isverenim.com
Yayınlar

İş Mahkemelerinde Görev

  • Tarih
  • Hazırlayan
"İş Mahkemelerinde Görev" başlıklı makalemize aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

Ekli belgeler

PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗
Ekli belgenin metni: Makale (PDF)

İŞ MAHKEMELERİNDE GÖREV

1. GİRİŞ

Bir davaya, aynı yargı yolundaki ilk derece mahkemelerinden hangi mahkemenin ve hangi yerdeki

mahkemenin bakacağını düzenleyen kurallar görev ve yetki kurallarıdır1.

İş mahkemeleri özel nitelikte hukuk uyuşmazlıkları olan iş uyuşmazlıklarını çözmekle görevli

mahkemelerdir2.

İş mahkemesi, özel mahkeme niteliğinde olan bir ilk derece mahkemesidir.

İş mahkemeleri, genel olarak işçi ile işveren arasında çıkan uyuşmazlıklar ile Sosyal Güvenlik

Kurumu’nun (SGK) taraf olduğu uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir.

İş mahkemelerinin görevli olabilmesi için, uyuşmazlığın taraflarının işçi, işveren veya işveren vekili

olması ve bu uyuşmazlıkların iş ilişkisi nedeniyle iş sözleşmesinden veya kanundan doğması

gerekmektedir.

Ayrıca, iş mahkemeleri diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen

uyuşmazlıklara ve 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar dışındaki 5510

sayılı Kanun'dan doğan tüm uyuşmazlıklara bakmaktadır.

2. İŞ MAHKEMELERİ KANUNUNA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME

İş mahkemelerinin görevli olduğu uyuşmazlıklar bakımından göreve ilişkin hükümler kamu

düzenine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın iş mahkemesinde görülmesi bir dava şartıdır (HMK

m.114/1, c).

İş uyuşmazlıklarının çeşitliliği karşısında, iş uyuşmazlıklarının tam bir tanımını vermek güç olmakla

birlikte; iş uyuşmazlığının, "bireysel ve toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanması, varlığı veya sona

ermesinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlık" biçiminde tanımlanması mümkündür3.

Öğretide iş uyuşmazlıkları, uyuşmazlığın niteliğine ve uyuşmazlığın taraflarına göre ayrılarak

açıklanmaktadır. Uyuşmazlığın niteliğine göre yapılan ayrım hak ve menfaat uyuşmazlığı olarak

1 Kuru, Medeni Usul Hukuku, s.85; Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C.I-II, 7.bs., İstanbul, Nesil

Matbaacılık, 2000, s.139; Akkan, Pekcanıtez Medeni Usul Hukuku, s.233; Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku,

s.167, Muşul, Medeni Usul Hukuku, s.53.

2 Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal, 2014:159.

3 Süleyman Başterzi, İş Uyuşmazlıkları, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Ankara, 2000, s.42.

Sayfa 1 / 7

karşımıza çıkar4. Hak uyuşmazlığı, işçi ile işveren arasındaki iş ilişkilerinin dayanağını oluşturan ve

mevzuat, bireysel ve toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre taraflara sağlanan haklara ilişkin olarak

çıkan uyuşmazlıklardır5. Menfaat (çıkar) uyuşmazlıkları ise, mevcut bir hakkın değiştirilmesi ya da

yeni bir hakkın sağlanması, bir başka ifadeye menfaatlerin hakka dönüştürülmesi amacıyla ortaya

çıkan uyuşmazlıklar olarak tanımlanır6.

Diğer yandan ayrı olarak iş mahkemesinin kurulmadığı yerlerde iş mahkemesinin görevli olduğu

işler, genel mahkeme olan o yerdeki asliye hukuk mahkemesi7 (İMK m.2/3) tarafından “İş Mahkemesi

sıfatıyla” görülür8.

İş Mahkemelerinin görevi 7036 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre iş

mahkemeleri; 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 4857 sayılı İş

Kanununa veya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen

hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle

sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, idari para cezalarına itirazlar

ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal

Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından

kaynaklanan uyuşmazlıklara, diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen

uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.

