Tarım ve Orman İşlerinde Hizmet Akdiyle Çalıştırılanların Sosyal Güvenliği: Mevzuat, Uygulama ve Vahidi Fiyat Sorunu
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
TARIM VE ORMAN İŞLERİNDE HİZMET AKDİYLE ÇALIŞTIRILANLARIN SOSYAL GÜVENLİĞİ:
MEVZUAT, UYGULAMA VE VAHİDİ FİYAT SORUNU
1. GİRİŞ
Tarım ve orman sektöründe çalışanların sosyal güvenliği, Türk sosyal güvenlik hukukunun kronik
tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Bu alandaki işlerin büyük bölümünün mevsimlik ve
süreksiz nitelik taşıması, çalışma ilişkisinin hukuki nitelendirilmesini güçleştirmekte; hangi
durumların hizmet akdine, hangilerinin istisna akdine dayandığı meselesi hem mevzuat hem
uygulama hem de yargı içtihadı bakımından hâlâ tartışmalıdır.
Söz konusu tartışmanın odağında "vahidi fiyat" uygulaması yer almaktadır. Orman idarelerinin
yaygın biçimde başvurduğu bu yöntemde iş götürü bedel üzerinden verilmekte ve çalışan bu iş
karşılığında ücret almaktadır. Aradaki hukuki ilişkinin hizmet akdi mi yoksa istisna akdi mi
sayılacağı, sigortalılık yükümlülüğünün doğup doğmayacağı ise SSK/SGK görüşleri ve yargı kararları
arasında onlarca yıl boyunca farklı yanıtlara kavuşmuştur.
Bu çalışma; tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle çalışanların sigortalılık statüsünü mevzuatın
çizdiği çerçeve içinde ele almakta, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun konu hakkındaki görüş ve
genelgelerini değerlendirmekte, vahidi fiyat meselesindeki içtihat gelişimini incelemekte ve
uygulamacılara yönelik tespitler ortaya koymaktadır.
2. HUKUKİ ÇERÇEVE: TEMEL KAVRAMLAR
A. Hizmet Akdi ve Bağımlılık Unsuru
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrasının
(a) bendi uyarınca, hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar kısa ve uzun
vadeli sigorta kolları bakımından sigortalı sayılmaktadır.1
Borçlar Kanunu'nda yer alan tanıma göre hizmet akdi, işçinin belirli ya da belirsiz bir süre için
hizmet görmeyi, işverenin de ona ücret ödemeyi taahhüt ettiği bir sözleşmedir.2 Yargıtay'ın yerleşik
içtihadına göre hizmet akdini diğer iş görme sözleşmelerinden ayırt eden belirleyici unsur
bağımlılıktır: işçi, işverenin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatlarına uygun biçimde
çalışmaktadır. Bu koşul gerçekleşmedikçe, ücret ödenmiş olsa dahi hizmet akdinin unsurları
oluşmamış sayılmaktadır.3
B. İstisna Akdi ile Farkı
İstisna akdinde (eser sözleşmesinde) yüklenici, taahhüt ettiği eseri kendi organizasyonuyla ve
kendi tercihlerine göre meydana getirme serbestisine sahiptir; işverenin süregelen denetimi ve
talimatı belirleyici değildir. Vahidi fiyat uygulaması bu noktada kilit bir sorun doğurmaktadır:
sözleşmenin adı ve ödeme biçimi istisna akdini çağrıştırsa da fiilî çalışma koşulları çoğunlukla
bağımlılık unsurunun varlığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle Yargıtay içtihadında ve SGK
görüşlerinde tutarlı biçimde benimsenen ilke şudur: sözleşmenin adı değil, çalışmanın fiilî niteliği
belirleyicidir.
C. Sürekli ve Süreksiz İş Ayrımı
4857 sayılı İş Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca en fazla 30 iş günü süren işler süreksiz, 30 iş
gününü aşan işler ise sürekli iş olarak kabul edilmektedir.4 Bu ayrım, özellikle özel sektörde tarım ve
1
5510 sayılı Kanun md. 4/1-a.
2
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 393; bkz. ayrıca eski 818 sayılı Borçlar Kanunu md. 313.
