Moto-Kurye Hizmetinin Hukuki Niteliği
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
MOTO-KURYE HİZMETİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ
1. GİRİŞ
Türkiye’de son yıllarda pandemi sürecinin yaşanmasına paralel olarak hızla gelişen moto-kurye
taşımacılığıyla çeşitli tüketim mallarının tüketiciye ulaştırılması işinin hukuki niteliği kamuoyu
gündemini yakından ilgilendiren bir hal almıştır.
Bunun Türkiye kamuoyu gündemine taşınmasının bir nedeni de moto-kuryelerin söz konusu hizmeti
gerçekleştirirken hız baskısı altında maruz kaldıkları ölümlü trafik kazalarıdır. 1
Adları kamuoyu tarafından yakından bilinen bu şirketler meydana getirdikleri organizasyonlarla
anlaşmalı işyerlerinden ya da kendilerine ait olan depolardan temin ettikleri yiyecek/içecek ya da giyim
eşyası gibi tüketim mallarının dağıtımını kurye sözleşmesi/taşıma sözleşmesi imzaladıkları motorlu
taşıyıcılar vasıtasıyla yerine getirmektedirler.
Söz konusu firmaların teknolojiden yararlanarak gerçekleştirdikleri organizasyonlar, kendilerine ait
depolarda muhafaza ettikleri malları (yiyecek/içecek, giyim eşyaları ya da teknolojik malları) ya da
anlaştıkları yiyecek/içecek üreten firmaların mallarını müşteriye/tüketiciye moto-kuryeler vasıtasıyla
ulaştırmaktadırlar.
Firmaların kurdukları organizasyon çerçevesinde gerçekleştirdikleri depolama ve dağıtım hizmeti
birbirinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmak olup, firmalar bu hizmeti dijital ağ
sağlayıcılardan/platformlardan alınan destekle gerçekleştirmektedirler.2
2. YAPILAN İŞİN HUKUKİ NİTELİĞİ
Türk hukukunda sözleşme özgürlüğü ilkesi geçerlidir. Bununla birlikte yapılan sözleşmelerin kanuna
aykırı olmaması, kanunun ortaya koyduğu hükümleri bertaraf etme amacı taşımaması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca taraflar haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken
dürüstlük kuralına uymak zorundadır.
Uygulamada yukarıda belirtilen dağıtım hizmetinin sunumu için firma ile moto-kurye arasında
nakliye sözleşmesi/taşıma sözleşmesi imzalanmaktadır. Bu çerçevede moto - kurye vergi mükellefi
olmakta ve kendi nam ve hesabına iş yapan bağımsız bir şahıs işletmesi meydana getirilmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 850 nci maddesinde taşımacılık faaliyeti düzenlenmiştir.
Konusu eşya taşımacılığı olan faaliyet karayolu, deniz yolu ya da hava yolu ile gerçekleştirilmektedir.
Burada yer değiştirme mesafesinin önemi bulunmamaktadır.
Taşıma sözleşmesinin unsurları, taşıyıcının eşya taşıma taahhüdünde bulunması ve karşılığında
gönderenin taşıma ücreti ödemesidir. Gönderen ve taşıyıcı arasında taşıma/nakliye sözleşmesi
kurulması için tarafların karşılıklı birbirine uygun irade beyanında bulunması yeterlidir.
1 İlk Korona virüs vakasının görüldüğü Mart 2020’den bu yana moto kuryeler yaklaşık 63 bin kazaya
karıştı, bu kazalarda 190 moto kurye yaşamını yitirdi. (Ntv.com.tr. 05.03.2021)
2 Tüketici, dijital ağ sağlayıcının programını akıllı telefona indirip sipariş vermekte, kurulan organizasyon
bu ürün talebini depolarında muhafaza ettiği ürünlerden hazırlayarak moto kuryeye siparişi iletmekte ve
moto kurye belirli bir zaman diliminde ürünü/malı sipariş verene/tüketiciye teslim etmektedir. Ürün
bedelinin ödenmesi tüketici tarafından organizasyonun sahibi firmaya yapılmakta, moto kuryeye de bu
şekilde yerine getirdiği her dağıtım hizmeti karşılığında parça başına bir ücret /bedel ödenmektedir.
