İş Hukukunda Elektronik Ortamda Oluşturulan İşyeri Kayıt ve Belgelerinin Delil Niteliği
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞ HUKUKUNDA ELEKTRONİK ORTAMDA OLUŞTURULAN İŞYERİ KAYIT VE BELGELERİNİN DELİL
NİTELİĞİ
1. GİRİŞ
İçinde bulunduğumuz yüzyıl dijital bilgi çağı olarak tanımlanmakta, birbiri ardına yaşanan
teknolojik gelişmeler ülkelerin toplumsal ve ekonomik yapıları ile hukuk sistemlerinde de dönüşüme
neden olmaktadır.1
Ülkemizde de 2000’li yılların başından itibaren dijital bilgi çağına uyum yönünde yoğun çalışmalar
yürütülmekte ve dijital dönüşüm konusunda alınan kararlar uygulamaya konulmaktadır. Bu hedef
doğrultusunda yapılan yasal düzenlemelerle artık kamu yönetiminde ve Yargı’da yürütülen iş ve
işlemlerde elektronik imza kullanılmakta, elektronik ortamda belge oluşturulmaktadır. Islak imzalı
belge üretiminin ise oldukça azaldığı görülmektedir.
İş Kanunu’nda yapılan değişikliklerle beraber esnek çalışma modellerinin ağırlıklı olarak
uygulanmaya başlanması; işin artık klasik anlamda işyerinden yapılmaktan çıkıp işyeri dışında
yapılmaya başlanması sonucunu doğurmuş, özel sektör işyerleri de teknolojik gelişmelere paralel bir
biçimde ve dijital çağın bir gereği olarak çalıştırdıkları işçilerle ilgili yasal yükümlüklerinden
kaynaklanan kayıt tutma ve belge oluşturma işlemlerini elektronik ortamda yapmaya başlamışlardır.
İşverenler tarafından kanundan doğan bir yükümlülükten dolayı ve içinde yaşadığımız çağın da bir
gereği olarak dijital ortamda oluşturdukları elektronik kayıtlar ve belgeler birtakım kriterler göz
önünde bulundurularak yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda ispat aracı olarak kabul edilmeye
başlanmıştır.
Yargıtay son yıllarda iş uyuşmazlıklarına ilişkin olarak verdiği kararlarda; elektronik giriş çıkış
kayıtlarını, kamera kayıtlarını, GPS-GPRS kayıtlarını, takograf, bilgisayar şifresi ile işlem yapılan
yerlerdeki bilgisayar açılıp kapanış kayıtlarını (log ve finart kayıtları), e-posta kayıtlarını, WhatsApp
yazışmalarını, GSS Medula kayıtlarını takdiri delil olarak kabul etmektedir. 2
2. ELEKTRONİK ORTAMDA OLUŞTURULAN KAYITLARIN DELİL NİTELİĞİ
2.1. ELEKTRONİK DELİLLER VE İSPAT
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamındaki uyuşmazlıklarda 6100 sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri uyarınca basit yargılama usulü uygulanmaktadır.
Hukuk yargılamalarında taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir.
Taraflarca getirilme ilkesi istisnai bazı haller dışında tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin
olayların ve bunlara ilişkin delillerin hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağı, hakimin
kendiliğinde delil toplayamayacağı anlamına gelmektedir.3
1
Dünya Bankası (World Bank) Dijitalleşmeyi (Digitalization) günümüzün dönüştürücü fırsatı olarak
değerlendirmekte ve içinde bulunduğumuz dijitalleşme sürecini dijital gelişim devrimi (Digital Development
Revolutıon) olarak tanımlanmaktadır. (28 Eylül 2023, Overviewhttps: //www.worldbank.org /en/topic/ digital
development /overview)
2
Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 55
3
Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 55
Sayfa 1 / 11
Özel hukuk uyuşmazlıklarında ispat; konuyla ilgili olarak ortaya kayıt ve belge konulmasıyla
gerçekleştirilmektedir.
HMK’nin 199 uncu maddesine göre belge;” Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya
basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik
ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklinde
tanımlanmıştır.
HMK’ye göre deliller kesin delil ve takdiri delil olarak ikiye ayrılmaktadır. Kesin deliller; ikrar,
kesin hüküm, senet ve yemindir. Bu deliller hakimi bağlayıcı niteliktedir. Takdiri deliller ise tanık,
bilirkişi, keşif, uzman görüşü ve kanunda düzenlenmemiş diğer delillerdir. Hakimin bu delilleri
serbestçe takdir yetkisi bulunmaktadır.
İspat aracı olarak kullanılacak delilerin hukuka uygun olarak elde edilmiş olması da
gerekmektedir.
HMK’nin 189/2 maddesine göre; “Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme
tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınmaz.”