3
Yargıtay 10. HD., 18.02.2013, E. 2013/917, K. 2013/2451: "Olağan olarak sigortalılık niteliği, taraflar
arasında iş sözleşmesi ilişkisinin kurulması ve çalışmaya/çalıştırılmaya başlanması ile kazanılmakta olup...
eylemli (fiilî=gerçek) çalışma olgusunun varlığının da kanıtlanması gerekmektedir."
4
4857 sayılı İş Kanunu md. 10.
Sayfa 1 / 6
orman işlerinde çalışanların zorunlu sigortalılık statüsünün belirlenmesinde belirleyici rol
oynamaktadır. Uygulamada süreklilik koşulunun tespitinde fiilen gerçekleşen çalışma süresinin esas
alınması gerektiği yargı kararlarında benimsenmiş tutum olarak karşımıza çıkmaktadır.
3. MEVZUATIN GELİŞİMİ
A. 506 Sayılı Kanun Dönemi
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, tarım işlerinde çalışanları başlangıçta büyük ölçüde zorunlu
sigortalılık kapsamı dışında bırakmıştır. 24.11.1977 tarihli ve 2100 sayılı Kanun'la yapılan
değişiklikle bu genel istisna daraltılmış; belirli kategoriler kapsama alınmıştır.5
2100 sayılı Kanun ile değişik 3. maddesinin I/A bendine göre zorunlu sigortalılık kapsamına
girenler şunlardır:
– Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle çalışanlar (süreksizlik koşulu aranmaksızın),
– Özel sektörde tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar,
– Tarım sanatlarına ait işlerde çalışanlar,
– Tarım işyerlerinde yapılan ancak tarım işlerinden sayılmayan işlerde çalışanlar,
– Tarım işyeri sayılmayan yerlerde park, bahçe ve fidanlık işlerinde çalışanlar.
Temel kural bu çerçevede şu şekilde belirginleşmektedir: kamu orman idarelerinde ücretle
çalışmak, süreksiz de olsa zorunlu sigortalılığı doğururken özel sektörde sigortalılık için hem ücretli
hem de sürekli çalışma koşulunun birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
B. Vahidi Fiyat Meselesinin Tarihsel Arka Planı
506 sayılı Kanun'un 1977 değişikliğinden önce Kurum uygulamasında, vahidi fiyat esasına göre
yürütülen orman işlerindeki çalışmanın hizmet akdi niteliği taşımadığı, dolayısıyla sigortalılık
doğurmayacağı kabul edilmekteydi. Yargıtay da başlangıçta bu görüşü benimsemiş; orman yerinde
vahidi fiyatla köylülere yaptırılan kesme, tomruklama, taşıma, istif ve tasnif gibi işlerin istisna akdi
niteliğinde olduğunu hükme bağlamıştır.6
Ancak, 1977 sonrasında içtihat köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Yargıtay sonraki dönem
kararlarında hizmet akdinin belirlenmesinde sözleşmenin adının değil fiilî çalışma koşullarının esas
alınması gerektiğini vurgulamış; tasnif ve istif işlerinde vahidi fiyat şeklinde ücret ödemesi yapılan
kimselerin de hizmet akdine dayalı olarak çalıştığını hükme bağlamıştır.7
C. 2925 ve 2926 Sayılı Kanunlar
Zorunlu sigortalılık kapsamı dışında kalan süreksiz tarım ve orman işçilerinin sosyal güvenliği,
2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu çerçevesinde isteğe bağlı sigortalılık modeliyle
sağlanmaya çalışılmıştır.8 Tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar ise 2926 sayılı Kanun
kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.9
5
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu md. 3/I-A bendi; 24.11.1977 tarihli ve 2100 sayılı Kanun ile değişik
hali.
6
Yargıtay 10. HD., 10.11.1981, E. 5509, K. 5825.
7
Yargıtay 21. HD., 04.02.1997, E. 544, K. 573.
8
2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga); 5510 sayılı Kanun md. 106 ile ilgili
hükümleri yürürlükten kaldırılmış, sigortalılık Ek Madde 5 ile sürdürülmüştür.
9
2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (mülga); 5510 sayılı
Kanun md. 4/1-b kapsamına alınmıştır.
