4/B Sigortalılığının (Bağ-Kur) Tespiti Davalarında Re’sen Tescil Yükümlülüğü ve Hak Düşürücü Süre
- Tarih
- HazırlayanBARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
Ekli belgeler
PDF Makale (PDF)PDF · Arşiv belgesi Aç ↗Ekli belgenin metni: Makale (PDF)
4/b SİGORTALILIĞININ (BAĞ-KUR) TESPİTİ DAVALARINDA RE’SEN TESCİL YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE
HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE
1. GİRİŞ
Mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu 4/b sigortalısı (Bağ-Kur) sayılması gereken kişilerin bir
bölümü, çeşitli nedenlerle Kuruma zamanında kayıt ve tescil yaptıramamış ya da yaptırmamıştır. Bu
kişilerin geçmişe dönük sigortalılıklarının tespitine ilişkin açtıkları davaların hukuki zemini, 506 sayılı
Kanun kapsamındaki hizmet tespiti davalarından farklı bir çerçevede şekillenmiştir. 1479 sayılı
Kanun’da, 506 sayılı Kanun’un 79. maddesine paralel biçimde geçmiş çalışma sürelerinin mahkeme
kararıyla tespitini doğrudan mümkün kılan bir düzenleme yer almamaktadır.1 Bu yapısal eksikliği
gidermek amacıyla çeşitli dönemlerde çıkarılan geçiş hükümleri, sigortalılık başlangıcına ilişkin kritik
tarihler belirlemiş ve bu tarihler aynı zamanda uygulamada tartışmalı süre sınırlamalarını da
beraberinde getirmiştir.
Uygulamada en çok sorun yaratan alan, Kurumun 1479 sayılı Kanun’un 26. maddesinden doğan re’sen
tescil yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda geçiş hükümlerinin öngördüğü süre
sınırlamalarının nasıl uygulanacağıdır. Bu yazıda söz konusu hukuki çerçeve ve mahkeme uygulaması,
yargı kararları ışığında ele alınmaktadır.
2. MÜLGA 1479 SAYILI KANUN’DA ZORUNLU 4/b SİGORTALILIĞI VE RE’SEN TESCİL
A. Zorunlu Sigortalılığın Unsurları
1479 sayılı Kanun’un 24. maddesi, zorunlu 4/b sigortalısı sayılacak kişileri belirlemektedir. Kanun’un
3165 sayılı Kanun’la değişik halinde, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan ve kanunla kurulmuş
başka bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamı dışında kalan kişiler için gelir vergisi mükellefi olmaları ya
da gelir vergisinden muaf olmakla birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna kayıtlı bulunmaları yeterli
görülmüştür. Bu çerçevede vergi dairesi kaydı veya meslek odası kaydının varlığı, zorunlu 4/b
sigortalılığı statüsünün oluşması bakımından belirleyicidir; sigortalının iradi bir başvuruda bulunması
şart değildir.
Zorunlu sigortalılığın bu niteliği, kanun koyucunun amacıyla doğrudan bağlantılıdır. 1479 sayılı
Kanun, esnaf, sanatkar ve diğer bağımsız çalışanları zorunlu sigortalılık kapsamına alarak sosyal güvenlik
sisteminin kapsayıcılığını pekiştirmeyi hedeflemiştir. 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle bu
kişiler 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmaya devam etmekte;
sigortalılığın başlangıcı, 5510 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca vergi
mükellefiyetinin başladığı tarih olarak belirlenmektedir.2
B. Re’sen Tescil Yükümlülüğü
1479 sayılı Kanun’un 26. maddesine emredici nitelikte bir hüküm konulmuş; 4/b sigortalılığı niteliği
taşıdığı halde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayanlar hakkında Kurumca re’sen tescil işlemi yapılacağı
açıkça düzenlenmiştir. Aynı madde, vergi dairelerini ve kanunla kurulmuş meslek kuruluşlarını da
mükellefiyet ya da üyelik kaydına ilişkin bildirimleri Kuruma üç ay içinde iletmekle yükümlü kılmaktadır.
1 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu m. 24 ve m. 26. 3165 sayılı Kanun’un 7.
maddesiyle 24. madde değiştirilmiş; zorunlu 4/b sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma ya da kanunla kurulu meslek kuruluşuna
kayıtlı bulunma şartı getirilmiştir.
2 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Geçici m. 7 ve Geçici m. 8 (R.G. 16.06.2006, S. 26200; yürürlük
01.10.2008). 5510 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 4/b kapsamındakilerin sigortalılığının vergi mükellefiyetinin
başladığı tarihten itibaren başlayacağını düzenlemektedir.
1/4
Bu yükümlülük, sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcı ve zorunlu niteliğinin kurumsal güvencesini
oluşturmaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, Kurumun oda kaydı bulunan kişiler yönünden re’sen araştırma yaparak
fiili çalışmayı belirlemesi gerektiğini vurgulamıştır. 3 Bu tutum, Kurumun bildirimsiz tescil
yükümlülüğünün salt bürokratik bir düzenleme olmadığını, sosyal güvenlik hakkının güvencesi olan
normatif bir ödev niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır.
