İşyerinde Yapay Zeka Kullanımı ve İşçi Hakları
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İŞYERİNDE YAPAY ZEKA KULLANIMI VE İŞÇİ HAKLARI
1. Giriş
Teknolojik gelişmeler, çalışma hayatını köklü biçimde dönüştürmektedir. Özellikle yapay zeka (YZ)
tabanlı uygulamalar, işverenlerin yönetim süreçlerinde daha verimli, hızlı ve düşük maliyetli çözümler
geliştirmesine olanak tanımaktadır. Ancak bu dönüşüm, işçi-işveren ilişkisinde klasik iş hukuku
kurallarının sorgulanmasına ve yeni hukuki tartışmaların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. İş
Kanunu’nun temel amacı, işçiyi koruma prensibine dayalıdır; buna karşın yapay zeka uygulamaları,
işçinin kişisel verilerinin işlenmesi, iş güvencesi, eşitlik ilkesi ve özel hayatın gizliliği gibi alanlarda yeni
riskler doğurmaktadır. Bu çerçevede 2025 yılı itibarıyla Türkiye’de işyerinde yapay zeka kullanımına
ilişkin hukuki sınırların hem ulusal mevzuat hem de uluslararası düzenlemeler dikkate alınarak yeniden
değerlendirilmesi gerekmektedir.
2. Yapay Zekanın İşyerindeki Uygulama Alanları
İşverenler, yapay zekayı en çok işe alım süreçlerinde kullanmaktadır. Adayların özgeçmişlerinin
otomatik taranması, belirli kelime gruplarına göre sıralanması ve algoritmaların 'en uygun aday' seçimini
yapması, insan kaynakları birimlerinin karar alma süreçlerini kökten değiştirmiştir. Benzer şekilde
performans değerlendirmeleri de giderek algoritmik sistemlere devredilmektedir. Örneğin çağrı
merkezlerinde; çalışanların müşteriyle iletişim hızları, ses tonu analizi veya bilgisayar başında
geçirdikleri süreler algoritmalar tarafından ölçülmekte ve işverenlere raporlanmaktadır.
Bunların yanında vardiya planlaması, izin süreçleri, üretim bandındaki iş akışının takibi gibi alanlarda
da yapay zeka kullanılmaktadır. Daha tartışmalı olan uygulamalar ise disiplin süreçleri ve fesih
kararlarıdır. Bazı işverenler, düşük performans ya da devamsızlık tespitlerinde yalnızca yapay zeka
raporlarını dayanak gösterebilmekte, bu da iş güvencesi bakımından ciddi sorunlar yaratmaktadır.
3. İşçi Hakları Açısından Ortaya Çıkan Riskler
Yapay zekanın işyerinde yaygınlaşması, işçi hakları bakımından dört temel risk doğurmaktadır:
ayrımcılık ve eşitlik ilkesine aykırılık, şeffaflık sorunu, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve iş güvencesinin
zedelenmesi. Algoritmalar, eğitildikleri veri setlerinde mevcut önyargıları yeniden üretebilir. Bu durum,
yaş, cinsiyet, engellilik veya etnik köken temelli dolaylı ayrımcılık yaratabilir. İşe alımda, örneğin 'genç ve
dinamik' adayları önceliklendiren bir algoritma, eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacaktır.
Şeffaflık sorunu ise işçilerin, haklarında alınan kararların hangi verilere dayandığını ve algoritmanın
nasıl çalıştığını bilememesinden kaynaklanır. Bu eksiklik, işçinin kendisini savunma hakkını
zayıflatmaktadır. Sürekli dijital gözetim altında kalmak ise Anayasa’nın özel hayatın gizliliğine dair
hükümleriyle çelişebilir. Özellikle kameralarla izleme veya klavye hareketlerinin kaydedilmesi
ölçüsüzlük tartışmalarına neden olmaktadır. Ayrıca, yalnızca algoritmik raporlara dayanılarak yapılan
fesihler, İş Kanunu’nun öngördüğü geçerli neden kavramıyla bağdaşmamaktadır.
