isverenim.com
Yayınlar

İşe İade Kararı Sonucunda İşe Başlama veya İşe Başlatmakta Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Mahkemece Samimiyet İlkesi Çerçevesinde İncelenmesi

  • Tarih
  • Hazırlayan

İşe İade Kararı Sonucunda İse Başlama veya İse Başlatmakta Ortaya Çıkan Uyuşmazlıkların Mahkemece Samimiyet İlkesi Çerçevesinde İncelenmesi” başlıklı makalemize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.


Ekli belgeler

PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗
Ekli belgenin metni: Makale (PDF)

İŞE İADE KARARI SONUCUNDA İŞE BAŞLAMA VEYA İŞE BAŞLATMAKTA ORTAYA

ÇIKAN UYUŞMAZLIKLARIN MAHKEMECE SAMİMİYET İLKESİ ÇERÇEVESİNDE

İNCELENMESİ

1. GİRİŞ

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen

mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe

başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.

Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.

İşveren ise işe iade için başvuran işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Aksi halde

en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta geçen

süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.

Mahkemece veya özel hakem tarafından yapılan fesih işleminin geçersizliğine kesin olarak

karar verildikten sonra kanunen belirlenen süre içinde işçinin tekrar işe başlaması ve işverenin

de işçiyi işe başlatması gerekmektedir.

Bununla birlikte uygulamada işe tekrar başlama veya başlatmada işçi ve işveren

iradelerinin samimi olup olmadığı hususunda uyuşmazlıklar ortaya çıkmakta ve söz konusu

uyuşmazlıklar yargı kararlarına konu olmaktadır.

Bu makalede söz konusu durum yargı kararları çerçevesinde incelenecektir.

2. İŞE İADE EDİLEN İŞÇİNİN İŞE BAŞLAMAKTA SAMİMİ OLMAMASI

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen

mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe

başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır.

Mahkemece veya özel hakem kararı ile işe iade edilen işçinin, işverene işe başlamak

yönünde yaptığı başvurunun samimi olması gerekmektedir.

İşçinin gerçekte işe başlama niyeti olmadığı hâlde, işe iade davasının sonuçlarından

yararlanmak için yapmış olduğu başvuru Yüksek Mahkeme tarafından geçerli bir işe iade

başvurusu olarak değerlendirilmemektedir.

İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe

başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının / iradesinin işe başlamak olmadığı kabul

edilerek, işçi işverene hiç başvurmamış gibi kabul edilerek sonuca gidilmektedir.

Sayfa 1 / 5

Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin altıncı

fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurmakta, bunun sonucu olarak da işe iade

davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer

hakların işçi tarafından talebi mümkün olamamaktadır. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak

işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmektedir.

Aşağıda yer alan Yüksek Mahkeme kararında, ikametgah adresine işe başlaması için

bildirimde/tebligatta bulunulan işçinin işe davet yazısını almaktan imtina etmesi işçinin işe

başlamakta samimi olmadığı şeklinde değerlendirilerek, dava konusu alacaklarının reddine

karar verilmiştir.

“…Davacı asılın adres olarak gösterdiği "Kartaltepe Mahallesi Şehit Er Rıdvan Mert Sokak

No: 2/1 iç kapı No:3 Bakırköy-İstanbul" adresine davalı işverence 13.07.2017 tarihli işe davet

ihtarnamesinin gönderildiği, davacı asılın bildirdiği adrese gönderilen 13.07.2017 tarihli

ihtarnamenin davacının adreste tanınmadığı şeklinde açıklama ile bila tebliğ iade edildiği,

davalı işverence bunun üzerine davacı vekiline e-posta gönderilmek suretiyle davacı işçinin işe

davet edilmeye çalışıldığı ancak buna rağmen davacının usulüne uygun işe davet edilmediği

ileri sürülerek işbu davanın açıldığı değerlendirildiğinde; bildirdiği adrese gönderilen

13.07.2017 tarihli işe davet ihtarını tebellüğ etmekten kaçınan davacının işe iade yönündeki

başvurusunun samimi olmadığı anlaşılmış olup dava konusu alacakların reddine karar

verilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde

hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”1

Tebligat sorunları sebebiyle bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde, bundan işveren

sorumlu tutulamaz.