HMK’nin 192 nci maddesi uyarınca da, “Kanunun belirli bir delille ispat zorunluluğunu
öngörmediği hallerde, Kanunda düzenlenmemiş olan diğer delillere de başvurulabilir.
HMK’nin 219/1 maddesine göre ise, “Elektronik belgeler belgenin çıktısı alınarak ve talep
edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortamda kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir.”
Taraflarca elektronik bir belge delil olarak gösterildiğinde veya hakim resen bu tür kayıt ya da
belgeyi incelemek istediğinde, elektronik delillerin mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri
ortamlarındaki kayıtlarının bir veri taşıyıcısı, anahtar ve sertifika hizmet sağlayıcısının sertifikası ile
mahkemeye ibraz edilmesi ve bu kayıtlara erişim ve kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm
bilgi ve şifrelerin mahkemeye bildirilmesi gerekmektedir.4
2.2. ELEKTRONİK İMZA
2004 yılında çıkarılan 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile birlikte, e-imzanın elle atılan imza
ile aynı hukuki sonucu doğuracağı hüküm altına alınmıştır.
Genel olarak elektronik imzalı belgelerin delil değeri taşıması için güvenli elektronik imza ile
oluşturulmaları gerekmektedir.
İş Hukuku yönünden ise elektronik imza kendi başına bir delil olmayıp, diğer ispat araçlarının
oluşturulmasında kullanılabilecek bir tamamlayıcıdır.5
E-imzalı bir belgenin delil değeri kritiğinde öncelikle e-imza sertifikası doğrulaması yapılmakta ve
zaman damgası içerip içermediği incelenmektedir.
4
5
Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 90,151 no’lu dipnot
A. g. e. sayfa 55
Sayfa 2 / 11
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 3/I-b maddesine göre; Elektronik imza, başka bir
elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama
amacıyla kullanılan elektronik veriye ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 3/I-c maddesinde imza sahibini “Elektronik imza
oluşturmak amacıyla bir imza oluşturma aracını kullanan gerçek kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu
tanımlamaya göre tüzel kişiler elektronik imza sahibi olamazlar.
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 4 üncü maddesinde, “Güvenli elektronik imza;
a) Münhasıran imza sahibine bağlı olan,
b) Sadece imza sahibinin tasarrufunda bulunan güvenli elektronik imza oluşturma aracı ile
oluşturulan,
c) Nitelikli elektronik sertifikaya dayanarak imza sahibinin kimliğinin tespitini sağlayan,
d) İmzalanmış elektronik veride sonradan herhangi bir değişiklik yapılıp yapılmadığının tespitini
sağlayan, elektronik imzadır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Elektronik imza üst kavramının içeriğine dijital imza, biyometrik imza, mobil elektronik imza, ıslak
imzanın tarayıcı vasıtasıyla bilgisayara aktarılması, bilgisayar ekranındaki “onaylıyorum” yazısının
üzerine tıklanması, elektronik ortamdaki alışveriş işlemini gerçekleştirmek için kredi kartı
numarasının ve güvenlik kodunun sisteme girilmesi, elektronik postanın altına eklenen isim gibi pek
çok elektronik imza türü girmektedir.6
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu yürürlüğe girdikten sonra muhtelif kanunlarda yapılan paralel
düzenlemeler İş Kanunu’nda yapılmamıştır.
Güvenli elektronik imzanın, ıslak imza gibi delil niteliğini taşımasına iş mevzuatı yönünden bir
engel bulunmamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun imza başlığını taşıyan 15 inci maddesinin birinci fıkrasında
da “İmzanın borç altına girenin el yazısıyla atılması zorunludur. Güvenli elektronik imza da el yazısıyla
atılmış imzanın bütün hukuki sonuçlarını doğurur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Elektronik imzanın işverenin elektronik ortamda oluşturduğu kayıt ve belgelerde de kullanılabilir
hale gelmesi, e-imza sertifikası doğrulaması yapılması ve zaman damgası içermesi şartıyla; kanuni
yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve ödenen işçilik alacaklarının ispatı yönünden aynı kağıt
ortamında oluşturulan ve işçinin imzasını taşıyan kayıt ve belgeler de olduğu gibi hukuki sonuç
doğuracaktır.
6
A.g.e. sayfa 58
Sayfa 3 / 11
2.3. ELEKTRONİK DELİLLERLE İLGİLİ OLARAK YARGITAY UYGULAMASI
Yargıtay işçilik alacaklarıyla ilgili davalarda ortaya koyduğu kriterlerle birlikte elektronik ortamda
oluşturulan işyeri kayıtlarını ve teknolojik cihazların kullanımıyla elde edilen verileri takdiri delil
niteliğinde olarak değerlendirmektedir.