Kanunda iş mahkemelerinin görevi üç kategoride düzenlenmiştir. İlki işçi, işveren ve işveren

vekilleri arasında iş ilişkisinden doğan davalar; ikincisi, idari para cezaları ve 5510 sayılı Kanunun 4

üncü maddesine göre açılan davalar hariç Sosyal Güvenlik Kurumu ile Türkiye İş Kurumunun taraf

olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından doğan davalar; üçüncüsü ise diğer kanunlarda iş

mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği davalardır9.

4 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

5 Kemal Oğuzman, Hukuki Yönden İşçi İşveren İlişkileri, C.1, 4.bs., İstanbul, 1987, s.109; Çelik, Caniklioğlu,

Canbolat, İş Hukuku, s.933; Ünal Narmanlıoğlu, İş Hukuku II Toplu İş İlişkileri, 3.bs. İstanbul, Beta, 2016,

s.518; A. Can Tuncay, Burcu Savaş Kutsal, Toplu İş Hukuku, 6.bs, İstanbul, Beta, 2017, s.343; Ömer Ekmekçi,

Toplu İş Hukuku Dersleri, İstanbul, On İki Levha, 2018, s.350.

6 Çelik, Caniklioğlu, Canbolat, İş Hukuku, s.933; Tuncay, Savaş Kutsal, Toplu İş Hukuku, s 344; Ekmekçi,

Toplu İş Hukuku, s.350; Başterzi, İş Uyuşmazlıkları, s.44.

7 HSK’nın 26.3.2014 Tarihli ve 141 sayılı Kararı (www.hsk.gov.tr/DuyuruOku/492_hakimler-ve-savcilaryuksek-kurulu-genel-kurulunun-26032014-tarih-ve-141-sayili-karari.aspx E.T.: 14.02.2019).

8 Tanrıver, 208; Arslan/Yılmaz/Taşpınar Ayvaz, Usul, 105, 742; Akkan, Pekcanıtez Usûl, 170.

9 N. Caniklioğlu, T. Canbolat, E. Özkaraca, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 36. Bası, Beta Yayınları, İstanbul

2023, S.42

Sayfa 2 / 7

İşçi işveren ilişkisi açısından değerlendirme yapıldığında iş mahkemelerinin görevli olabilmesi için,

kural olarak iki unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. İlki, uyuşmazlığın taraflarının işçi,

işveren veya işveren vekili olması, ikincisi ise bu uyuşmazlıkların iş ilişkisi nedeniyle iş

sözleşmesinden veya kanundan doğmasıdır10.

İdari para cezalarında ise uyuşmazlık işçi, işveren ya da işveren vekili arasında çıkmadığından bu

davalarda iş mahkemeleri görevli değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’ndan doğan idari para cezalarına

ilişkin uyuşmazlıklarda sulh ceza mahkemeleri görevlidir.

Bu çerçevede, bir davanın iş davası olarak nitelendirilmesi ve iş mahkemelerinin görev alanına dahil

edilebilmesi için, uyuşmazlığın taraflarının İş Kanununa tabi işçi ve işveren, konusunun da iş

sözleşmesine veya İş Kanununa dayanan bir hak iddiası olması gerekmektedir11.

İş mahkemelerinin görevli olabilmesi için öğretide kişi unsuru ve konu unsurunun bir arada olması

gerekmektedir.

a.

Kişi Unsuru Açısından İş Mahkemelerinde Görev

Kişi unsuru açısından iş mahkemesinin görevli olabilmesi için uyuşmazlığın taraflarının işçi

sayılanlar ile işveren veya işveren vekili sıfatına sahip olması gerekir. Bunun sonucunda işçi

sayılmayan kişilerin açacakları davalarda iş mahkemeleri görevli olmaz12. Başka bir deyişle, iş

mahkemelerinin kişi unsuru bakımından görevli olabilmesi için uyuşmazlığın tarafları işçiler,

gazeteciler ve gemi adamları ile işverenler veya işveren vekilleri olmalıdır. Uyuşmazlık, maddede

sayılan iş kanunlarından ya da TBK.'nun hizmet sözleşmesi hükümlerinden doğmakla birlikte, bu

taraflar arasında değilse iş mahkemeleri görevli olmayacaktır13.