İşçinin, işverence yasal süresi içinde gönderildiği halde bir aylık işe başlatma süresi

aşıldıktan sonra eline geçen işe davet bildirimi üzerine de makul bir süre içinde işe başlaması

gerekir.

Makul süre, işçinin işe davet içeren bildirim anında işyerinin bulunduğu yerde ikamet

etmesi durumunda en fazla iki günlük süre olarak değerlendirilebilir.

İşçinin işe iadeyi içeren tebligatı işyerinden farklı bir yerde alması halinde ise, İş

Kanunu’nun 56 ncı maddesinin son fıkrasındaki izinler için öngörülen süre en çok dört güne

kadar yol süresi, makul süre olarak değerlendirilebilir. Bu durumda işçicinin en fazla dört

gün içinde işe başlaması beklenmelidir.2

3. İŞVERENİN İŞE İADE EDİLEN İŞÇİYİ İŞE BAŞLATMAKTA SAMİMİ OLMAMASI

İş Kanunu’nun 21 inci maddesi uyarınca, mahkemece veya özel hakem tarafından feshin

geçersizliğine karar verilmesi sonucunda; işe iade edilen işçinin başvurusu halinde işveren

tarafından bir ay içinde işe başlatılmak zorundadır.

1

2

Y.9.HD., T.25.10.2022, E.202.2/10044, K.2022/13134

Y.9.HD., T.1.04.2016, K.2016/957, E.201/33058

Sayfa 2 / 5

Tebligat sorunları sebebiyle işçiye bildirimin süresi içinde yapılamaması halinde,

bundan işveren sorumlu tutulamaz.

İşçinin işe başlama yönündeki iradesinin samimi olması gerektiği gibi, işverenin işe

davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir.

Aksi halde işveren en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi

tazminatı ile boşta geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek

zorundadır.

“İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma amacı

olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı gerçek bir işe

başlatma daveti olarak değerlendirilemez. Bu nedenle işverenin işe davet ederken, işçinin hangi

işte, nerede ve ne şekilde, hangi şartlarla işe başlatılacağını, işe davet yazısında belirtmesi

gerekir. Davette başlatılacak iş, başlatılacak işyeri, iş şartları, hazır bulunması gereken tarih,

verilen süre belirtilmemiş ise davetin ciddi ve samimi olup olmadığı tartışma konusu olacaktır.

İşverenin işçiyi işe başlatması şarta bağlı tutulmamalıdır. İşveren işe başlatmayı şarta bağlı

tutmuşsa, bu işe başlatma daveti usulüne uygun sayılmayacağından, işveren işe başlatmamanın

hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır.”3

Kural olarak işçi, geçersizliği tespit edilen fesih tarihinde çalıştığı işyerinde ve

işte/görevde işe başlatılmalıdır. İşçiye önceki koşullarının tam olarak sağlanması ve

aynı parasal haklarının ödenmesi gerekir. Hatta yargılama sürecinde işçinin mahrum

kaldığı ancak emsal işçilere sağlanmış olan ücret artışlarından da işçinin

yararlandırılması gerekir. 4

İşçinin fesih öncesi çalıştığı işyerinin kapanmış olması halinde ise işverenin bir

başka işyerinde işe başlamak üzere işçiyi davetinin zorunluluktan kaynaklanıp

kaynaklanmadığının mahkemece araştırılması gerekmektedir.

Konuyla ilgili bir BAM (Bölge Adliye Mahkemesi) kararında,“… Somut uyuşmazlıkta, davacı

işçinin, davalı alt işverenin Diyarbakır ilinde bulunan iş yerinde özel güvenlik görevlisi olarak

çalıştığı, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından açılan dava neticesinde feshin

geçersizliğine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine davacının süresinde işe başlama

başvurusunda bulunduğu, davalı alt işverenin, davacının son çalıştığı Diyarbakır ilindeki

ihalenin sona ermesi ve bu ilde davacıyı görevlendirilebileceği başka bir işyerinin bulunmaması

gerekçesini göstererek, Kocaeli veya İstanbul'da bulunan işyerlerinin teklif edilmek suretiyle

işe davette bulunduğu, davacı işçinin, işe davetin geçerli olmadığını ileri sürerek daveti kabul

etmediği anlaşılmaktadır.