Bu doğrultuda Yüksek Mahkeme tarafından iş uyuşmazlıklarına ilişkin açılan iş davalarında;
elektronik giriş çıkış kayıtları, kamera kayıtları, GPS-GPRS kayıtları, takograf, bilgisayar şifresi ile
işlem yapılan yerlerdeki bilgisayar açılıp kapanış kayıtları (log ve finart kayıtları), e-posta kayıtları,
WhatsApp yazışmaları, GSS Medula kayıtları, iş sözleşmesinin feshinin haklı ya da geçerli fesih olup
olmadığını belirlenmesi ve işçilik alacaklarının tespiti yönünden ispat aracı olarak değerlendirmeye
tabi tutulmakta ve takdiri delil olarak kabul edilmektedir. 7
3. İŞ HUKUKUNDA İSPAT VE İŞVERENİN KAYIT TUTMA YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNAN HALLER İLE
ELEKTRONİK ORTAMDA OLUŞTURULAN İŞYERİ KAYITLARI
3.1. İŞ HUKUKUNDA İŞVERENİN KAYIT TUTMA VE BELGE DÜZENLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ BULUNAN
HALLER
İş Hukukunda kayıt tutma ve gerekli hallerde belge düzenleme yükümlülüğü işverenin
üzerindedir.
4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uyarınca işverenin kayıt tutma ve belge düzenleme yükümlüğü
bulunan haller şunlardır;
a) Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Yazılı
sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma
koşullarını, gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. (4857 Sayılı Kanun Md.8)
b) İşveren günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere
duyurmak, işçilerin çalışma sürelerini uygun araçlarla belgelemek zorundadır. 4857 Sayılı
Kanun Md.67, Çalışma Süreleri Yönetmeliği Md.9)
c) İşveren, fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırdığı işçilerin bu çalışma saatlerini
gösteren bir belge düzenlemek, imzalı bir nüshasını işçinin özlük dosyasında saklamak
zorundadır. (Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliğinin Md. 9)
d) İşverenin işçilere yaptığı ücret ödemelerine ilişkin olarak ücret hesap pusulası düzenleyerek
bir nüshasını işçiye verme zorunluluğu bulunmaktadır. (4857 Sayılı Kanun Md. 37)
e) İşverenin işçinin hak ettiği ve kullandığı yıllık ücretli izinlerle ilgili olarak yıllık ücretli izin
kaydı tutma zorunluluğu bulunmaktadır. (4857 Sayılı Kanun Md. 60, Yıllık ücretli İzin
Yönetmeliği Md. 20)
7
Uğur Ocak, Selma Betin, Fazla Çalışma, Ankara 2020, sayfa 845
Sayfa 4 / 11
f) İşyerinde çalışan işçilerle ilgili olarak işverenin işçi özlük dosyası düzenleme yükümlülüğü
bulunmaktadır. (4857 Sayılı Kanun Md. 75)
g) İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir
belge verilir. (4857 Sayılı Kanun Md. 28)
3.2. İŞÇİLİK ALACAKLARINDA İSPAT VE ELEKTRONİK ORTAMDA OLUŞTURULAN İŞYERİ
KAYITLARININ DELİL NİTELİĞİ
İş Hukukunda kayıt tutma ve belge düzenleme yükümlülüğünün işverenin üzerinde olması; işçilik
alacaklarına ilişkin olarak yapılan ödemeler ile iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshedildiği
hallerde ispat yükümlüğünün işverene düşmesi; işletmenin verimi ve işyerinin güvenliği ile işçiler
üzerinde gözetim yapma ihtiyacının olması gibi sebeplerle elektronik ispat araçları özelikle işveren
için büyük önem arz etmektedir. 8
Bu bölümde işverenin yasal olarak tutmak zorunda olduğu kayıt ve belgeler ile söz konusu kayıt
ve belgelerden elektronik ortamda oluşturulmuş olanların işçilik alacaklarının tespiti yönünden yargı
nezdinde takdiri delil olarak değerlendirilmesi üzerinde durulacaktır.
3.2.1. ÜCRET HESAP PUSULASI
İş Kanunu düzenlemesi uyarınca 5 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde ücretlerin banka
vasıtasıyla ödenmesi zorunluluğu nedeniyle işveren yaptığı ücret ödemelerini banka hesap
ekstreleriyle (dekontlarıyla) kanıtlayabilmektedir. Bu kayıtların işçinin hesap pusulalarındaki
tahakkuklarla uyumlu olması halinde ücret hesap pusulaları imzasız olsa da delil niteliği taşımaktadır.