3. GEÇİŞ HÜKÜMLERİ VE GERİYE DÖNÜK TESCİLİN HUKUKI SINIRI
1479 sayılı Kanun’da 506 sayılı Kanun’un 79. maddesine koşut olarak tescil edilmeyen dönemlerin
mahkeme kararıyla tespitini doğrudan mümkün kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte
kanun koyucu, 4/b sigortalılığı niteliğini taşıdığı halde tescilsiz kalan kişiler için çeşitli dönemlerde geçiş
mekanizmaları oluşturmuştur.
Bu mekanizmaların en kapsamlısı, 4956 sayılı Kanun’un 47. maddesiyle 1479 sayılı Kanun’a eklenen
Geçici 18. maddedir. Söz konusu madde, 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanlar
için 4/b sigortalılığına ilişkin hak ve yükümlülüklerin bu tarihten itibaren başlayacağını hükme bağlamış;
bununla birlikte önceki döneme ait vergi mükellefiyetini borçlanma yoluyla sigortalılık süresine dahil
etme imkânını belirli koşullar ve süreler çerçevesinde mümkün kılmıştır.4 Bu borçlanma imkânından
yararlanabilmek için, Geçici 18. maddenin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden itibaren altı ay içinde
Kuruma başvurulması zorunluydu. Başvuru süresini geçirenlerin borçlanma hakkını kullanabilmesi
mümkün değildir.
5510 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi de aynı doğrultuda, tescilsiz 4/b sigortalılarının sigortalılık
hak ve yükümlülüğünün Kanun’un yürürlük tarihi olan 01.10.2008’den itibaren başlayacağını
düzenlemiş; benzer koşullarla bir borçlanma imkânı öngörmüştür.5
Anayasa Mahkemesi, Geçici 18. maddenin yarattığı sınırlamaya ilişkin itirazı değerlendirmiş ve söz
konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. 6 Bu karar, geçiş hükümlerinin
getirdiği tarihsel kesimin hukuki geçerliliğini teyit etmektedir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de bu
çerçevede, 04.10.2000 tarihinden önce herhangi bir tescil, giriş bildirgesi veya iradi prim ödemesi
bulunmaksızın 4/b sigortalılığı niteliğini taşıyan kişilerin bu tarihten önceki dönemlerine ilişkin geriye
dönük tespitinin kural olarak mümkün olmadığı tutumunu sürdürmektedir.
4. KURUMUN RE’SEN TESCİL YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE İÇTİHATTAKİ GERİLİM
A. Kurumun Kusurunun 4/b Sigortalısına Yansıtılması Sorunu
Re’sen tescil yükümlülüğünün 1479 sayılı Kanun’un 26. maddesinde açıkça düzenlenmesine karşın
uygulamada bu yükümlülüğün yerine getirilmediği görülmektedir. Vergi dairelerinin ve meslek
3 Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 30.03.2017 (E. 2016/11215, K. 2017/8718): Davacının oda kaydı bulunduğundan, 1479 sayılı Kanun’un 26.
maddesinde düzenlenen sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz kamusal yapısı gereği re’sen araştırma yapılarak davacının kendi
nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
4 4956 sayılı Kanun m. 47 ile eklenen 1479 sayılı Kanun Geçici 18. madde (R.G. 02.08.2003, S. 25188). Madde, 04.10.2000 öncesi
tescilsizler için 4/b sigortalılığına ilişkin hak ve yükümlülükleri bu tarihten başlatmış; önceki döneme ait vergi mükellefiyetini borçlanma
yoluyla değerlendirme imkânını altı aylık başvuru ve bir yıllık ödeme sürelerine bağlamıştır.
5 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Geçici m. 7 ve Geçici m. 8 (R.G. 16.06.2006, S. 26200; yürürlük
01.10.2008). 5510 sayılı Kanun’un 7. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 4/b kapsamındakilerin sigortalılığının vergi mükellefiyetinin
başladığı tarihten itibaren başlayacağını düzenlemektedir.
6 Anayasa Mahkemesi, 22.3.2012 (E. 2011/9, K. 2012/44, R.G. 6.10.2012, S. 28433): 1479 sayılı Kanun’un Geçici 18. maddesinin
Anayasa’ya aykırı olmadığına oyçokluğuyla karar verilmiştir.
2/4
kuruluşlarının mükellef ile üye bilgilerini Kuruma zamanında bildirmediği, buna karşın Kurumun da bu
bildirimleri takip ederek re’sen tescil işlemi başlatmadığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu boşluk,
4/b sigortalılığı koşullarını fiilen taşıyan kişilerin uzun süre tescilsiz kalmasına zemin hazırlamaktadır.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, Kurumun ödenen primleri kullandıktan ve 4/b sigortalısına sosyal
güvenlik güvencesi yönünden beklenti yarattıktan sonra sigortalılığı geriye dönük olarak iptal etmesinin
Medeni Kanun’un 2. maddesindeki iyiniyet ilkesiyle bağdaşmayacağını kabul etmiştir. 7 Buna karşın bu
ilkenin doğrudan uygulanabilmesi, Kurumun fiilen prim tahsil etmiş ya da sigortalıya yönelik somut bir
beklenti yaratmış olmasını gerektirmektedir. Prim alınmaksızın ve herhangi bir kurumsal temas
kurulmaksızın tescilsiz kalan dönemler için bu gerekçenin tek başına yeterli olmadığı görülmektedir.
