İşverenin Genişletilmiş Yönetim (Sevk ve İdare) Hakkı ve Kapsamı
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞVERENİN GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM (SEVK VE İDARE) HAKKI VE KAPSAMI
1. İŞVERENİN YÖNETİM HAKKI VE SINIRI
Yönetim hakkı, işverenin, kanun, toplu iş sözleşmeleri (TİS) ve iş sözleşmelerine aykırı olmamak
üzere vereceği talimatla işin yürütümü ve işçinin işyerindeki davranışını düzenleyebilmesini ifade
etmektedir.1
İşverenin yönetim hakkının dayanağını doğrudan doğruya iş sözleşmesi oluşturmaktadır.
İşverenin yönetim hakkının kapsamı iş sözleşmesinin hükümleriyle sınırlıdır.
İşçinin borçları iş sözleşmesinde belirtildiği ölçüde, yönetim hakkının içeriği daralır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 399 uncu maddesi uyarınca, “işveren işin görülmesi ve işçilerin
işyerindeki davranışlarıyla ilgili genel düzenlemeler yapabilir ve onlara özel talimatlar verebilir.
İşçiler, bunlara dürüstlük kurallarının gerektirdiği ölçüde uymak zorundadır.”
Gerek iç yönetmelikler gerek işyeri uygulamaları iş sözleşmesi hükmünde olduklarından
işverenin yönetim hakkının üstünde yer alırlar. İşveren bu kaynaklara aykırı bir biçimde yönetim
hakkını kullanamaz.
İşveren TİS ya da iş sözleşmesi veya işyeri yönetmelikleriyle düzenlenmemiş alanlarda yönetim
hakkını kullanabilir.
İşverenin yönetim hakkı kapsamında kalan çalışma koşullarında yaptığı değişiklikler esaslı
değişiklik olarak nitelendirilemez.
Geçerli nedenler de işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapmasını gerektirebilir. İşçinin
davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlerle de çalışma koşullarının değiştirilmesi mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 nci maddesinde yapılan düzenlemeyle, işverene iş sözleşmesi veya
sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulaması ile
oluşan çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapma yetkisi tanınmıştır. Ancak yapılacak esaslı
değişiklikler işçinin onayına bağlıdır.
Söz konusu yasal düzenlemeyle, olumsuz koşulların varlığı halinde, işçinin iş sözleşmesinin
doğrudan feshedilmesi yerine çalışma koşullarında belirli değişiklikler (esaslı değişiklikler) yapılarak,
iş ilişkisinin sürdürülmesi amaçlanmıştır.
Buna karşın, uygulamada TİS ya da iş sözleşmesinde işverene çalışma koşullarında
değişiklik yapma yetkisi verilebilmektedir. Bu durumda, İş Kanunu’nun 22 nci maddesinde belirtilen
işçinin yazılı rızasının önceden alındığı kabul edilmektedir.2
H. Mollamahmutoglu, M. Astarlı, U. Baysal, İş Hukuku, Lykeıon Yayınları, Guncellenmiş 7.Baskı, sayfa
87
2 Cevdet İlhan Gunay, İş Kanunu Şerhi, Yetkin Yayınları, Ankara 2023, sayfa 758
1
Sayfa 1 / 5
Bu nedenle, çalışma koşullarındaki değişiklik sözleşmeden kaynaklanan yetkiye dayanılarak
yapılmakta ise bu değişiklik işçiyi bağlayacaktır.
Bu durum, Yüksek mahkeme kararlarında işverenin genişletilmiş yönetim hakkı olarak
tanımlanmaktadır.
2. İŞVERENİN GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM HAKKI
İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma şartlarında değişiklik yapabileceğine dair
düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkı ortaya çıkmaktadır.
Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak
kaydıyla işçinin çalışma şartlarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır.
İşçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme
hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak
kullanılmalıdır.
Ayrıca işverenin yönetim yetkisini genişleten bu kayıtların verdiği yetkinin kullanımı,
sözleşmede çizilen sınırlara uyularak ve iyi niyetle olmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak
için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması
niteliğindedir.
3. GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM HAKKININ UNSURLARI
3.1. İŞVERENİN ÇALIŞMA KOŞULLARINDA SÜREKLİ DEĞİŞİKLİK YAPABİLMESİ
Genişletilmiş yönetim hakkında işveren sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma
şartlarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 nci maddesinin yanı sıra Anayasa, yasalar, TİS, bireysel iş
sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ile işyeri uygulamasından doğan işçi işveren
ilişkilerinin bütünü çalışma koşulları olarak değerlendirilmektedir.