Konuyla ilgili Yargıtay uygulamasında fazla çalışma, hafta tatili ve UBGT çalışması alacakları banka
kanalıyla ödenmişse ve söz konusu ücret bordroları/ücret hesap pusulalarındaki tahakkuklarla ilgili
işçinin imzası bulunuyorsa dışlama, imzanın bulunması halinde ise işçilik alacaklarından mahsup
edilmesi yoluna gidilmektedir. Banka dekontları ödeme yapıldığını gösteren bir takdiri delildir, ancak
görece güçlü bir takdiri delildir.9
“…Fazla çalışma, hafta tatili ve UBGT ücreti tahakkuku bulunmakla beraber bordroların imzasız
olması halinde ödemelerin yapıldığının anlaşılması halinde (banka vasıtasıyla) bu ödemelerin
hesaplamadan mahsup edilmesi, tahakkuk bulunup bordroların imzalı olması halinde ise ilgili
dönemlerin yapılan hesaplamadan tamamen dışlanması gerekmektedir.”10
Elektronik ortamda üretilen/oluşturulan ücret hesap pusulalarının işçi tarafından güvenli
elektronik imza kullanılarak imzalanmasına ilişkin bir uygulama ülkemizde henüz bulunmamaktadır.
Ücret hesap pusulalarının elektronik ortamda oluşturulup elektronik imza ile imzalanması halinde
konuyla ilgili Yargıtay uygulaması gereğince ilgili dönemlerin işçilik alacaklarından tamamen
dışlanması söz konusu olacaktır.
8
Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 50-51,” İşverenin hem
işletme içi hem de dış kaynaklı risklerini en aza indirebilmesi için işyerinde gözlem ve denetim yapması, yönetim
hakkının kapsamındadır. Ancak bu uygulamalar, işçinin özel hayatına müdahale niteliği taşımamalı, bu anlamda
sınır doğru çizilmelidir.”
9
A.g.e. sayfa 38
10 Uğur Ocak, Selma Betin, Fazla Çalışma, Ankara 2020, sayfa 577, Y.9.HD.24.06.2019, E.2017/23047, K.2019/13820
Sayfa 5 / 11
İş Kanunu’nun 37 nci maddesi uyarınca işverenliğin ücret hesap pusulası düzenleme ve bir
nüshasını işçiye verme yükümlülüğü bulunmaktadır. İdari Makamlar tarafından işyerlerinde
gerçekleştirilen iş mevzuatı yönünden teftişlerinde işçinin e-posta adresine gönderilen ücret hesap
pusulaları işçiye verilmiş olarak kabul edilmektedir.
3.2.2. İŞE GİRİŞ VE ÇIKIŞ KAYITLARI
Yargıtay’ın işverenliğin tuttuğu ve CD ortamına aktardığı elektronik giriş çıkış kayıtlarını,
müdahale edilmediğinin / üzerinde oynama yapılmadığının belirlenmesi halinde delil
niteliğinde/ispat aracı olarak kabul ettiği görülmektedir. 11
Yargıtay, işe giriş çıkışların elektronik kayıt sistemi ile belirlenmesi halinde elektronik kayıt
sisteminin gerçekliğinin araştırılması gerektiğine, kayıt sahte ise tanıklarla sonuca gidilmesine karar
vermektedir.
Yargıtay konuyla ilgili bir uyuşmazlıkta, “Somut uyuşmazlıkta, işyerinde giriş-çıkışın elektronik
sistem ile kayıt altında tutulduğu anlaşılmaktadır. Kartlı giriş-çıkış sisteminde imza alınması mümkün
olmadığından bilirkişinin ibraz edilen giriş-çıkış kayıtlarında davacının imzası bulunmadığından
bahisle bu kayıtlara itibar edilmediğine ilişkin değerlendirmesi ve Mahkemenin buna itibar ile sonuca
gitmesi yerinde değildir.” şeklinde hüküm kurmuştur.12
3.2.3. İŞÇİ ÖZLÜK DOSYASI
4857 sayılı İş Kanunu’nun 75 inci maddesi uyarınca işveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük
dosyası düzenler. İşçi özlük dosyasında işçinin kimlik bilgilerinin yanında İş Kanunu ve diğer kanunlar
uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklama ve bunları istendiği zaman
yetkili memur ve mercilere gösterme zorunluluğudur.
İş Kanunu’nda işçi özlük dosyasında yer alacak belge ve kayıtlar açık olarak belirtilmemiştir.13
İşçi özlük dosyasında, zorunlu ve gerekli belgelerin bulunması gerekir.
Kanun hükmüne dayanan kayıt veya belgeler zorunlu belge, İş Kanunu ve diğer kanunlardan
kaynaklanan kayıt ve belgeler ise gerekli belge olarak tanımlanmaktadır.
11Uğur
Ocak, Selma Betin, Fazla Çalışma, Ankara 2020, Sayfa 438. Y.9.HD.04.07.2012, E.2010/17908 2012/26298, K.