İşçi (gemiadamı, gazeteci) ve işverenlerin bu sıfatlarının, uyuşmazlığın ait olduğu dönemde var

olması yeterlidir. Sonradan, dava açıldığı sırada ya da yargılama ve hüküm sırasında işçi ve işveren

niteliğinin kaybedilmesi, davanın iş mahkemesinde görülmesini engellemez14.

10 N. Caniklioğlu, T. Canbolat, E. Özkaraca, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 36. Bası, Beta Yayınları, İstanbul

2023, S.43

11 Mollamahmutoğlu/Astarlı/Baysal, 2014:160; Çenberci, 1969:14; Süzek, 2014:96; Bozkurt, 2012:122;

Şahlanan:384 vd; Başterzi, 1999:36 vd...

12 Süzek, İş Hukuku, 109; Bozkurt, 135; Mutlay / Işık, 588 vd.: Kar, Yargılama Usulü, 252 vd.

13 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

14 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

Sayfa 3 / 7

İşçi

niteliğinde

olmayan

işçiye

benzer

durumda

olan

çırakların

ve

stajyerlerin

ustalarıyla/işverenleriyle aralarından doğan uyuşmazlıklarda iş mahkemeleri görevli değildir.

Gerçekten, çıraklık sözleşmesine istinaden bir mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını

öğrenmek amaçlı olarak işyerinde bulunan çıraklar hukuken “işçi” sayılmadıkları için, işverenleriyle

aralarındaki uyuşmazlıklar hakkında iş mahkemesi görevli olmaz15.

Kanuni halefiyet ilkesi gereğince, kanuni mirasçıların davayı iş mahkemesinde açmaları gerektiği

konusunda şüphe duyulmamalıdır. Farklı bir ifadeyle, bireysel İş Kanunlarından veya iş

sözleşmesinden doğan alacaklar bakımından kanuni halefiyet esası uygulanmalı ve işçinin haleflerinin

işverene veya işçinin işverenin haleflerine karşı açacakları davalar iş mahkemesinde görülmelidir16.

Asıl işveren- alt işveren ilişkisinde ise işçinin sadece alt işverene karşı dava açması halinde

uyuşmazlığın iş mahkemesinde inceleneceği noktasında tereddüt yoktur. Öte yandan işçi tarafından

sadece asıl işverene karşı dava açılmış ise; her ne kadar asıl işverenle işçi arasında iş sözleşmesine

dayalı bir ilişki yoksa da, asıl işveren iş sözleşmesinden kaynaklanan işçilik alacaklarından alt

işverenle beraber sorumlu olduğundan görevli mahkemenin iş mahkemesi olarak kabulü uygun

olacaktır. Yine de tartışmaların ve tereddütlerin önüne geçmek adına, kanunda açık bir düzenleme

yapmak suretiyle, asıl işverene karşı açılacak davalarda da iş mahkemesi görevli kılınmalıdır. Son

olarak, alt işverenle birlikte asıl işverene karşı da dava açılması halinde, görevli mahkemenin iş

mahkemesi olacağı tartışmasızdır17.

Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı olması halinde ise alt işveren işçileri başlangıçtan

itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağından bu durumda da iki taraf arasındaki iş ilişkisine dayalı

uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesi olacaktır.

Geçici iş ilişkisinde ise geçici işçinin işvereni özel istihdam bürosudur. Geçici işçi ile özel istihdam

bürosu arasındaki iş ilişkisine dair uyuşmazlıklar da görevli mahkeme iş mahkemesidir.

Bununla birlikte geçici (ödünç alan) işverenle, özel istihdam bürosunun işçisi arasında iş

sözleşmesine dayalı bir ilişkinin varlığından bahsedilemez. Ayrıca asıl işveren ve alt işveren ilişkisinde

benimsenen müteselsil sorumluluk anlayışından farklı şekilde, geçici (ödünç alan) işverenin, özel

15 Mutlay, Faruk, ve Melih Işık. “7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev”. Ankara Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Dergisi 68, sy. 3 (Aralık 2019): 565-634. https://doi.org/10.33629/auhfd.663178.