Yapılan araştırma neticesinde, davalı alt işverenin Diyarbakır'a çevre birden fazla şehirde

davacıyı çalıştırabileceği işyerinin bulunduğu anlaşılmış olup, alt işveren şirket, davacı işçinin

söz konusu illerdeki işyerlerinde çalışmasına engel bir durumun varlığını somut bir şekilde

3

4

Y.HGK. T.1.06.2009, K.2009/278, E.2009/9-232

Y.9.HD., T.26.05.2014, K.2014/16662,2014/5801

Sayfa 3 / 5

ortaya koyamamıştır. Bu halde, alt işveren şirketin çağrısı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak

değerlendirilemez.

Belirtmek gerekir ki; iş sözleşmesinin 2 nci maddesinde yer alan, işçinin İstanbul'da dahil

olmak üzere Türkiye sınırları içerisinde bulunan tüm işyerlerinde çalışmayı kabul ettiğine dair

genel işlem şartı teşkil edecek tarzda ve sınırlandırma içermeyen maddenin varlığının,

uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması mümkün değildir.

Yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, işçiye işe başlatmama tazminatı ile boşta

geçen süreye ilişkin hakların ödenmesi gerekli olup, boşta geçen süre alacağı yönünden brüt

tutar üzerinden karar verilmesi de yerinde olduğundan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.”

biçiminde hüküm kurulmuştur.5

İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması halinde, işe

başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma

süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır.

Kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar hesaplanacak ücret ve diğer alacaklar,

işçinin işe iade için başvurduğu anda muaccel olur.

4. SONUÇ

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre, işçi kesinleşen

mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe

başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih

geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur.

İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe

başlamamış olması hâlinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilerek, işçi

işverene hiç başvurmamış gibi kabul edilmektedir. Bir başka anlatımla işçi işverene hiç

başvurmamış gibi sonuca gidilmektedir.

Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin altıncı

fıkrasına göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurmakta, bunun sonucu olarak da işe iade

davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer

hakların işçi tarafından talebi mümkün olamamaktadır. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak

işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenecektir.

Bu durumda Mahkemece geçersizliğine karar verilmiş olan fesih tarihi geçerli fesih tarihi

haline gelecek ve tazminat hesaplarında bu tarihteki ücret esas alınacaktır.

İş Kanunu’nun 21 inci maddesi uyarınca, Mahkemece veya özel hakem tarafından feshin

geçersizliğine karar verilmesi sonucunda işe iade edilen işçinin başvurusu halinde işveren

tarafından bir ay içinde işe başlatılmak zorundadır.

İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olması gerekir.

5

T.C. Diyarbakır BAM 8. HD.T.10.11.2022, E.20211851, K.2022/1746

Sayfa 4 / 5

İşverenin işe başlatma amacı olmadığı halde işe başlatmama tazminatı ödememek için

yapmış olduğu çağrı gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez. Bu nedenle

işverenin işe davet ederken, işçinin hangi işte, nerede ve ne şekilde, hangi şartlarla işe

başlatılacağını, işe davet yazısında belirtmesi gerekir.

Davette başlatılacak iş, başlatılacak işyeri, iş şartları, hazır bulunması gereken tarih, verilen

süre belirtilmemiş ise davetin ciddi ve samimi olup olmadığı tartışma konusu olacaktır.

İşverenin işçiyi işe başlatması şarta bağlı tutulmamalıdır.

İşveren işe başlatmayı şarta bağlı tutmuşsa, bu işe başlatma daveti usulüne uygun

sayılmayacağından, işveren işe başlatmamanın hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır.

İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi ve samimi olmadığının Mahkemece tespiti

halinde en az dört, en fazla sekiz aylık ücret tutarında belirlenen iş güvencesi tazminatı ile boşta

geçen süreye ait en çok dört aya kadar ücret ve diğer hakları işçiye ödemek zorundadır.

BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ

Sayfa 5 / 5

1.853 okunma
Bu belgenin yazdırılabilir sürümü ücretli üyelere özeldir — https://isverenim.skyside.com.tr/makale/8753