04.07.2012)
12 Y. 9HD. 04.05.2016, E.2016/14019, K.2016/11324
13
İşçi özlük dosyasında; iş başvuru formu, sigortalı işe giriş bildirgesi, iş sözleşmesi, görev tanımları, nüfus kâğıdı örneği,
vesikalık fotoğraf, ikametgâh belgesi, adli sicil kaydı, iş sağlığı ve güvenliği eğitim belgeleri, mesleki eğitim belgeleri, sağlık
raporları, diploma sureti, deneme süresi değerlendirme formu, ihtarname, tutanak ve disiplin kurulu kararları, fesih
bildirimleri performans değerlendirme formları, yasal herhangi bir sebeple ücret kesme cezası uygulanmışsa yapılan
kesintilerin sebebinin bildirildiği yazı, fazla çalışması, gece çalışması ve UBGT günlerinde çalışması için işçinin onayının
alındığına dair yazılar, işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda ve karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması
gerekli tedbirler ve yasal hak ve sorumluluklar konusunda bilgilendirildiklerine dair yazı, aynı şirketler topluluğu ya da
holding bünyesinde geçici işçi devri yapılması halinde devir esnasında işçiden alınmış olan yazılı rıza onayı, işçinin yazılı
iş sözleşmesi yapılmamışsa işveren tarafından işçiye verilmesi gereken genel ve özel çalışma koşullarını gösterir yazılı
belge, eski işyerine ilişkin çalışma belgesi, erkek işçiler için askerlik durumunu gösteren belge, yabancı işçilerle ilgili
olarak alınan çalışma izni belgesi, yıllık ücretli izin kayıtları, ibraname, sigortalı işten ayrılış bildirgesi, işçinin
işverene verdiği diğer dilekçeler vb. belgelere yer alabilir.
Sayfa 6 / 11
İşçi özlük dosyası sadece işveren aleyhine değil lehine de delil oluşturabilecek bilgi ve kayıtlar
içerdiğinden taraflar arasındaki çekişmede her iki her iki taraf yönünden de delil niteliğine sahiptir.14
İşçi özlük dosyasında saklanan tüm bu kayıt ve belgelerin yasal geçerliliklerinin bulunması
gerekmektedir.
İşçi özlük dosyalarının elektronik ortamda / bilgisayar belleğinde tutulması mümkündür. Bu
konuda yasal bir engel bulunmamaktadır. İş Kanunu’nun 75 inci maddesinde yalnızca işçi özlük
dosyası tutulması zorunluluğundan bahsedilmiştir.15
Islak imza taşıyan belgelerin tarama yöntemiyle sanal ortama aktarılabildiği günümüz
koşullarında tüm özlük dosyası içeriğinin bilgisayar dosyası olarak saklanması olanaklıdır. Ancak
gerçek özlük dosyasının tüm işlevlerini sanal özlük dosyasının yerine getireceğini ileri sürmek
mümkün değildir. Çünkü tarama yoluyla bilgisayar ortamına aktarılan belgelerin çıktıları fotokopi
niteliğinde olduğundan gerek denetim makamlarının işlemlerinde gerekse işçi-işveren arasında ortaya
çıkacak çekişmelerde itiraza uğradığında hiçbir hukuki değeri olmayan belgelere dönüşür. Fotokopi
üzerinden imza incelemesi de yapılamayacağı için belgenin aslının saklanması zorunludur.16
Güvenli elektronik imza uygulaması yapılabilen yerlerde sanal özlük dosyası içeriği işçinin güvenli
elektronik imzasıyla teyit edilirse o zaman sanal dosyasının gerçek dosya işlevini büyük ölçüde yerine
getireceğine şüphe yoktur. Gerçekten de 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun 5 inci maddesine
göre güvenli elektronik imza, elle atılan imzanın hukuki sonuçlarını doğurur. Ancak bu halde dahi
resmi şekil ve özel merasim gerektiren hukuki işlemler ile teminat sözleşmeleri güvenli elektronik
imza ile yapılamayacaktır.17
Özlük dosyaları işçilerin kişisel verilerini de içerdiğinden 6698 sayılı Kanun kapsamında yazılı
rızasının alınarak işlenmesi yönünde yapılan tartışmaları, Kişisel Verileri Koruma Kurulu; “6698 sayılı
Kanun’un 5 inci maddesi açısından bakıldığında kanunlarda kişisel verilerin işlenebileceğine ilişkin bir
hüküm, veri işleme şartını oluşturacaktır. Kişisel verilerin, işlenmesiyle ilgili herhangi bir kanunda
açık bir hüküm varsa veya açık bir hüküm ile ikincil mevzuata yönlendirme yapılmışsa bu durumda
kişisel verilerin işlenmesi mümkündür. Örneğin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 75 inci maddesi gereği
işveren, çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenlemesi ve bu işçinin kimlik bilgilerinin yer
alması gerektiği hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda işveren çalıştırdığı işçinin kimlik verilerini
“kanunlarda açıkça öngörülmesi” işleme şartına dayanarak işleyebilecektir.” şeklinde mütalaada
bulunarak ortadan kaldırmıştır. 18
3.2.4. YILLIK İZİN KAYITLARI
4857 sayılı İş Kanunu’nun 60 ncı maddesi uyarınca çıkartılan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 20
nci maddesi uyarınca; işveren işçilerin yıllık izin durumlarını gösteren örneği Yönetmelik ekinde
bulunan yıllık izin kaydını tutmak zorundadır. Ayrıca her işçinin yıllık izin durumunu aynı esaslara
göre düzenleyeceği izin defteri veya kartoteks sistemiyle de takip edebilir.