16 Süzek, Sarper; İş Hukuku, 16. Baskı, İstanbul, Eylül 2018

17 Mutlay, Faruk ve Melih Işık. “7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev”. Ankara Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Dergisi 68, sy. 3 (Aralık 2019): 565-634. https://doi.org/10.33629/auhfd.663178.

Sayfa 4 / 7

istihdam bürosuyla birlikte geçici (ödünç) işçinin işçilik alacaklarına karşı müteselsil sorumlu olduğu

kural olarak kabul edilmemiştir. Sadece istisnai olarak, 12. fıkrada yer alan “ikinci fıkranın f bendi

kapsamında kurulan geçici iş ilişkisinde […] geçici işçi çalıştıran işveren, ödenmeyen ücretler mevcut ise,

bunlar ödenene kadar özel istihdam bürosunun alacağını ödemeyerek, özel istihdam bürosunun

alacağından mahsup etmek kaydıyla geçici işçilerin en çok üç aya kadar olan ücretlerini doğrudan

işçilerin banka hesabına yatırır.” düzenlemesiyle özel istihdam bürosunun ve geçici (ödünç alan)

işverenin müteselsil sorumluluğuna yer verilmiştir. Müteselsil sorumluluğun benimsendiği bu istisnai

hale ilişkin olarak, geçici (ödünç) işçinin özel istihdam bürosuna ve geçici (ödünç alan) işverene ya da

sadece geçici (ödünç alan) işverene karşı açacağı davada görevli mahkeme iş mahkemesidir18.

b. Konu Unsuru Açısından İş Mahkemelerinde Görev

İş Mahkemelerinin görevinin belirlenmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusu da önem arz

etmektedir. Esas olan iş ilişkisi olduğundan, iş mahkemelerinin görevli olması için işçi sayılan kişilerle

işveren veya işveren vekilleri arasındaki uyuşmazlığın iş sözleşmesinden veya kanundan

kaynaklanıyor olması da şarttır19.

Örneğin, sözleşmeden doğan ikramiye alacağı, ebeveyn izni, feshe bağlı cezai şart gibi hususlardan

doğan uyuşmazlıklar, kanundan doğan kıdem tazminatı, işçinin ölümü üzerine işverence geri kalanlara

ödenen tazminat, fazla çalışma ücreti, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranış nedeniyle uğranılan

zararın tazmini gibi konulardan doğan uyuşmazlıklar iş mahkemesi tarafından incelenecektir20.

Özellikle işçinin işveren otoritesinde ve ona ait iş organizasyonu kapsamında iş görmesi; ekonomik

ve teknik bağımlılığa göre, iş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran bir ölçüttür. Kişinin yaptığı işin

yönetimin ve gerçek denetiminin kime ait olduğu, işçinin işverenin yönetim ve sorumluluğu altındaki

bir organizasyonda görev yapıp yapmadığı, iş sözleşmesinin tespiti açısından önemlidir21.

18 Mutlay, Faruk ve Melih Işık. “7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev”. Ankara Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Dergisi 68, sy. 3 (Aralık 2019): 565-634. https://doi.org/10.33629/auhfd.663178.

19 N. Caniklioğlu, T. Canbolat, E. Özkaraca, İş Hukuku Dersleri, Yenilenmiş 36. Bası, Beta Yayınları, İstanbul

2023, S.48

20 Y. HGK. T.26.12.2012, E.2012/13-648, K.2012/1385

21 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

Sayfa 5 / 7

Uyuşmazlığın tarafları işçi (gemi adamı, gazeteci) ve işveren olmasına rağmen, uyuşmazlığın, iş

ilişkisi nedeniyle, iş kanunları ve TBK.'ndan veya taraflar arasındaki iş sözleşmesinden doğmaması

hâlinde iş mahkemeleri görevli değildir22.

Hâkim, genel olarak uyuşmazlığı çözerken ve görev kurallarını değerlendirirken tarafların hukuki

nitelendirmeleriyle bağlı değildir. Taraflar aralarındaki sözleşmeyi başka bir şekilde tanımlamış olsa

bile, eğer bir iş ilişkisinin var olduğu kabul edilirse, bu ilişki nedeniyle sözleşmeden ve kanundan

kaynaklanan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülecektir23.

