İbra Sözleşmesi ve Geçerlilik Koşulları
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İBRA SÖZLEŞMESİ VE GEÇERLİLİK KOŞULLARI
1. GİRİŞ
İşverenin işçiye olan borcunun sona ermesi için borcu ifa etmesi gerekmektedir. İbra sözleşmesi
borcun sona erme şekillerinden biridir.
İbra sözleşmesi, iş ilişkilerinde “ibraname” adıyla yaygın bir uygulama alanı bulmaktadır.
İbra sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 132 nci maddesine göre, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca
belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra
sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.
İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinde
yer almıştır.
Söz konusu yasal düzenlemeye göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin olarak düzenlenen ibra
sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir
aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,
ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.
Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
2. İBRA SÖZLEŞMELERİNİN GEÇERLİLİK KOŞULLARI
İşverenin işçiye olan borcunun sona ermesi için borcu ifa etmesi gerekmektedir.
Borcun sona erme şekillerinden biri olan ibra sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda
düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 132 nci maddesi uyarıca, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca
belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra
sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir.
İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinde
yapılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420’nci maddesinin ikinci fıkrasına göre;
a) İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması,
b) İbra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş
bulunması,
c) İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,
d) İşçiye yapılacak ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması,
Şarttır.
Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Sayfa 1 / 3
Türk Borçlar Kanunu’nun 420 nci maddesi uyarınca, işçinin işvereninden alacağının kalmadığının
ileri sürülebilmesi için yazılı belge ile ispat edilmesi gerekmektedir. İbra sözleşmesinin yazılı olması
zorunludur.
İbra sözleşmesinin geçerli olması için, işçiye ödenen alacakların, türlerinin ve
miktarlarının tek tek belirtilmesi gerekir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa
yoluyla sona ermiş olur.
Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz
hükmünde olduğu kabul edilmektedir.1
Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Türk Borçlar Kanunu’nun 420 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenleme de aynı
yöndedir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 420 nci maddesinde, iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir
ay içinde yapılan ibra sözleşmelerine geçerlilik tanınmayacağı düzenlenmiştir.
Buradaki bir aylık bekleme süresi ibra sözleşmelerinin düzenlenme zamanıyla ilgili olup ifayı
ilgilendiren bir durum değildir. Başka bir anlatımla işçinin fesih ile muaccel hale gelen kıdem
tazminatı, ihbar tazminatı ve izin ücreti gibi haklarının ödeme tarihi bir ay süreyle ertelenmiş değildir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20 nci maddesinde, feshe itiraz bakımından bir aylık hak düşürücü
süre öngörülmüş olmakta, feshi izleyen (fesih bildiriminin tebliğinden itibaren) bir ay içinde, işçi işe
iade talebiyle İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır.
Bu noktada feshi izleyen bir aylık süre, işçinin eski işine dönüp dönmeyeceğinin tespiti
bakımından iş güvencesinin sağlanması için de gereklidir. Geçerli ve haklı neden iddialarına
dayanan fesihlerde dahi ibraname düzenlenmesi için feshi izleyen bir aylık sürenin
beklenmesi gerekmektedir.
İş ilişkisi devam ederken düzenlenen ibra sözleşmeleri geçersizdir. İşçi bu dönemde
tamamen işverene bağımlı durumdadır ve iş güvencesi hükümlerine rağmen iş ilişkisinin devamını
sağlamak veya bir kısım işçilik alacaklarına bir an önce kavuşabilmek için iradesi dışında ibra
sözleşmesi imzalamaya yönelmesi mümkün olup, dairemizin kararlılık kazanmış uygulaması bu
yöndedir.2
İbranamenin tarih içermemesi ve içeriğinde de fesih tarihinden sonra düzenlendiğinin açıkça
anlaşılamaması durumunda ibranameye değer verilemez.3
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420 nci maddesinde, işverence yapılacak olan ödemelerin
banka yoluyla yapılması zorunluluğunun getirilmesi, ibranamenin geçerliliği noktasında sonuca
etkilidir.
Ancak banka dışı yollarla yapılan ödemelerde de borç ibra yerine tamamen veya kısmen ifa yoluyla
sona ermiş olur.
Yukarıda belirtilen yasal düzenleme, sadece işçinin alacaklı olduğu durumlar için işçi yararına
kısıtlamalar öngörmektedir.
1 Y.22.HD. E.2015/24973 K.2015/26112 T.01.10.2015
2 Y.9.HD.19.0.2019,2017/11448,16254
3 Y.9.HD.05.11.2010,2008/37441,2010/31943
Sayfa 2 / 3
İşverenin cezai şart ve eğitim gideri talep ettiği ve yine işçinin vermiş olduğu zararın tazminine
dair uygulamalarda ve hatta sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde işçinin işverene borçlu
olduğu durumlarda, taraflar, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın işçinin borçlarını ibra yoluyla
sona erdirebilirler.
Türk Borçlar Kanunu’nun 420 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun
kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri tazminat ve alacaklar dâhil, iş sözleşmesinden
doğan bütün haklar yönünden uygulanır.
3. SONUÇ
İşverenin işçiye olan borcunun sona ermesi için borcu ifa etmesi gerekmektedir. İbra sözleşmesi
borcun sona erme şekillerinden biridir.
İbra sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 132 nci maddesinde düzenlenmiştir.
Bu düzenlemeye göre, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş
olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen
ortadan kaldırılabilir.
İbra konusunda diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun'un 420 nci maddesinde
yapılmıştır.
Sözü edilen düzenlemeye göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı
olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş
bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına
nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır.
Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa
yoluyla sona ermiş olur.
Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz
hükmünde olduğu kabul edilmektedir
Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 3 / 3