14
Mehmet Uçum, Personel Özlük Dosyası ve İşverenin İş İlişkisinde Temin etmesi gereken Belgeler, MESS, Sicil
Dergisi Haziran 2007 sayısı, sayfa 38-48
15 A.g.m. Sayfa 38-48
16 A.g.m. Sayfa 38-48
17 A.g.m. sayfa 38-48
18 KVKK (Kişisel Verileri Koruma Kurulu) Kanunlarda Öngörülme Kişisel Veri İşleme Şartına İlişkin Bilgi Notu,2024
Sayfa 7 / 11
Yıllık iznin kullandırıldığına ilişkin ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin
kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile ispatlamalıdır.19
Günümüzde, işverenler kullandıkları yazılım programlarıyla işçilerin yıllık ücretli izinlerinin
kullanımını da (işçinin izin talebi, işverenin izin onayı ve yıllık iznin kullanılması aşamalarını)
elektronik ortamda takip edebilmektedirler.
Bununla birlikte yıllık ücretli izinlerin işçiye kullandırıldığı ancak işçinin imzasını taşıyacak bir
belgeyle ispatlanabilmektedirler. Bu nedenle izin defteri veya izin kayıt belgesi adı altında tutulan
yıllık izne ait belgelerin yazılı olarak tutulması ve işçinin imzasını taşıması veya 5070 sayılı Elektronik
İmza Kanunu hükümleri uyarınca güvenli elektronik imza vasıtasıyla elektronik ortamda imzalanması
gerekmektedir.
İstanbul BAM 22 nci Hukuk Dairesi konuyla ilgili bir uyuşmazlıkta, yıllık ücretli izin kayıtlarının
imzasız olması sebebiyle doğrudan davacının yıllık izin ücreti talebinin kabulü yönünde bir hüküm
kurmamış, davalı tarafın davacının hak ettiği yıllık ücretli izinlerini SAP olarak adlandırılan bir
program üzerinden yıllık izin talebinde bulunarak kullandığı yönündeki iddiasının uzman bilirkişi
marifetiyle incelenmesine karar vermiştir.
"….Dijital sistemden yıllık izin girişlerinin yapıldığı, insan kaynakları tarafından davacıya mail
gönderilerek kaç gün yıllık iznin kaldığının bildirildiği ve davacının buna itiraz etmediği yönündeki
davalı iddiası dikkate alındığında; bilgisayar mühendisi bir bilirkişi marifeti ile davalı şirket kayıtları
üzerinde yerinde inceleme yapılarak davacının yıllık izin taleplerini sistem üzerinden gönderip
göndermediği sistemden gönderilen bu belgenin çıktısının alınarak ıslak imza gerekip gerekmediği, bu
prosedürün uygulanmasına ne zaman başlandığı, şartların ne olduğu, imza bulunmadığı için dikkate
alınmayan 88 günlük yıllık izinle ilgili dönem bordroların incelenerek izin tahakkukunun bulunup
bulunmadığı ve bankadan ödenip ödenmediğinin tespiti, yine SAP denilen programdan bu tarihler için
talep girişi ve onayı yapılıp yapılmadığının tespiti, bu şekilde davacının kullanmadığı kaç günlük yıllık
izin alacağının bulunduğunun kesin delillerle belirlenerek yeniden bir karar verilmesi amacıyla
dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir."20
Mahkemeler, işçilerin hak ettikleri yıllık izinlerini kullanmadıklarını iddia ederek İş Kanunu’nun
59 uncu maddesi uyarınca yıllık izin ücreti talep ettikleri uyuşmazlıklarda; işverenin bu konuda ispat
yükümlülüğünü işçinin imzasını taşıyan yıllık izin kayıtlarıyla tam olarak ispat edemediği ve işçinin
kıdem süresinin dolayısıyla yıllık izin alacağının fazla olduğu durumlarda, elektronik işe giriş çıkış
kayıtlarını ya da yukarıdaki yargı kararında olduğu gibi yıllık izin kullanımı konusunda işyerinde
kullanılan yazılım programı üzerinde uzman bilirkişi tarafından izin talep ve onay aşamalarının
incelenerek sonuca gidilmesi gerektiğine karar verebilmektedir.
Yargının son zamanlarda verdiği bu kararlar, artık yıllık ücretli izinin kullanımının ispatı
konusunda da delil olarak elektronik kayıtlara başvurulabileceğini göstermektedir.