Sayfa 1 / 2
4. Mevzuat ve Düzenlemeler
Türkiye’de 4857 sayılı İş Kanunu, işverenin yönetim hakkına sınır çizerken işçinin kişilik haklarını da
koruma altına almaktadır. 6698 sayılı KVKK ise işçilerin kişisel verilerinin işlenmesini sıkı denetime tabi
tutmaktadır. Özellikle biyometrik veriler (yüz tanıma, parmak izi) yüksek riskli veri kategorisinde kabul
edilmekte ve ancak zorunlu hallerde işlenebilmektedir.
Uluslararası düzeyde Avrupa Birliği’nin 2024 yılında kabul ettiği Yapay Zeka Yasası (AI Act), yüksek
riskli yapay zeka sistemlerinin şeffaflık, insan gözetimi ve denetlenebilirlik ilkelerine uymasını zorunlu
kılmıştır. Türkiye’nin AB müktesebatına uyum süreci çerçevesinde, bu düzenlemelerin Türk iş hukukuna
da yansıması kaçınılmazdır.
5. Yargı ve Kurul Kararları
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2024 tarihli bir kararında, yalnızca yapay zeka yazılımına dayanılarak
yapılan fesih işleminin geçersiz olduğuna hükmedilmiştir. Karara göre işveren, işçinin performansına
ilişkin objektif kriterler sunmakla yükümlüdür. Benzer biçimde KVKK Kurulu’nun 2024/102 sayılı
kararında, işyerine giriş-çıkışlarda yüz tanıma sistemlerinin zorunlu tutulması ölçülülük ilkesine aykırı
bulunmuş ve işverene idari para cezası uygulanmıştır. Bu kararlar, yapay zeka kullanımında hukuki
sınırların netleşmeye başladığını göstermektedir.
6. İşverenler ve Çalışanlar İçin Öneriler
İşverenlerin yapay zeka sistemlerini kullanırken şeffaflık ve ölçülülük ilkelerine dikkat etmeleri
zorunludur. Algoritmik karar süreçleri belgelenmeli, çalışanlara aydınlatma yükümlülüğü yerine
getirilmeli ve yalnızca gerekli veriler işlenmelidir. Disiplin veya fesih kararlarında, algoritmik raporlar
destekleyici unsur olabilir; ancak tek başına gerekçe oluşturamaz.
Çalışanlar ise haklarındaki algoritmik kararlara karşı şeffaflık talep etme, KVKK çerçevesinde
verilerinin hangi amaçla işlendiğini öğrenme ve gerekli durumlarda itiraz etme hakkına sahiptir. İş
sözleşmelerinde yer alan yapay zeka denetim hükümleri dikkatle incelenmeli ve işçinin rızası dışında veri
işlenmesine izin verilmemelidir.
7. Sonuç
2025 yılı itibarıyla yapay zeka, iş yaşamında yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda hukuki
bir tartışma alanı haline gelmiştir. İşverenlerin verimlilik kaygısıyla başvurduğu bu sistemler, işçilerin
kişisel haklarını tehdit etme potansiyeli taşımaktadır. Dolayısıyla iş hukuku, yapay zekanın sunduğu
fırsatlarla doğurduğu riskler arasında denge kurmak zorundadır. Önümüzdeki yıllarda Türk
mevzuatının, AB AI Act’e paralel biçimde yapay zekaya özgü düzenlemeler getirmesi kaçınılmaz
görünmektedir. Aksi halde işyerlerinde algoritmik ayrımcılık, ölçüsüz gözetim ve şeffaf olmayan karar
alma süreçleri, iş güvencesi davalarının ve KVKK şikayetlerinin artmasına neden olacaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK İŞ HUKUKU EKİBİ
Sayfa 2 / 2