Sayfa 2 / 6
D. 5510 Sayılı Kanun Dönemi
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, önceki dönemden süregelen temel
ayrımı korumuştur. Kanun'un 6. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tarım veya orman
işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar zorunlu sigortalılık kapsamı dışında
bırakılmıştır.10 Buna karşın kamu idarelerinde hizmet akdiyle çalışanlar 4. maddenin birinci
fıkrasının (a) bendi çerçevesinde zorunlu sigortalı sayılmaya devam etmektedir.
6111 sayılı Kanun'la 5510'a eklenen Ek Madde 5, kapsam dışı tutulan özel sektör süreksiz tarım
ve orman işçilerine isteğe bağlı sigortalılık imkânı tanımıştır. Bu kapsamdaki sigortalılar 4/a
statüsünde değerlendirilmekte; iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortasından
yararlanabilmektedir.11 Ancak sistemin isteğe bağlı olması, pratikte yararlanma oranlarının düşük
kalmasına yol açmakta; bu nedenle öğretide tarımda zorunlu sigortalılık kapsamının genişletilmesi
gerektiği yönünde görüşler ileri sürülmektedir.12
4. SGK GÖRÜŞ VE GENELGELERİ
A. 2011/50 Sayılı Genelge
SGK'nın 14.06.2011 tarihli 2011/50 sayılı Genelgesi, kısa vadeli sigorta kolları uygulamalarını
5510 sayılı Kanun ve 6111 sayılı Kanun değişiklikleri çerçevesinde yeniden düzenlemektedir.13
Tarım ve orman işçileri açısından Genelge'nin pratik önemi şu noktada yoğunlaşmaktadır: Ek Madde
5'in dördüncü fıkrası kapsamındaki süreksiz çalışanlar iş kazası ve meslek hastalığı sigortası
güvencesinden yararlanmaktadır.
Genelge ayrıca şu önemli tespiti içermektedir: kamu idarelerinin tarım veya orman işlerinde
hizmet akdiyle süreksiz olarak çalıştırdıkları kişiler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı hükümleri
uygulanmamaktadır.14 Bu hüküm, kamu ve özel sektör ayrımının iş kazası sigortası boyutundaki
yansımasını somutlaştırmaktadır.
B. 2013/11 Sayılı Genelge
SGK'nın 22.02.2013 tarihli 2013/11 sayılı Genelgesi, sigortalılık işlemlerini 5510 sayılı Kanun'un
güncel hükümleri doğrultusunda kapsamlı biçimde ele almaktadır.15 Tarım ve orman işleri
bakımından Genelge'nin ortaya koyduğu temel ilkeler şunlardır:
– Kamu idareleri ile Ek Madde 5 kapsamındakiler hariç olmak üzere, tarım ve orman işlerinde
süreksiz çalışanlar zorunlu sigortalı sayılmayacaktır.
– Ek Madde 5 kapsamında sigortalı olmak isteyenler, muhtarlık ve ilgili kurumların onayını içeren
giriş bildirgesini SGK'ya sunmak zorundadır.
– Sigortalılık müracaat tarihi itibarıyla başlatılmakta; geriye dönük tescil imkânı bulunmamaktadır.
– Prim hesabında ay 30 gün, yıl ise 360 gün esas alınmakta; prim oranı prime esas kazancın %34,5'i
olarak belirlenmiştir.
10
5510 sayılı Kanun md. 6/1-b.
11
5510 sayılı Kanun Ek Madde 5 (6111 sayılı Kanun md. 37 ile eklenmiştir); Adıgüzel, A.: "6111 Sayılı
Kanun’la Tarım İşlerinde Süreksiz Çalışanların Sigortalılığı", Mali Çözüm Dergisi, Mart-Nisan 2011, s. 327336.
12
Demir, M.: "Mevsimlik Tarım İşçilerinin Sosyal Güvenlik Haklarına İlişkin Değerlendirmeler ve Öneriler",
Çalışma ve Toplum, 2015, s. 177-194; Adıgüzel, A. (bkz. dipnot 12).
13
SGK Genelgesi 2011/50 (Kısa Vadeli Sigorta Kolları Uygulamaları), 14.06.2011.