19 Y.22.HD.10.06.2019, E.2017/21851, K.2019/12436
20
İstanbul BAM 26. HD 2020/1206 E. 2022/712 K. 18.04.2022
Sayfa 8 / 11
Bununla birlikte, yıllık izin kayıtlarının elektronik ortamda tutulması halinde dahi yıllık izin
kullanım sürelerinin gösteren işveren tarafından oluşturulmuş elektronik kaydın işçi tarafından
güvenli elektronik imza kullanılarak imzalanmış olması ya da elektronik onay aşamalarından geçilmiş
olması gerekmektedir.
3.2.5. GPS-GPRS KAYITLARI
Günümüzde firmalar tarafından işyeri dışında işçilerin çalışmalarını gerçekleştirdiği hallerde GPSGPRS21 kullanarak (şirket araçlarına takılan veya el terminalleri vasıtasıyla kullanılan) konum
belirlenmesi yoluyla, yapılan işlerde (üretilen ürünlerin sipariş noktalarına dağıtımı, platform
çalışmaları, elektrik ve doğalgaz sayaçlarının okunması, stok sayımı vb. işlerde) çalışmanın başlama ve
bitiş saatlerini, ara dinlenmesi sürelerini tespit edebilmektedirler.
Yargıtay iş uyuşmazlıklarında çalışma saatlerinin ispatı konusunda işverenlik tarafından ibraz
edilen GPS-GPRS kayıtlarının da değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmektedir.
Yargıtay konuyla ilgili bir uyuşmazlıkta “…Davalı işveren tarafından davacının çalışma saatlerine
ilişkin GPRS kayıtları ibraz edilmiştir. Mahkemece bu kayıtlar bir değerlendirmeye tabi tutulmaksızın
salt tanık beyanlarına göre fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.” şeklinde hüküm
kurmuştur.22
3.2.6. E-POSTA KAYITLARI
Yargıtay, işçilik alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda işçinin işyeri dışından bilgisayar sistemine
ulaşıp ulaşmadığının da belirlenerek, işyeri dışından sisteme ulaşılamayacağının tespit edilmesi
halinde mail/e-posta kayıtlarının değerlendirilerek günlük ve haftalık çalışma saatleriyle fazla
çalışmanın tespiti yoluna gidilmesini gerektiğine karar vermektedir.23
Ayrıca, Yine Yüksek Mahkeme tarafından iş uyuşmazlıklarında Pronet kayıtları (Alarm kaydı) ile
işyeri devir ve teslim kayıtları ve raporları ile e-mail kayıtları 12 saatlik esasa göre (AM, PM) göz önüne
alınarak işyerindeki çalışma sürelerinin belirlenmesi yoluyla işçilik alacaklarının hesaplanması
gerektiğine hükmedilmektedir. 24
3.2.7. TAKOGRAF KAYITLARI
Yük taşımacılığı yapan tır şoförleri, mikser şoförleri veya otobüs şoförlerinin işçilik alacaklarıyla
ilgili olarak açtıkları davalarda mahkemeler tarafından araç takograf kayıtları da çalışma süreleri ve
yasal alacakların tespiti yönünden ispat aracı olarak kabul edilmektedir.
Yüksek Mahkeme konuyla ilgili bir uyuşmazlıkta, “…Davacı işçinin yurtiçi tır şoförü olarak görev
yaptığı ve çalışmasını işveren tarafından kendisine teslim edilen araçta tek başına ifa ettiği
anlaşılmaktadır…Davacı tüm çalışma süresi için çalışma düzenini ispatlayacak şekilde yeterli bilgi
21
GPRS, veri iletimini destekleyen bir mobil iletişim protokolüdür ve GSM şebekesi üzerinden çalışır. Bu sistemler, daha yüksek
veri transfer hızlarına ve sürekli bağlantı özelliklerine sahiptir. GPRS, genel paket radyo servisi anlamına gelir ve mobil veri
transferi için internet tabanlı bir teknoloji kullanır. Sürekli ve hızlı veri transferi sağlar, bu da sistemlerin sürekli bağlı kalmasını
mümkün kılar. Kısaca GPRS, Sim Kartın interneti ile haberleşebilen bir alarmdır. Alarm panelleri ile ilgili kişiler arasındaki
iletişimi, sim kartın interneti ile sağlar. (Https://www. opax.com/blog/gprs-alarm-sistemi)
22 Y.9HD.30.09.2013, E.2011/34229, K. E.2013/24437
23 22. HD.07.07.2017, E.2017/6756, K.2017/16638
24 Y.22.HD.10.04.2017 E.2017/904, K.2017/8169
Sayfa 9 / 11
içeren takograf kayıtları da ibraz etmemiştir. Bu durumda davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışma
iddiasını tereddütte yer vermeyecek şekilde ispatladığından söz edilemez...davanın reddine gerekirken
kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.” şeklinde hüküm kurmuştur.25
Yüksek Mahkeme yine konuyla ilgili bir uyuşmazlıkta, “…Takograf kayıtları günlük döküm halinde
makine mühendisince belirlenmeli, iş bilirkişisi haftalık çalışma sürelerini tespit etmelidir.” şeklinde
karar vermiştir.