Çalışma koşullarını belirleyen kaynaklar arasında, iş sözleşmesinin eki sayılan personel
yönetmeliği veya işyeri iç yönetmeliği gibi belgeler de yerini alır. Bu nedenle işçinin açık veya örtülü
onayını almış personel yönetmeliği, iş sözleşmesi hükmü niteliğindedir.
Yasal veya sözleşme gereği bir zorunluluk olmadığı halde, işyerinde uygulana gelen “işyeri
uygulamaları” da çalışma koşullarının belirlenmesinde etkindir.
Çalışma koşullarındaki değişiklik, işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İşveren
işyerinin kârlılığı, verimliliği noktasında işin yürütümü için gerekli tedbirleri alır. İş görme ediminin
yerine getirilmesinin şeklini, zamanını ve hizmetin niteliğini işveren belirler.
Sayfa 2 / 5
İş sözleşmesinin esaslı unsurları olan işçinin iş görme borcu ile bunun karşılığında işverenin
ücret ödeme borcu, çalışma koşullarının en önemlileridir. Bundan başka, işin nerede ve ne zaman
görüleceği, işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ödenecek ücretin ekleri, ara dinlenmesi,
evlenme, doğum, öğrenim, gıda, maluliyet ve ölüm yardımı gibi sosyal yardımlar da çalışma koşulları
arasında yerini alır. İşçiye özel sağlık sigortası yapılması ya da işverence primleri ödenmek kaydıyla
bireysel emeklilik sistemine dahil edilmesi de çalışma koşulları kavramına dahildir.3
Çalışma koşullarını belirleyen kaynaklardan en önemlisi 4857 sayılı İş Kanunudur.
Toplu iş sözleşmeleri çalışma koşullarının belirlenmesinde önemli yeri bulunan diğer bir hukuk
kaynağıdır. Çalışma koşullarının işçi lehine olarak değiştirilebileceği ve bunun iş sözleşmesi hükmü
olarak geçerli olduğu 6356 sayılı Yasanın 36 ncı maddesinde öngörülmüştür.
Toplu iş sözleşmesini düzenleyen taraflarca toplu iş sözleşmesi hükümlerinin değiştirilmesi
mümkündür. Ancak Yargıtay’ın kökleşmiş uygulamasına göre toplu iş sözleşmesinde yapılacak olan
değişiklik geçmişe etkili olamaz.
Toplu iş sözleşmesinin tarafları arasında çoğunlukla “protokol” adı altında yapılan bu
değişiklikler, yapıldıkları tarihten ileriye dönük olarak sonuçlarını doğurur.
3.2. İŞVERENİN GENİŞLETİLMİŞ YÖNETİM HAKKINI OBJEKTİF OLARAK KULLANMASI
İşveren genişletilmiş yönetim hakkını iş sözleşmesinde belirlenen sınırlar içerisinde objektif
olarak kullanmalıdır. Aksi halde bir hakkın kötüye kullanılması söz konusu olacaktır.
Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki
sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif
olarak kullanılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya
konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir.4
Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir kararında, “…Dosya içeriğinden taraflar arasında imzalanan
iş sözleşmesinde yer alan davacının aynı il içerisinde veya Türkiye dahilinde başka bir bölgeye veya
başka bir ile atanabileceğine dair düzenleme ile opsiyonlu program mağaza yöneticisi yetiştirme
formunun 3.maddesindeki çalışma koşullarında yapılan değişikliklerin kabul edileceğine ilişkin
davacının imzasını taşıyan sözleşme metinlerinden kaynaklanan nakil yetkisine dayanarak işletmesel
sebeplerle davalının davacıyı ...'deki işyerinden ...'a ihtiyaç nedeni ile benzer unvanla nakletmek
istediği, davacının nakil isteğini kabul etmemesi üzerine sözleşmenin geçerli nedenle feshedildiği
anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, davalı işverenin sözleşmedeki nakil yetkisini kötüye kullandığı da
ispat edilmiş değildir. Dairemiz uygulamasına göre de nakil yetkisi kötüye kullanılmamışsa nakle rıza
göstermemek fesih için geçerli sebep olarak kabul edilmektedir. Buna göre, iş sözleşmesinin feshinin
geçerli sebebe dayandığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde
hüküm tesisi hatalıdır.” biçiminde hüküm kurmuştur.5
Y.9.HD. 27.10.2008 gun, E. 2008/29715, K. 2008/28944
Y.9.HD. T.7.7.2008 gün, E. 2007/24548, K.2008/19209
5 Y. 22.HD.T.12.06.2017, E.2017/34981, K.2017/13817
3
4
Sayfa 3 / 5
Somut olayda, işveren iş sözleşmesi hükmüne dayanarak işçiyi işyerinden yine kendisine ait olan
başka bir işyerine nakletmek istemiş ancak işçinin nakle rıza göstermemesi geçerli nedenle iş
sözleşmesinin feshine sebep olmuştur. Söz konusu davada, işveren genişletilmiş yönetim hakkını
objektif olarak kullandığı (nakil yetkisini kötüye kullanmadığı) yüksek mahkeme tarafından da
onaylanmıştır.