İşçi tarafından talep edilebilecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık

tazminatı, sendikal tazminat, ücret, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatil ücreti, ulusal bayram

ve genel tatil ücreti, maddi ve manevi tazminat ile işveren tarafından talep edilebilecek ihbar

tazminatı, cezai şart, avansın iadesi ve eğitim giderleri gibi alacak ve tazminat alacakları ya da iş

ilişkisinden kaynaklanan diğer işçi ve işveren alacakları için görevli mahkeme iş mahkemesidir.

Şüphesiz sadece burada örnek niteliğinde saydığımız alacaklar bakımından değil, burada sayılmayan

ancak iş ilişkisinden doğan diğer alacaklara ilişkin uyuşmazlıklar için de iş mahkemesi görevlidir24.

Bu kapsamda, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2014 yılında vermiş olduğu kararında, “Sefer başına

yapılan prim ödemesi tır şoförleri açısından sözleşmenin asli unsurlarından olup, ücretin ayrılmaz bir

parçasıdır. Bu nedenle, yıllık izin alacağı yönünden hesaplamaya esas ücretin, sefer başına ödenen

primler dahil edilerek belirlenmesi gerektiğinin dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı

gerektirmiştir.25” şeklinde hükmetmiştir.

3. DİĞER İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK KANUNLARINA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa göre iş mahkemeleri sadece İş Mahkemeleri Kanununda

sayılan kanunlardan doğan uyuşmazlıklarda görevli olmayıp iş mahkemelerinin diğer kanunlarda iş

mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara da bakacağı hüküm altına alınmıştır.

Kanunda açıkça iş mahkemesinin görevli olduğunun düzenlendiği hükümler dışında, SGK

tarafından açılan ve iş ve sosyal güvenlik hukuku mevzuatından doğan rücu davaları, kurum aleyhine

22 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

23 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

24 Mutlay, Faruk, ve Melih Işık. “7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu Uyarınca Görev”. Ankara Üniversitesi

Hukuk Fakültesi Dergisi 68, sy. 3 (Aralık 2019): 565-634. https://doi.org/10.33629/auhfd.663178.

25 Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/23367, K.2014/7174, 01.04.2014

Sayfa 6 / 7

açılan

alacak

ve

tespit

davaları,

prim alacaklarının

yeniden

yapılandırılmasına

ilişkin

uyuşmazlıklardan doğan davalar da gerek SSGSSK. m. 101, gerekse İş M.K. m.5 uyarınca iş

mahkemesinde görülecektir26.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları

ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununda yer alan hükümlere göre bu kanundan doğan uyuşmazlıklarda iş

mahkemelerinde görülür.

Son olarak, iş mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bir diğer özel hüküm de 6331 sayılı İş Sağlığı

ve Güvenliği Kanunu'nda yer almaktadır. İdari bir yaptırım niteliğinde olan ve işyerinde, çalışma

yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit

edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, işyerinin bir bölümünde veya tamamında faaliyetin

durdurulması kararına karşı, işveren tarafından iş mahkemesine itiraz edilebileceği Kanunda açıkça

düzenlenmiştir (m.25/4). Öte yandan bu Kanun, kendi özel kanunlarındaki statülerine bakılmaksızın

kamu veya özel işyerlerinde istihdam edilen tüm gerçek kişilere ve işyerlerine uygulanacağından; bu

kimselerden iş kanunlarına ve TBK.’nun hizmet sözleşmesine tabi olanlar ile işverenleri arasında bu

Kanundan doğan uyuşmazlıklar da uygun düştüğü ölçüde iş mahkemesinde görülecektir27.

BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ

26 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

27 Köme Akpulat, Ayşe, “İş Mahkemelerinde Yargılamanın Özellikleri”, İstanbul Üniversitesi Hukuk

Fakültesi Özel Hukuk Doktora Tezi, İstanbul 2018

Sayfa 7 / 7

1.966 okunma
Bu belgenin yazdırılabilir sürümü ücretli üyelere özeldir — https://isverenim.skyside.com.tr/makale/8867