Sayfa 1 / 3
Taşıma sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı değildir. Yazılı veya sözlü yapılabilir. İspat hukuku
yönünden yazılı yapılması gerekmektedir.
Taşıma ücretinin ödenmesi gönderenin asli yükümlülüğüdür. Ancak bunun aksi kararlaştırılabilir.
Taraflar ücretin gönderilen tarafından ödenmesi konusunda anlaşabilirler. Bunun nedeni kanunun
ücret ödenmesi ve ücretin ödenme zamanını içeren hükümlerinin tamamlayıcı mahiyette olmasıdır.
Yukarıda belirtilen hizmet görünüşte her ne kadar taşıma/nakliye işi olarak adlandırılsa da motokuryeye her şart altında hizmet bedeli “gönderen” konumundaki firma tarafından ödenmektedir.
Bir hukuki ilişkinin taraflarının tüzel kişi olması hukuki statüsünden yararlanarak, kasten veya tek
amaç olmamakla birlikte, ilişkinin diğer tarafını kendi menfaati için zarara uğratması veya sözleşmeden
doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçınmaları söz konusu olabilmektedir.3
Günümüzde işveren tüzel kişinin farklı ve karmaşık iş organizasyonları içerisinde yer alması durumu
sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda iş ve hizmet organizasyonu kavramını esas almak daha
uygun olmaktadır. Özellikle hizmet sektöründe ekonomik ve teknolojik gelişmeler sonucu işin
görüldüğü yer genişleyerek işyeri dışına taşması olağan hale gelmiştir. Bu durumda artık işçinin
işverenin organizasyonunda faaliyet gösterip göstermediğinin araştırılması gerekmektedir.4
Bir hukuki ilişkide değerlendirilmesi gereken, somut hukuki ilişkiyi tarafların nasıl
tanımladıklarından öte, tarafların hukuk karşısındaki gerçek iradelerinin tespit edilerek ortaya
konulmasıdır.
Somut hizmetin sunumunda da yapılan iş, işyeri dışında gerçekleştirilmekte ancak işverenin gözetimi
ve denetimi altında, onun talimatı üzerine yerine getirilmektedir. Moto-kuryelerin kullandıkları araçlar
çoğu kez kendilerine ait olmakta ya da firma tarafından temin edilmektedir.
4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2 nci maddesi uyarınca araçlar da işyerinden sayılmaktadır.
“İş Kanunu işyerinin kapsamını belirlerken iş organizasyonu kavramını getirmiştir. Başka bir
anlatımla, bir yer işverenin iş organizasyonu içinde yer alıyorsa o yer işyerinden sayılacaktır. Yeni
istihdam türleri, üretim ve iş organizasyon teknikleri, bilgisayar teknolojisi, iş sözleşmelerinde
bağımlılık unsurunun daha esnek bir şekilde değerlendirilmesine yol açtığı gibi işyeri kavramının da
klasik işyeri dışına taşmasına neden olmuştur.”5
Ayrıca 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 413 üncü maddesi 2 nci fıkrası uyarınca, “işçi işverenle
anlaşarak kendi araç ve malzemesini işin görülmesine özgülerse, aksi anlaşmada kararlaştırılmadıkça
veya yerel adet bulunmadıkça işveren, bunun için işçiye uygun bir karşılık ödemekle yükümlüdür.”
Moto-kuryeler söz konusu işi yaparken firma logolu giysiler giymekte ve motorların üzerinde firma
logosu bulunmaktadır.
Moto-kurye söz konusu hizmeti gerçekleştirmek üzere tüm gücünü verilen işe tahsis etmekte sürekli
bir işte parça başına ücret karşılığında çalışmaktadır.
