önceki ihtarlara konu ‘işten sıklıkla süresinden
önce ayrılmak’ gerekçesiyle feshetmiştir. Davacının son ihtarı 25.11.2008 tarihli olup, bu tarih
ile fesih bildiriminin yapıldığı 28.11.2008 tarihi arasında davacının yeni bir eylemi söz konusu
değildir. İşçinin ihtara konu eyleminden sonra yeni bir eylem olmadığı takdirde ihtarlara konu
eylem nedeniyle iş akdinin feshi haklı sayılamaz. Bu nedenle davacının kıdem ve ihbar
tazminatı taleplerinin kabulü gerekirken reddi bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm
kurarak, işveren feshini haksız bulmuştur.7
3.2. İŞÇİNİN GÖREVİNİ UYARIYA RAĞMEN YETERSİZ YERİNE GETİRMESİ
İşçinin yapmakla yükümlü bulunduğu işi uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz
olarak yerine getirmesi iş sözleşmesini 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca geçerli
bir fesih sebebidir.
5
Y.9. HD. 2010/20968 F„ 2012/32912 K. 03.10.2012
Y.22.HD. 2012/14300 E. 2013/3423 K. 21.02.2013
7
Y. HD. 2010/4892 E. 2012/11435 K. 04.04.2012
6
Sayfa 4 / 6
Gerçekleşen eylemler haklı fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta olmamakla birlikte,
işyerinin normal işleyişini ve yürüyüşünü bozan iş görme borcunun gerektiği şekilde yerine
getirilmesini engelleyen haller arasında ise geçerli fesih sebebini oluşturacak ve bu fesih
şeklinde işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacaktır.
Yüksek Mahkemenin konuyla ilgili bir kararı “…İşçinin talimatlara uymaması işverene
duruma göre iş sözleşmesinin haklı ya da geçerli sebeple fesih hakkı verir. 4857 sayılı Kanun'un
25/II-h. bendi işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde
yapmamakta ısrar etmesini bir haklı fesih sebebi olarak kabul etmektedir.
Buna karşılık 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinin gerekçesine göre, işçinin işini
uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi geçerli fesih sebebidir. İşçi
görevini uyarıya rağmen hiç yerine getirmezse işveren haklı sebeple derhal, eksik veya kötü
yetersiz bir biçimde yerine getirirse süreli geçerli fesih hakkını kullanabilecektir.
Dosyada bulunan şahit beyanları ve yazılı deliller dikkate alındığında davacının
davranışı görevini gereği gibi yerine getirmemek şeklinde değerlendirilmelidir. Gerçekleşen
eylemler haklı fesih sebebi oluşturacak ağırlıkta olmamakla birlikte işyerinin normal işleyişini
ve yürüyüşünü bozan iş görme borcunun gerektiği şekilde yerine getirilmesini engelleyen
hallerden olup geçerli fesih sebebini oluşturmaktadır. Bu fesih şeklide işçinin kıdem ve ihbar
tazminatına hak kazanmasına engel teşkil etmemektedir. Bu sebeple ihbar ve kıdem tazminatı
isteklerinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddedilmesi hatalıdır.”
biçimindedir.8
4.SONUÇ
4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi)
bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın da (işveren) ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan
sözleşmedir.
İş sözleşmesi; ücret, iş görme ve bağımlılık unsurlarından oluşur.
İş sözleşmesini oluşturan işçinin temel borçlarından biri iş görme borcudur. İşçi bu
borcunu; kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi hükümlerine ve işyeri iç yönergelerine uygun
olarak yerine getirmek zorundadır. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini de
işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından
denetlenmesi oluşturmaktadır. Bağımlılık iş sözleşmesini karakterize eden unsurlardan olup,
genel anlamıyla bağımlılık, hukuki bağımlılık olarak anlaşılmakta ve işçinin belirli veya belirsiz
bir süre için işverenin talimatına göre ve onun denetimine bağlı olarak çalışmasını ifade
etmektedir.
8
Y. 22. H.D. Esas No. 2013/25813 Karar No. 2014/35243 Tarihi: 11.12.2014
Sayfa 5 / 6
Kurulan iş sözleşmesi sonucunda işçi elde edeceği ücret karşılığında iş görme ve bağımlı
çalışma borçlarını üstlenmekte, işverenin yönetim hakkı çerçevesinde vereceği talimatlara
uyması gerekmektedir.
İşveren de talimat verme hakkını, kanun, toplu iş sözleşmesi ile bireysel iş sözleşmesi
hükümlerine, işyeri iç yönergelerine uygun bir biçimde yani Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde
düzenlenen dürüstlük kuralına uygun bir biçimde kullanacaktır.
İşveren, ceza ve kamu hukuku hükümlerine aykırı, işçinin kişilik haklarını ihlal eden
talimatlar veremeyecek, talimat verirken eşit işlem borcuna da uygun hareket edecektir. İşçinin
yönetim hakkı kapsamında verilen talimatlara uymaması işverene duruma göre iş
sözleşmesinin haklı ya da geçerli sebeple fesih hakkı vermektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-h bendi işçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri
kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesini bir haklı fesih sebebi olarak kabul
etmektedir.
Buna karşılık, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesi ve gerekçesine göre, işçinin
görevini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmesi ise geçerli fesih
sebebidir.
İşçi görevini uyarıya rağmen hiç yerine getirmezse iş sözleşmesi işverence haklı sebeple
derhal feshedilebilecek; eksik, kötü veya yetersiz bir biçimde yerine getirirse işverenin geçerli
sebeple fesih hakkı söz konusu olacaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 6 / 6