14
SGK Genelgesi 2011/50: "Kamu idarelerinin tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak
çalıştırılanlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı hükümleri uygulanmaz."
15
SGK Genelgesi 2013/11 (Sigortalılık İşlemleri), 22.02.2013.
Sayfa 3 / 6
Genelge, hizmet akdinin varlığını Ek Madde 5 kapsamı için zorunlu ön koşul olarak öngörmektedir.
Bu çerçevede vahidi fiyat esasına dayanan ve istisna akdi niteliği taşıyan ilişkilerin söz konusu
kapsamda değerlendirilemeyeceği dolaylı olarak teyit edilmektedir.
C. 2005 Tarihli Hukuk Müşavirliği Görüşü
SSK Hukuk Müşavirliği'nin 18.07.2005 tarihli görüş yazısı, kamu orman idaresine ait bir işyerinde
vahidi fiyat sözleşmesiyle çalıştırılanların sigortalı sayılıp sayılmayacağını ele almıştır.16 Görüş
yazısında üç temel saptama yer almaktadır.
Birincisi, 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca sigortalı olmak hak ve yükümünden
kaçınılamaz; sözleşmelere bu yükümlülüğü ortadan kaldıran hükümler konulamaz.17 Bu nedenle
vahidi fiyat sözleşmesindeki "sigortalı sayılmaz" ibaresi hukuken geçersizdir.
İkincisi, 1976 tarihli protokol ve ek protokol, 2100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle
hükümsüz kalmıştır; bu protokole dayanarak sigortalılık yükümlülüğünden kaçınılması mümkün
değildir.18
Üçüncüsü, kamu sektörü orman işlerinde ücretle çalışanlar -sözleşmenin adına bakılmaksızın506 sayılı Kanun'un açık hükmü gereği zorunlu sigortalı sayılmalıdır. Bu tutum, fiilî bağımlılık
unsurunun belirleyici olduğu yaklaşımı pekiştirmekte ve 1996 tarihli SSK Sigorta Teftiş Kurulu Genel
Yazısı'nın çizgisini sürdürmektedir.
D. 2016 Tarihli Genel Yazı ve Kooperatif Üyelerine İlişkin Ayrışma
SSK Sigorta Teftiş Kurulu'nun 02.12.1996 tarihli Genel Yazısı, Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrol
ile Fidanlık işyerlerinde vahidi fiyat adı altında çalışanların fiilen işverenin denetim ve talimatı
doğrultusunda, belli mesai saatleri içinde çalıştığını tespit etmiş; bu nedenle anılan kişilerin
bağımlılık unsurunun varlığı gerekçesiyle sigortalı sayılması gerektiğini hükme bağlamıştır.19
SGK Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü'nün 06.09.2016 tarihli Genel Yazısı ise farklı bir yol
izlemektedir.20 Söz konusu yazıya göre, orman idarelerinin işleri orman köylülerini kalkınma
kooperatiflerine verdiği ve kooperatifin üyeleriyle vahidi fiyat/istisna akdi çerçevesinde çalıştığı
durumlarda, Orman Kanunu'nun 34. maddesi gereği kooperatifin üyesi dışında işçi çalıştırması
mümkün olmadığından,21 kooperatif-üye ilişkisi istisna akdi niteliğini koruduğu müddetçe bu kişiler
4/a kapsamında sigortalı sayılamayacaktır.
Bu yaklaşım, yapısal bir sınırlamayı (Orman Kanunu md. 34) fiilî bağımlılık kriterinin önüne
geçirmekte ve 2005 tarihli görüş yazısının benimsediği metodolojiden ayrılmaktadır. Kooperatif-üye
ilişkisine özgü bu sorun, genel vahidi fiyat tartışmasından ayrı değerlendirilmelidir.
5. VAHİDİ FİYAT UYGULAMASI VE YARGI İÇTİHADI
A. İçtihadın Gelişimi
Vahidi fiyat meselesinde Yargıtay içtihadı belirgin bir dönüşüm geçirmiştir. İlk dönem
kararlarında Yargıtay, orman yerinde vahidi fiyatla köylülere yaptırılan işlerin istisna akdi
niteliğinde olduğunu benimsemişken sonraki dönemde bu tutumdan vazgeçilmiştir. Yargıtay 21.