Moto-kuryelere belirli bir zaman süresinde dağıtımını gerçekleştirdikleri ürün/parça başına ücret
ödenmektedir. Firmalar dağıtılacak ürünün depodan çıkışından tüketiciye ulaşmasına kadar geçen
süreci gps ve çeşitli bilgisayar programlarıyla izleyerek moto-kuryeleri takip etmekte ve teslimatta
3 Türk İş Hukukunda Tüzelkişilik Perdesinin Aralanması, Fatma Arda Bicaz, Legal Yayınları, S.43
4 Parça Başına Ücret, Yrd.Doç.Dr.M. Fatih Uşan, Seçkin Yayınları, S.80
5 Sarper Süzek, İş Hukuku, Beta Yayınevi, sayfa 161, Hamdi Mollamahmutoğlu İş Hukukum sayfa 152
Sayfa 2 / 3
gecikme hallerinde moto-kuryeyi uyarmaktadırlar. Burada işverenin gözetim ve denetimi altında
bağımlı bir çalışma söz konusu olmaktadır.
Kuryeler sipariş bulunmayan zaman dilimlerinde ise depoların önünde verilecek işi/dağıtım işini
gerçekleştirmek üzere hazır bir vaziyette beklemektedirler.
İşin beli bir zaman dilimi süresinde yerine getirilmesi zorunluluğu, bu işi yerine getirmek üzere hazır
bir vaziyette beklemek, hizmet akdinin zaman unsuru oluşturmaktadır.
Yukarıda belirtilen somut olgular ve tarafların gerçek iradeleri ile hayatın olağan akışını göz önüne
alındığında; moto-kuryelerin vergi mükellefi olmaları ve kendi nam ve hesabına çalıştıkları yönündeki
iddianın fiili gerçeklikle örtüşmediği, maddi gerçeği perdeleme amacı taşıdığını söylemek mümkündür.
Moto-kuryenin işin/hizmetin gerçekleşmesinde kişisel faaliyeti/emek gücü ağırlıkta olup, hizmetin
sağlanmasında ortaya koyduğu sermaye yalnızca sahip olduğu araçtır. Moto-kuryenin işe maddi katkısı
bununla sınırlıdır ve yardımcı bir unsur niteliğindedir.
Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, iş organizasyonu sahibi firma/işveren ile motokurye arasındaki hukuki ilişki taşıma/nakliye sözleşmesi değil, bir iş sözleşmesidir.
3. SONUÇ
Türkiye’de son yıllarda sanal platformlar/dijital ağ sağlayıcıları vasıtasıyla yemek siparişi, market
alışverişi vb. gibi alanlarda hizmet organizasyonları oluşturan firmalar söz konusu hizmetin dağıtım
aşamasında nakliye sözleşmesi imzalayarak moto-kurye kullanmaya başlamışlardır. Söz konusu
firmaların asıl işin parçası olan taşıma maliyetlerini azaltmanın yolu olarak bu modeli geliştirdikleri
görülmektedir.
Organizasyonu oluşturan firmalar, moto-kuryeler ile taşıma/nakliye sözleşmesi imzalamakta;
firmaların müşterilerine ulaştırması gereken malların taşınması ve teslimi işin konusunu
oluşturmaktadır. Firma her nakliye/teslimat için moto-kuryeye belli bir miktar parça başına ödemede
bulunmaktadır. Moto-kuryeler hizmetleri esnasında ağırlıklı olarak kendi araçlarını kullanmaktadırlar.
Ayrıca söz konusu sözleşme çerçevesinde moto-kuryelerin vergi mükellefi olmaları (Kendi nam ve
hesabına çalışan) sağlanmaktadır.
Yukarıda açıklanan hukuki ilişki nakliye sözleşmesine dayanıyor olarak görünmesine karşın; malın
depodan ya da ilgili üretici firmadan alınıp tüketiciye kadar ulaştırılması sürecinin GPS ile firma
tarafından kontrole tabi tutulması, her malın belli bir süre içinde teslim edilme zorunluluğu ve bunun
denetlenmesi , moto-kuryelerin sipariş bulunmayan zaman dilimlerinde depoların önünde verilecek işi
/dağıtım işini gerçekleştirmek üzere hazır bir vaziyette beklemeleri, moto kuryelerin üzerine firma
ismini taşıyan giysileri giyme yükümlüğü bulunması, moto-kuryenin sermayeden çok emek gücünü
ortaya koyarak hizmeti yerine getirmesi olguları göz önünde bulundurulduğunda; ortada bir nakliye
sözleşmesinin değil, zaman ve bağımlılık ile parça başına ücret ödeme unsurlarını içeren bir iş
sözleşmesi bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 3 / 3