İşçinin işyerinden kaynaklanan geçerli nedenlerle sürekli olarak işyerinin değiştirilmesi, başka
işyerlerinde görevlendirilmesi de çalışma koşulları arasındadır. Böyle bir durumda işçiye bir başka
işyerinde görev verilmesi, kural olarak çalışma koşullarında değişiklik niteliğinde sayılmaz.
Örneğin işçinin çeşitli şantiyelerin proje müdürü olması ve sürekli olarak değişik yerlerde kurulu
bu şantiyelerde görev yapması halinde, kabul edilebilir sınırlar dahilinde aynı türdeki bir başka
görevlendirme söz konusudur ve işçi bu görevlendirmeyi reddedemez.
Yüksek mahkeme kararına göre, “…Yönetim hakkı (genişletilmiş) kapsamında kalan veya
sözleşme ile kabul edilen ve geçerli sayılan değişliklerde işçinin işverenin talimatına uyması gerekir.
Aksi halde değişiklik esaslı değişiklik olmadığından işveren 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/İİ-h maddesi
uyarınca ödevleri hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etme veya görev yerine gitmemekten dolayı
aynı maddenin (g) fıkrası uyarınca devamsızlık nedeni ile iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkına
sahiptir. Her iki durumda da işçi iş görme borcuna aykırı davranmaktadır. İşveren haklı fesih yerine
nedenini belirtmek, yazılı yapmak ve işçinin savunmasını almak suretiyle sözleşmesini geçerli nedenle
de feshedebilir.”6
Acil ve arızî durumlarda işçinin görev tanımının dışında çalıştırılması ve fazla mesai yaptırılması
olanaklıdır. İşverenin yönetim hakkının bu tür olağanüstü durumlarda daha geniş biçimde
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 42 inci maddesi çerçevesinde zorunlu nedenlerle fazla
çalışma işçinin kabulüne bağlı değildir ve yasal sınırlar gözetilerek işçinin işverence verilecek
talimatlara uyması gerekir.
4. SONUÇ
İşverenin yönetim hakkının dayanağını doğrudan doğruya iş sözleşmesi oluşturmaktadır.
İşverenin yönetim hakkının kapsamı iş sözleşmesinin hükümleriyle sınırlıdır.
Gerek iç yönetmelikler gerek işyeri uygulamaları iş sözleşmesi hükmünde olduklarından
işverenin yönetim hakkının üstünde yer alırlar. İşveren bu kaynaklara aykırı bir biçimde yönetim
hakkını kullanamaz.
İşveren TİS ya da iş sözleşmesi veya işyeri yönetmelikleriyle düzenlenmemiş alanlarda yönetim
hakkını kullanabilir.
6
Y.9.HD. T. 05.04.2010, E.2009/20421, K.2010/9324
Sayfa 4 / 5
İşverenin yönetim hakkı kapsamında kalan çalışma koşullarında yaptığı değişiklikler esaslı
değişiklik olarak nitelendirilemez.
Geçerli nedenler de işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapmasını gerektirebilir. İşçinin
davranışlarından kaynaklanan geçerli nedenlerle de çalışma koşullarının değiştirilmesi mümkündür.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, işverene iş sözleşmesi veya
sözleşmenin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulaması ile
oluşan çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapma yetkisi tanınmıştır. Ancak yapılacak esaslı
değişlikler işçinin onayına bağlıdır.
Buna karşın, uygulamada TİS ya da iş sözleşmesinde işverene çalışma koşullarında değişiklik
yapma yetkisi de verilebilmektedir.
Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak
kaydıyla işçinin çalışma şartlarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış
olmaktadır.
Genişletilmiş yönetim hakkı olarak tanımlanan bu halde, İş Kanunu’nun 22 inci maddesinde
belirtilen işçinin yazılı rızasının önceden alındığı kabul edilmektedir
Bu nedenle, çalışma koşullarındaki değişiklik sözleşmeden kaynaklanan yetkiye dayanılarak
yapılmakta ise bu değişiklik işçiyi bağlayacaktır.
Bu durumda, işçinin çalışma şartlarında yapılan değişikliğe uygun hareket etmemesi ise iş
sözleşmesinin haklı ya da geçerli nedenle feshedilmesi sonucunun doğuracaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 5 / 5