HD'nin 2001 tarihli kararında bu dönüşüm açıkça ortaya konulmuştur: ücretin ödenme biçimi
16
SSK Hukuk Müşavirliği Görüş Yazısı, 18.07.2005, Sayı: B.13.2.SSK.0.61.00.00.III-250/VIII.188 (Av.
Hilmi Şimşek).
17
506 sayılı Kanun md. 6: "Çalıştırılanlar, işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olurlar... Bu suretle
sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve
yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz."
18
SSK Hukuk Müşavirliği Görüş Yazısı, 18.07.2005 (bkz. dipnot 17).
19
SSK Sigorta Teftiş Kurulu Genel Yazısı, 02.12.1996, Sayı: 846591.
20
SGK Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü Genel Yazısı, 06.09.2016, Sayı: 4858430.
21
6831 sayılı Orman Kanunu md. 34.
Sayfa 4 / 6
sigortalılık statüsünü etkilemez; vahidi fiyat şeklinde ödeme yapılsa dahi bağımlılık unsuru mevcutsa
hizmet akdi oluşmuştur.22
B. Kooperatif-Üye İlişkisine Özgü Tablo
Orman işlerinin doğrudan köylülere değil de kalkınma kooperatiflerine verildiği ve kooperatifin
kendi üyeleriyle çalıştığı durumlarda Yargıtay farklı bir değerlendirme yapmaktadır. Yargıtay 10.
HD'nin 2005 tarihli kararında; orman idaresinden vahidi fiyatla iş alan kooperatifin, kooperatif ile
üyeleri arasındaki çalışma usul ve esaslarını da birim fiyat esasına dayalı yürütmesi, bu ilişkiyi hizmet
akdi değil istisna akdi niteliğine sokmaktadır.23 2016 tarihli SGK Genel Yazısı da bu yargısal tutumla
örtüşmektedir.
C. Güncel Yargı Eğilimi
Orman idaresine bağlı fidanlık işletmelerinde doğrudan çalıştırılan işçilere ilişkin daha yeni tarihli
kararlarda Yargıtay, işçinin orman idaresinin denetim ve gözetimi altında bağımlı olarak çalıştığının
açıkça anlaşıldığı durumlarda hizmet akdi koşullarının oluştuğunu kabul etmiştir.24 Bu kararlarda
ücretin vahidi fiyatla ödenmesinin sigortalılık hakkını ortadan kaldırmadığı hükme bağlanmıştır.
D. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar
Yargı kararları ve Kurum görüşlerinin bir arada değerlendirilmesinden uygulamacılar açısından
şu sonuçlar çıkmaktadır:
– Vahidi fiyat sözleşmesinin adı, otomatik olarak istisna akdi nitelendirmesi için yeterli
sayılmamaktadır; fiilî çalışma koşulları —özellikle bağımlılık unsuru— ayrıca değerlendirilmelidir.
– Kamu orman idaresi bünyesinde doğrudan çalışanlarda sözleşme adına bakılmaksızın bağımlılık
unsurunun varlığı sigortalılığı doğurmaktadır.
– Kalkınma kooperatifi aracılığıyla yürütülen çalışmalarda kooperatif-üye ilişkisi istisna akdi
niteliğini koruduğu sürece 4/a sigortalılığı doğmamaktadır; bu kişiler Ek Madde 5 kapsamında isteğe
bağlı sigortalı olabileceklerdir.
– Sözleşmede "sigortalı sayılmaz" ibaresinin yer alması hukuken sonuç doğurmamaktadır.
6. UYGULAMA SORUNLARI VE DENETİM
A. Anlık Tespitin Sınırlılığı
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin 103. maddesi uyarınca, fiilî tespitlere dayalı geriye dönük
hizmet bildirimlerinde en fazla bir yıllık süre dikkate alınmaktadır.25 Buna karşın uygulamada
denetim elemanları ve kolluk kuvvetlerinin yaptığı anlık tespitler uyuşmazlıkların temel kaynağını
oluşturmaktadır.