3.2.8. BİLGİSAYAR AÇILIŞ KAPANIŞ (LOG) KAYITLARI
İş uyuşmazlıklarında mahkemeler tarafından işçilik alacaklarının tespitinde bilgisayar açılış ve
kapanış kayıtları (log kayıtları) da delil olarak kabul edilmektedir.
Yüksek Mahkeme fazla çalışma talebiyle ilgili bir uyuşmazlıkta, çalışma sürelerinin tespiti
yönünden bilgisayar açılış ve kapanış saatlerinin dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Fazla
çalışmanın yazılı delil ya da şahitle ispatı imkan dahilindedir…Somut olayda; bankacı olarak çalışan
davacı, dava dilekçesinde hafta içi 09.00-20.00 saatleri arasında, işe başladığı ilk beş sene cumartesi
günleri de 11.00-15.00 saatleri arasında çalıştığını beyan ederek fazla çalışma alacağı talebinde
bulunmuş, bilgisayar log kayıtları ile tanık beyanlarını delil olarak göstermiştir. 17.09.200931.03.2011 tarih aralığını kapsayan log kayıtları davalı vekili tarafından dosyaya ibraz edilmiştir.
Ancak log kayıtlarının sunulduğu dönem bakımından, davacının fazla çalışma alacağı log kayıtları
dikkate alınmaksızın yalnızca tanık beyanlarına göre hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda
hüküm altına alınmıştır. Mahkemece, davacının çalışma gün ve saatlerinin, davalı işverence sunulan
bilgisayar log kayıtları, log kayıtlarının bulunmadığı çalışma dönemi bakımından ise tanıkların davacı
ile çalıştığı süre ile sınırlı olmak üzere tanık beyanları değerlendirilmek suretiyle ve davacının beyanı
da gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu husus gözetilmeden eksik inceleme ve
hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olması isabetli olmayıp bozma nedenidir.” şeklinde hüküm
kurmuştur.26
4. SONUÇ
4857 sayılı İş Kanunu’nda yapılan değişikliklerle beraber esnek çalışma modellerinin ağırlıklı
olarak uygulanmaya başlanması; işin artık klasik anlamda işyerinden yapılmaktan çıkıp işyeri dışında
yapılmaya başlanması sonucunu doğurmuş, özel sektör işyerleri de teknolojik gelişmelere paralel bir
biçimde ve dijital çağın bir gereği olarak çalıştırdıkları işçilere ilişkin yasal yükümlüklerinden
kaynaklanan kayıt tutma ve belge oluşturma işlemlerini elektronik ortamda yapmaya başlamışlardır.
Yargıtay son yıllarda iş uyuşmazlıklarında verdiği kararlarda; elektronik giriş çıkış kayıtlarını,
kamera kayıtlarını, GPS kayıtlarını, takograf, bilgisayar şifresi ile işlem yapılan yerlerdeki bilgisayar
açılıp kapanış kayıtlarını (log ve finart kayıtları), e-posta kayıtlarını, WhatsApp yazışmalarını, GSS
Medula takdiri delil olarak kabul etmektedir.
25 Y.22.HD.04.03.2014, E.2013/14100, K.2014/4594
26
Y.9.HD.16.09.2020, E.2016/23796, K.2020/7920
Sayfa 10 / 11
2004 yılında çıkarılan 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu ile birlikte, e-imzanın elle atılan imza
ile aynı hukuki sonucu doğuracağı hüküm altına alınmıştır.
Genel olarak elektronik imzalı belgelerin delil değeri taşıması için güvenli elektronik imza ile
oluşturulmaları gerekmektedir.
Güvenli elektronik imzanın, ıslak imza gibi delil niteliğini taşımasına iş mevzuatı yönünden bir
engel bulunmamaktadır.
Usul hukukunda güvenli elektronik imzaya ıslak imza denkliğinin verilmiş olması, yazılı beyan ve
imza gerektiren tüm iş hukuku işlemlerinin güvenli elektronik imza ile yapılmasına cevaz
vermektedir.27
Güvenli elektronik imzanın işverenin elektronik ortamda oluşturduğu kayıt ve belgelerde de
kullanılabilir hale gelmesi (e-imza sertifikası doğrulaması yapılması ve zaman damgası içermesi
şartıyla) kanuni yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve ödenen işçi alacaklarının ispatı yönlerinden
aynı kağıt ortamında düzenlenen ve işçinin imzasını taşıyan kayıt ve belgelerde olduğu gibi hukuki
sonuç doğuracaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
27
Aykut Yücel, İş Hukukunda Elektronik Deliller, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, sayfa 109
Sayfa 11 / 11