İdare ve Yargı Kararlarına İstinaden Sonradan Yapılan Ücret ve Ücret Niteliğindeki Ödemeler
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
İDARE VE YARGI KARARLARINA İSTİNADEN SONRADAN YAPILAN ÜCRET VE ÜCRET
NİTELİĞİNDEKİ ÖDEMELER
1. GİRİŞ
Sosyal güvenlik hukukunda prime esas kazanç kavramı, sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarından
elde edecekleri hakların belirlenmesinde merkezi bir rol oynamaktadır. Özellikle idare veya yargı
mercilerince verilen kararlar sonucunda sigortalılara yapılan geriye dönük ödemelerin hangi aya mal
edilerek prime tabi tutulacağı meselesi hem uygulamada hem de yargı içtihatlarında uzun süredir
tartışma konusu olmuştur. Bu tartışma, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun 80. maddesinde yer alan düzenlemelerin yoruma açık yapısından ve Yargıtay’ın zaman
içerisinde değişen yaklaşımından kaynaklanmaktadır.
Bu çalışmada, idare veya yargı mercilerince verilen kararlar uyarınca ödenmesi gereken sigorta
primlerinin hukuki dayanakları ele alınacak; 5510 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri, Yargıtay 10. Hukuk
Dairesi kararları ve doktrindeki görüşler ışığında değerlendirilerek, mevcut uygulamanın yarattığı
sorunlar ve olası çözüm önerileri ortaya konulacaktır.
2. PRİME ESAS KAZANÇ KAVRAMI VE YASAL ÇERÇEVE
5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, 4/1-a
kapsamında sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği ayrıntılı biçimde
düzenlenmiştir. Buna göre prime esas kazançların hesabında; sigortalıların hak ettikleri ücretler, prim,
ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkaklar ile işverenlerce özel sağlık sigortası ve bireysel emeklilik
sistemine ödenen tutarların brüt toplamı esas alınmaktadır.
Aynı fıkranın (a) bendinin üçüncü alt bendinde ise, idare veya yargı mercilerince verilen kararlar
gereğince, ücret veya ücret niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin de prime
esas kazanca dahil edileceği açıkça belirtilmiştir. Böylece kanun koyucu, idari veya yargısal süreçler
sonucunda yapılan ödemeleri de prime tabi kazanç kapsamına almıştır.
3. ÜCRETİN HAK EDİLDİĞİ AY – ÖDENDİĞİ AY AYRIMI
Kanun’un 80. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, ücretlerin hak edildikleri aya mal edilmek
suretiyle prime tabi tutulacağı; ücret dışındaki diğer ödemelerin ise kural olarak ödendiği ayın
kazancına dahil edileceği düzenlenmiştir. Ancak bu bentte, toplu iş sözleşmeleri, kamu idareleri veya
yargı mercilerince verilen kararlar uyarınca sonradan yapılan ödemeler bakımından istisnai bir sistem
benimsenmiştir.
Sayfa 1 / 3
Bu çerçevede, hizmet akdinin devam ettiği döneme ilişkin olmakla birlikte daha sonra ödenen ücret
dışındaki ödemelerin, prime esas kazancın tabi olduğu en son aya dahil edilmesi öngörülmüş; kararların
kesinleşmesini izleyen ayın sonuna kadar primlerin ödenmesi halinde gecikme cezası ve gecikme
zammı uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, işverenler bakımından önemli bir mali
koruma sağlamaktadır.
4. YARGITAY İÇTİHATLARI VE YAKLAŞIM DEĞİŞİKLİĞİ
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 02.02.2012 tarihli ve E.2011/2914, K.2012/1231 sayılı kararında;
yargı kararıyla hüküm altına alınan ücret niteliğindeki kazançların, hak kazanıldığı dönemlerin prime
esas kazançlarına dahil edilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. Daireye göre, bu tür ödemeler kural
olarak ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dahil edilmeli; hizmet akdi sona ermişse,
çalışmanın geçtiği son ayın kazancı olarak dikkate alınmalıdır.
Aynı yöndeki 02.02.2012 tarihli E.2010/9799, K.3613 sayılı ve 18.07.2012 tarihli E.2012/16147,
K.2012/14024 sayılı kararlar da, Dairenin bu yaklaşımının süreklilik kazandığını göstermektedir. Ancak
Yargıtay’ın geçmişte, 506 sayılı Kanun’un mülga 77. maddesi döneminde farklı değerlendirmeler yaptığı
da bilinmektedir.
Nitekim Yargıtay, toplu iş sözleşmesi farklarının prime tabi tutulmasına ilişkin önceki bazı
kararlarında, hak ediş olgusunun gerçekleştiği ayın esas alınması gerektiğini savunmuş; daha sonra ise
bu farkların ödendiği ayda prime tabi tutulmasının, prime esas kazanç tavanı nedeniyle Kurum aleyhine
sonuç doğurabileceğini belirterek görüş değişikliğine gitmiştir. Bu değişken içtihat çizgisi, uygulamada
belirsizliklere yol açmıştır.
5. DOKTRİNDEKİ GÖRÜŞLER VE UYGULAMADAKİ SORUNLAR
Doktrinde ağırlıklı görüş, idare veya yargı mercilerince verilen kararlar sonucunda yapılan
ödemelerin, 80. maddenin (a) bendinin üçüncü alt bendi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği
yönündedir. Bu görüşe göre, fazla mesai ücreti, prim veya ikramiye gibi alacaklar hakkında mahkeme
kararı verilmesi ve bu ödemelerin belirli bir ayda fiilen yapılması halinde, söz konusu tutarlar ödemenin
yapıldığı ayın prime esas kazancına dahil edilmelidir.
Bununla birlikte, “sigortalılara o ay içinde yapılan ödemeler” ibaresi, hak ediş tarihi ile ödeme tarihi
arasındaki farkın nasıl ele alınacağı konusunda tereddüt yaratmaktadır. Kurum uygulaması ile yargı
kararları arasındaki uyumsuzluk, işverenler açısından öngörülebilirliği azaltmakta ve ihtilafları
artırmaktadır.
Sayfa 2 / 3
6. SONUÇ
İdare veya yargı mercilerince verilen kararlar uyarınca yapılan ödemelerin prime esas kazanca dahil
edilmesi meselesi, 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinde yer alan düzenlemelerin yorumu çerçevesinde
şekillenmektedir. Yargıtay’ın özellikle 2012 sonrası kararlarında benimsediği yaklaşım, mahkeme
kararıyla hüküm altına alınan ücretlerin kural olarak ödendiği ayın prime esas kazancına dahil edilmesi
yönündedir. Ancak geçmiş içtihatlarla karşılaştırıldığında, Yargıtay’ın zaman içerisinde farklı yorumlar
geliştirdiği görülmektedir.
Bu durum, normatif düzeyde daha açık ve net bir düzenlemeye duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
Özellikle 80. maddenin (a) bendinin üçüncü alt bendinde yer alan “o ay içinde” ibaresinin kanun
metninden çıkarılması veya açıklığa kavuşturulması halinde, Kurum uygulaması ile yargı kararları
arasındaki sürtüşmenin büyük ölçüde sona ereceği değerlendirilmektedir. Böyle bir değişiklik hem
işverenler hem de sigortalılar açısından hukuki güvenliği güçlendirecek ve uygulamadaki belirsizlikleri
azaltacaktır.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
Sayfa 3 / 3