Özellikle tarım ve orman işyerlerinde çokça karşılaşılan senaryo şudur: denetim anında —
çoğunlukla yabancı uyruklu— işçilerin kayıtsız çalıştırıldığı saptanmakta, işverenlerden sigortalılık
bildirimleri talep edilmekte, bildirim yapılmaması hâlinde re'sen işlem tesis edilmekte ve idari para
cezaları uygulanmaktadır. Yargı mercileri ise yalnızca bu tür anlık tespitlere dayanan işlemleri çoğu
zaman hukuka aykırı bulmaktadır.
22
Yargıtay 21. HD., 18.06.2001, E. 2001/4674, K. 2001/4855: "Bir kimsenin sigortalı sayılması için hizmet
akdine göre çalışması yeterli olup ücretin ödenme biçimi sonuca etkili değildir. Tasnif ve istif işinde çalışan
ve vahidi fiyat şeklinde ücret ödemesi yapılan kimselerin hizmet akdine dayalı olarak çalıştığı Yargıtay'ın
oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir."
23
Yargıtay 10. HD., 20.12.2005, E. 2005/7623, K. 2005/14166.
24
İzmir BAM 10. HD., 31.05.2019; Yargıtay 10. HD. tarafından 25.01.2021 tarihinde onaylanmıştır.
25
Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği md. 103.
Sayfa 5 / 6
B. Delil Standartları
Hizmet tespit davalarında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benimsediği standart uygulamada yol
gösterici olmaktadır: mahkemeler, iş yerinde tutulması gereken dosyalar, ücret bordroları, müfettiş
raporları ve aynı dönemde çalışan diğer kişilerin tanıklıklarına başvurularak gerçek çalışma
olgusunu somut ve inandırıcı biçimde ortaya koymalıdır.26
Bu içtihat doğrultusunda uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
– Anlık tespit yerine çalışmanın sürekliliğini ortaya koyacak belge temelli araştırma yapılmalıdır.
– İşçilere ait muhtarlık kayıtları, kooperatif üyeliği belgeleri ve ödeme makbuzları toplanmalıdır.
– Çalışma ilişkisinin nitelendirilmesinde salt sözleşme metnine değil; mesai düzeninin varlığına,
işverenin talimat ve denetimine ve ücretin nasıl belirlendiğine bakılmalıdır.
7. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle çalışanların sosyal güvenliği, mevzuatın çizdiği çerçeve
içinde birbirine paralel iki eksen üzerine kurulmuştur: kamu idarelerinde zorunlu sigortalılık, özel
sektörde ise —süreksiz çalışmalar bakımından— isteğe bağlı sigortalılık. Bu temel ayrım, 506 sayılı
Kanun döneminden 5510 sayılı Kanun dönemine değin varlığını korumuştur.
Vahidi fiyat meselesi, bu genel çerçeve içinde özgün ve hâlâ tartışmalı bir alan olmayı
sürdürmektedir. Yargıtay içtihadı 1981'den 1997'ye, oradan 2001 ve sonrasına uzanan bir çizgide
fiilî bağımlılık kriterini giderek daha ön plana çıkarmıştır. Bununla birlikte, kalkınma kooperatifi
aracılığıyla yürütülen çalışmalarda yapısal kısıtlama gerekçesiyle farklı bir değerlendirme çizgisi
sürmektedir. 2016 tarihli SGK Genel Yazısı bu tutumu idari düzeyde teyit etmekte; ancak 2005 tarihli
Hukuk Müşavirliği görüşüyle fiilî bağımlılık kriteri bakımından tam örtüşmemektedir.
Denetim ve uyuşmazlık süreçlerinde sözleşmenin adına değil çalışmanın niteliğine; kooperatif
ilişkisinde ise hem yapısal konuma hem de fiilî çalışma biçimine bakılması gerekmektedir. Bu ayrımın
gözetilmesi, hem sigortalılık kararlarının sağlam temele oturtulması hem de işverenlerin gereksiz
yaptırımlardan korunması açısından zorunludur.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
26
Yargıtay HGK., 06.07.2005, E. 2005/21-60: "Bu davalarda iş yerinde tutulması gerekli dosyalar ile
kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı
araştırılmalı, aynı dönemde iş yerinde çalışanlar saptanmalı... gerçek çalışma olgusu somut ve inandırıcı
bilgilere dayalı biçimde kanıtlanmalıdır."
Sayfa 6 / 6