B. İçtihattaki Gerilim ve Değerlendirme
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, kurumun re’sen tescil yükümlülüğünün bulunduğu iddiasına dayanan
temyiz başvurularını, geçiş hükümlerinin açık sınırları karşısında kabul etmemektedir.8 Bu tutum, re’sen
tescil ihmalinin 4/b sigortalılığı başlangıcını geriye taşıyacağı yönünde genel bir kural oluşturulmasını
engellemektedir.
Bununla birlikte, bir kısım ilk derece mahkemesinin somut olgular temelinde farklı bir değerlendirme
yaptığı görülmektedir. 4/b sigortalılığı koşullarını taşıyan kişinin oda ve vergi kayıtlarının Kurumca
bilindiğinin ya da Kurumun bizzat denetim yaparak fiili çalışmayı tespit ettiğinin anlaşıldığı hallerde bazı
mahkemeler, bu bilgiyi elinde bulunduran Kurumun re’sen tescil işlemi başlatmamasının geçiş
hükümlerinin mutlak bir engel olarak uygulanmasına imkân vermeyeceği sonucuna varmıştır. Bu
yaklaşım, hizmet tespiti davalarında yerleşik hale gelen kurumun çalışmayı öğrenmesiyle hak düşürücü
sürenin işlemeye başlamayacağı ilkesinin mantıksal bir uzantısıdır.
Kurumun kendi ihmalinden yararlanamayacağına ilişkin genel hukuk ilkesi ile geçiş hükümlerinin
emredici sınırları arasındaki bu gerilim, içtihadın henüz tam bir görüş birliğine ulaşamadığı bir alanı
işaret etmektedir. Meseleyi belirleyici olgusal fark şudur: 4/b sigortalısının bilgi ve belgeleri Kurumun
elinde bulunmasına rağmen re’sen tescil yapılmamışsa, bu durumun geçiş hükmünün uygulanmasına
doğrudan etki etmesi beklenebilir. Buna karşın Kurumun yükümlülüğünü soyut düzeyde yerine
getirmemiş olması, geçiş hükmünün yarattığı kesin sınırı aşmak için tek başına yeterli kabul
edilmemektedir.
5. SONUÇ
Mülga 1479 sayılı Kanun kapsamında tescilsiz kalan 4/b sigortalılarının hukuki durumu, geçiş
hükümlerinin koyduğu tarihsel sınırlar ile Kurumun kendi ihmalinden doğan hak ihlali riski arasında
çözüm bekleyen bir denklemi yansıtmaktadır. Geçici 18. maddenin ve 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8.
maddesinin getirdiği düzenleme, 4/b sigortalılığı niteliğini taşıdığı halde tescilsiz kalan kişilerin geriye
dönük sigortalılığını ilke olarak olanaksız kılmaktadır. Bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı teyit
edilmiştir.
Bununla birlikte, Kurumun 1479 sayılı Kanun’un 26. maddesinden doğan re’sen tescil yükümlülüğünü
açıkça ihmal ettiğinin ve 4/b sigortalılığı koşullarının Kurumca denetim ya da bildirim yoluyla
7 Yargıtay 21. Hukuk Dairesi (E. 2010/8729, K. 2010/12360): Kurumun, 4/b sigortalısından ödenen primleri kullandıktan ve sigortalıya
sosyal güvenlik yönünden beklenti yarattıktan sonra sigortalılığı geriye dönük olarak iptal etmesinin Medeni Kanun’un 2. maddesindeki
iyiniyet ilkesiyle bağdaşmayacağı hükme bağlanmıştır.
8 Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (E. 2018/998, K. 2018/1804): Vergi, oda ve sicil kaydı bulunan ancak 1479 veya 5510 sayılı kanun
kapsamında herhangi bir tescili, giriş bildirgesi ya da prim ödemesi olmayan davacı hakkında, kurumun re’sen tescil yükümlülüğü
bulunduğu gerekçesine dayanan temyiz talebi reddedilerek ilk derece ve istinaf kararları onanmıştır.
3/4
öğrenildiğinin somut delillerle ortaya konulduğu hallerde geçiş hükümlerinin mutlak bir engel olarak
uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalı olmaya devam etmektedir. Bu tartışmanın çözüme kavuşması,
Yargıtay’ın re’sen tescil ihmalini somut olgusal arka planıyla birlikte ele alan daha belirgin bir içtihat
oluşturmasına bağlıdır. Sosyal güvenlik hakkının anayasal temeli ve Kurumun zorunlu sigortalılığı
kapsama alma yönündeki ödevleri gözetildiğinde, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağına
ilişkin temel hukuk ilkesinin 4/b sigortalılığı alanı için de hayata geçirilmesi, hukuken mümkün olmaktan
öte zorunlu görünmektedir.
BARIŞ ERDEM DANIŞMANLIK SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU EKİBİ
4/4